Son Dakika :   
 
 
 
KURBAN DUYURUSU
 
Devamı
 
DEPREM, BODRUM'U YIKAMADI
 
3000 kişi, üniversite ve bakanlık yetkililerinden oluşan “Yetkili Teknik Heyetin” yolunu gözlüyor…
Devamı
 

 

 

 
          
  Devamı

Magazin
KADIN SORUNLARINA HEYKELLİ MESAJLAR

 

 Devamı 
 
Metin
Mercimek
 
Gazeteci-Yazar Metin Mercimek’te Efecehaber’de.
Okudunuz mu?
 
  Devamı 

 

AKPINAR Temmuz 2017 Sayısı

 

Hava Durumu Bilgileri

 
Döviz Kurları
altın fiyatları



 
 
Ziyaretçiler
Toplam Ziyaretçi :  15484450
Bugün Ziyaretçi :  19263
Aktif Ziyaretçiler :  2665

Mehmet Kadıoğlu'nun şiirleri
 

Mehmet KADIOĞLU

ŞİİRLERİ

(2012)

 
                                         
351- ANAM ANAM

Anam anam başıma taç yaparım
Seni bir gün değil her gün anarım
Cenneti ayaklarının altında ararım
Bitmeyen aşkının ateşinde yanarım

Sardın sarmaladın ısıttın bedenimi
Yemedin yedirdin gösterdin şefkatini
Uyumam için uykusuz geçirdin gecelerini
Karşılıksız verdin içinden gelen sevgini

Gün geldi lokmalar dizildi boğazına
Sesini çıkarmadın canından aziz evladına
Fedakarlık yazılmış anaların anlına
Dünya zevkini unutmuş yavrusunun aşkına

Bu devri alem böyle sürer gider
İnsan annesinin hakkını nasıl öder
Yeter ki sevgi şefkat hoşgörü göster
Ellerinden öpmen dünyalara değer

MEHMET KADIOĞLU
13 MAYIS 2012
350- İRFAN ATEŞİ

Hastalığın beni derinden yaraladı
Kalbi dualarımız arşa ulaşmalı
Muhabbet dedikleri bu olmalı
Duygularım bugünlerde çok taştı
 
Yüzündeki tebessüm solmasın
İlim irfan yolunda baş tacısın
Sevenlerinin gönlünde sultansın
Ali hocam talebelerin binleri aştı

Sohbetlerde itikaf da kucaklaştık
Mana aleminde deryaları aştık
Uzakta olsak da mesafeleri kısalttık
Bizi yakınlaştıran Muhammedi aşktı

Kuran ayetlerini ayrıntılı anlattın
Sünnet ve hadisleri tek tek yorumladın
Millet evlatlarının eğitimini dert yaptın
Hocam Kilis'te irfan ateşi yaktı

MEHMET KADIOĞLU
9 MAYIS 2012
349 - SÖZ MECLİSTEN DIŞARI

Hak, hukuk, adalet bilmezler
Kendileri eker, kendileri biçerler
Ham meyveyi koparır yerler
Tatsız der yere tükürürler
İki günlük dünyada niye yersin

Altın yere düşmekle ziyan olmaz
Bafon parlasa da taç yapılmaz
Karga kılavuzsa burnun pisten çıkmaz
Döner döner durursun hedefe varılmaz
İki günlük dünyada sen ziyandasın

Ağzından söz çıkıncaya kadar senindir
Kalemim yazınca silinmez benimdir
İyi laf dost meclisinde söylenmelidir
Yanlışsa özürle toprağa gömülmelidir
İki günlük dünyada sen avaresin

İbret almak istersen dönde bak
Yiğitsen düştüğün yerden kalk
Namerde güvenme, mert olsun dayanak
Kurt duruşu ile asil, tilki huyu ile kaypak
İki günlük dünyadan ders almalısın

MEHMET KADIOĞLU
6 MAYIS 2012
348 - ÜÇ MAYIS

Türküm dediler ezilip sürüldüler
Türlü türlü işkence gördüler
Zindan tabutluk hücredeler
Yılmayıp fikirlerini söylediler
Neler çekti neler bu millet

Kimliğine el uzatıldı vermedin
Ezanına müdahale edildi direndin
Camilerini sattılar lanetledin
Kutsal değerlerinden vazgeçmedin
Neler gördü neler bu millet

Kırklı yıllar geride kaldı sandık
Seksende tekrarını yaşadık
Zulmün izlerini unutmadık
Üç mayısta Türklüğümüzü hatırladık
Neler yaşadı neler bu millet

Haykırmak geliyor çılgınca içimden
Övünürüm peygamberin övdüğünden
Tarihe yazılan silinmez asaletinden
Asla vazgeçmem Türk milliyetçiliğinden
Ne olursa olsun Türktür bu millet

MEHMET KADIOĞLU
3 MAYIS 2012
347 - SEVGİ KUTSALDIR

Göğsümün orta yerinde
Bir sızı var yüreğimde
Mazisi gençlik günlerimde
Hala yaşar hayalimde
Kavuşurum belki mahşerde

Hatırlarım onu bülbülün ötüşün de
Kokusunu ararım bahar çiçeklerinde
Teni kadife yapraklı gonca güllerde
Gözleri gök yüzünün mavi derinliğinde
Ararım seni dünya denen gezegende

Aşkın sarhoşluğu kaldı benliğimde
Sonsuza kadar yanar ateşi yüreğimde
Sevmesini bilirsen biri sever senide
Yaradan vermiş duygu tükenmez özünde
Dökülür dilimden sevgi her sözümde

Aslı, Kerem Leyla, Mecnun aşkı nerede
Karacaoğlan mısralara döker şiirinde
Şimdiki aşklar göstermelik dizilerde
Masumiyeti kayboldu sürünür yerde
Sevgi kutsaldır kıymetini bilende

MEHMET KADIOĞLU
1 MAYIS 2012
346 - VAKIF
 
Yoksula uzatılmalı kardeşçe eller
Onlar sessiz, çaresiz haldeler
Yapılacak yardımı umutla beklerler
Aranmalı, bulunmalı gerçek garipler
Varlığımızın sebebi belkide düşkünler
 
Yokluk ateştir yakar onuda, seni de
Ortak duygular, güçler birleşmeli cömertçe
Yaşlılık gelmeden gençler vermeli el ele
Allah'ın imtihanıdır yazılmışsa kadere
Varlığın sebebi, yokluğun sabrı mahşerde
 
Yaradan getirmiş bizleri bir araya
Olgunlaşmışız ki başlamışlar bizden almaya
Yarışırız her şeyimizle fukaraya ulaşmaya
Ah nasip mi koşsam dertlerine derman olmaya
Vakıf olarak azimliyiz çok çalışmaya
 
Yardım yalnız vermekle olmaz
Okutmalı öğretmeli yoksa insanlık yaşamaz
Yoyav'ın amacıdır eller becerisiz bırakılmaz
Alan el üreten elden üstün olmaz
Vakıf ecdadın mirasıdır sahipsiz kalmaz
 
 
MEHMET KADIOĞLU
29 nisan 2012
 
345 - İŞTE HAYATIM
 
Tefekküre dalar seyran eylerim
Halim harap mı der endişelenirim
Af kapısında sıramı beklerim
Garibim günlerim böyle geçer
 
Hayatın akışına kapılmaktan korkarım
Etrafındaki yanlışları bir bir bakarım
Görürüm anlarım ibret alırım
Her anım muhasebe ile geçer
 
Kolaysa şirinse uzak durmalı
Nefsin isteklerine dizgin vurmalı
Ele göze dile sahip olmalı
Beyhude günler ezer geçer
 
Kuran'a, sünnete uygun yaşamalı
Allah'a kullukta sultan olmalı
Dünya geçici ahirete hazırlanmalı
Hayatım hazırlanmakla geçer
 
MEHMET KADIOĞLU
25 NİSAN 2012
 
344 - RAHMET KAPISI
Her gün acı bir haber
Ya dost, ya akraba gider
Adem'den günümüze böyle sürer
Ömür denilen süre biter.
Ölüm sonsuzluk yolunun ilk durağı
Ruhun bedenden uzaklaştığı
Hemen başlar yolcunun hazırlığı
Kazar mezarcı hazırlar mezarlığı.
Uzaktan yakından gelir tanıdıklar
Bir gün de bizim için toplanacaklar
Düşünenler elbette ibret alacaklar
Zelil olacak hesapsız yaşayanlar.
Bütün yaptığın eksiksiz sorulacak
İmanın, iyi amelin yoldaş olacak
Adına sanına hiç bakılmayacak
Kurtuluş rahmet kapısında aranacak.
MEHMET KADIOĞLU
***
 
343 -ÖZLENEN BAHAR
Kış bu havada siyah bulutlar
Yağmur olur sicim sicim yağar
Soğuktur arkası dolu ve kar
İnsana muhtaç bütün canlılar
 
Tabiat kabuğuna çekilmiş uykuda
Merhametli el uzanmazsa ne yerler
Minik serçeler, sakalar neredeler
Her yer su, kar nasıl yaşar karıncalar
 
Hikmet örtüsünü görmez insanlar
Doğa olayı diyenler kalır uykuda
Özlenen bahar gelir yavaş yavaş
Renk renk çiçekler sarmaş dolaş
 
Meler, zıplar kuzular anasıyla oynaş
Bunları izle ki mutluluğa yaklaş
Gör ve anla sakın kalma uykuda
Güneş alıp götürdü kasvetli günlerimi
 
Isıttı bedenim coşturdu sevgimi
Özlemişim baharın habercisi laleleri
Sevinemiyorum geri verin giden senemi
Uyanmasam bu rüyadan kalsam uykuda
 
MEHMET KADIOĞLU
19 NİSAN 2012
342 - NECİS OLUR

Yalayın beyler yalayın
El öpmekle mübarek olmaz
Salya, sümük bulaştırmayın
Necis olur başa konmaz

Görünen yalakalığın uygulaması
Çapın yaptıklarının çarpımı
Ağırlığın yaşadıklarının ortalaması
Kazancın bu kadar basit olmak mı

Asalet çarşıda, pazarda satılmaz
Fırsat bulur sırtına giyersen
Eğreti durur her insana uymaz
Vay haline kerameti kendinde bilirsen

Sözüm acı olsa da ben yazarım
Amacım doğru ve yanlışı anlatmak
Hatalarını görsün diye ayna tutarım
İnsanlık görevimdir düşeni kaldırmak

MEHMET KADIOĞLU
17 NİSAN 2012
***


341 - MAHŞERDE GÖRECEĞİM

Bir gün bende göçüp gideceğim
Kimi alim diyecek kimi zalim
Arada kalanlar der halim salim
Halbuki Allah'a hesabı ben vereceğim

Fikri olanlar konuşur karar veremez
İnsan oğlu susmayı aklına getirmez
Fitne ateşi yakanı da iflah etmez
... Huzuru ilahide sizlerle hesaplaşacağım

Kebir günahlardan uzak yaşadım
Dünya görüşümden asla sapmadım
Dik durdum nasırlarına bastım
Sanmasın kimse sorgusuz kurtulacağım

Fikrimi fikirlerine ezdirmedim
Doğru birdir dedim taviz vermedim
Özüm neyse sözüm odur dedim
Mükafatını mahşerde göreceğim

MEHMET KADIOĞLU
14.04.2012
 
340 - AYASOFYA'DA CUMA
 
Sayan var mı geçen Cumaları
Geleceğe kimlerin kavuşacağını
Anlatması zordur bu duyguları
Fırsat varken yaşa bayram havasını
 
Gaye müminlerin kucaklaşması
Şarttır cemaatle kılmak bu namazı
Birde özgürce bayrağın dalgalanması
Bereketidir camilerin dolup taşması
 
Ah birde Fatih'in vasiyetine uyulsa
Ayasofya'da cuma namazı kılsak
Fetih'in manevi mührü yaşatılsa
Vakfiyedeki bedduadan kurtulsak
 
İslam alemi nefsi duyguları yenerse
Arzuladığım günler mutlaka gelecek
Kör olası şeytan parmağını çekse
Müminler cumaları bayrama çevirecek
 
MEHMET KADIOĞLU
12 NİSAN 2012
339 - FELSEFEM

Bu sevdayı yüreğimden
Uğraşsalar da söküp atamam
Bağlanmışım gençlik yıllarımdan
Şartlar ne olsa da bırakamam

Millet aşkıyla yana yana
Başladım hamlıktan olgunlaşmaya
İbret için bak geçen yılına
Bel bükülür, başlar saç ağarmaya

Hayat felsefem her zaman insan
Geçmişten, geleceğe köprü kuran
Zalimin zulmüne alkış tutmayan
Taviz vermeden ayakta dik duran

Tarih ortak hak kitap bir
Ne yaparsan yap Allah bilir
İyiler azalır bir yana çekilir
Fırsat bekleyenler sıra sıra dizilir

Altın neslin son halkalarından
Üzüyor beni her kopan
Anlamayanlar sanır sebep sudan
Yarasadır aydınlıktan korkan

MEHMET KADIOĞLU
10 NİSAN 2012
 
338 - ŞİKAYETİM VAR

Dua ve rahmetle anarım
Nasihatlerini bir bir hatırlarım
Ne çabuk unutuldu yanarım
Yalan göz yaşı dökenlere inanma

Başbuğum, şikayetlerim var sana

Fitne, fesat almış başını gider
Fikirlerin özde değil sözde sürer
Herkes yer kapma yarışına girer
Acizliği gizlemeye gelirler baş ucuna
Başbuğum, şikayetlerim var sana

Evlatların layık mı bıraktığın emanete
Kırıldı, küstürüldü her biri bir yerde
Şahlanış kaldı mucizevi rahmete
Arsız gamsız gelirler baş ucuna
Başbuğum, şikayetlerim var sana

Sözüm birimize değil binimize
Vatan, millet aşkına gelelim kendimize
Vebal büyüktür dönelim ülkücülüğümüze
Sevdalıların sessizce gelir baş ucuna
Başbuğum, şikayetlerim var sana

MEHMET KADIOĞLU
2 NİSAN 2012
337 - ON SEKİZ YİRMİ

Ölümlerle tükenmedik filizlendik
Genç yaşımızda tabutlara omuz verdik
Elimizle şehitleri mezara indirdik
Görüp yaşamayan halimizden anlamaz

Geride kalanlar kurtuldu mu sanırsın
Koğuşlarda acıyla selalar yankılansın
Darağacında şehadetle asılırsın
Vatan sevgisi olmasa buna dayanılmaz

Bu gençlerin yaşı on sekiz yirmi
Ya şehit, ya mahkum, ya firari
Kaybolan yılları kim getirecek geri
Her şeye rağmen milletle küs olunmaz

Geçmişi unutma bu güne kolay gelinmedi
Çekilen çilelerin izi ömür boyu silinmedi
Milletimin ateşle imtihanı halen bitmedi
Birlik sağlanmazsa al bayrağım dalgalanmaz

MEHMET KADIOĞLU
31 MART 2012
 
 
***
 
336 - ALIN YAZIMA
 
Gönlümün gök kubbesinde
Yalnız sana sana yer verdim
Ilgıt ılgıt esen meltemli gecelerde
Aklıma fikrime sen girdin
 
Mehtaba bakınca seni hatırlarım
Issız gecelerde hayalinle yoldaşım
Yine gün doğdu yalnız başımayım
Kaderimin sürüklediği kumsaldayım
 
Güneş yavaş yavaş yakar tenimi
Mest eder uykusuz yorgun bedenimi
Düşüncelerimden çıkaramam seni
Kum taneleri görgü şahidim
 
Renk renk mercan balıklarına
Sordum seni göçen göçmen kuşlarına
Bir haber gelmez kaldım tek başıma
Teslimiyetle sığınırım alın yazıma
 
MEHMET KADIOĞLU
29 MART 2012
 
335 - ÖZLEMİM

Umutla beklerim baharı
Anası ile oynaşan kuzuları
Cıvıl cıvıl cıvıldaşan kuşları
Özledim canlanacak doğayı

Güneş işler iliklerime
Güç gelir yorgun bedenime
Dönerim gençlik günlerime
Kokusundan tanırım tabiat anayı

Dağlarda kardın su olup aktın
Yatağına sığmadın taştın
Şelale olup yamaçlardan atladın
Deniz oldun kucakladın deryayı

Bir tohumdun çiçek oldun
Binlerce arıya ikram sundun
Almadan vermenin yolunu buldun
Ararım kardeşçe yaşanan dünyayı

MEHMET KADIOĞLU
27 MART 2012
***
 
334- DÜŞME ÇAMURA
 
İnsan bu dalar hülyaya
Kaptırır kendini dünyaya
Başlar iki yüzlü yaşamaya
Battıkça batar çamura
 
Riya yakar girer hayatına
Her şeyi mubah görür şahsına
Alışıktır yaratanın gazabına
Ders almaz batar çamura
 
Bakmaz hatasına hata arar
Dostuna ihanet eder satar
Sivri sinekler etrafını sarar
Düşmüş bataklığa batar çamura
 
Mevlam akıl vermiş kuluna
Muhakeme yeteneğini kullansana
Eline diline sahip olsana
Gayret etki düşme çamura
 
MEHMET KADIOĞLU
26 MART 2012
333- ŞER ÜÇGENİ

Kış gelince inine girer
Bahar gelince kan döker
Kültürel hakları bahane eder

Elbet hafızası olanlar
Bu alçak oyunu hatırlar

Nevruz nevruz gibi kutlanmadı
Yakılan ateşle şölen yapılmadı
Mahzun anaların yüreği yandı

Meydanı boş buldular
Kuduz it olup saldırdılar

Şer üçgeninde kimler kimler var
Maaş danışman yine ön saftalar
Dokunulmazlığın arkasına sığınırlar

Aldıkları emri uyguladılar
Terörden medet umdular

Şehit oldu polisim, askerim
Kandili,Irak'ı iyi bilirim
Elimde güç var tepeler ezerim

Karayılan, boz yılan bir aradalar
Yakala getir imralıda yaşasınlar

MEHMET KADIOĞLU
25 MART 2012
 
332- GÜNDÜZÜNE GECESİNE

İşte hayat bu iki kelime
Yaşam çözülmesi zor bilmece
Doğum sonrası ölüm netice
Gel de aldan gündüzüne, gecesine

Cümle alem düşer derdine
Kimse bakmaz kendi haline
Ölümden ders çıkarmaz nefsine
Yanarım boşa geçen gündüzün, gecesine

Kalu beladan geldin berzah'a gidersin
Uzun yolculukta yalnız değilsin
İyi amelleri biriktir ki ahirette verilsin
Kabir benzemez dünyanın gündüzüne, gecesine

İyilikte, güzellikte, insanlıkta yarışalım
Haseti, fesatı, lugatımızdan çıkaralım
Kul hakkı ateşten top elle, dille almayalım
Ölüm kapıda meyil etme gündüzüne, gecesine

MEHMET KADIOĞLU
19 MART 2012
***
331 - ÇANAKKALE GEÇİLMEZ

Mehmet'in secdeye varan anlı
Düşman karşısında eğilmedi
Toprak toprak olalı
Böyle oluk oluk kan görmedi


Avuç içi kadar yere
Yüz binler şehit düştü
Mülkiyeli. tıbbiyeli koştu cepheye
Hilal yükseldi, hac yere düştü

İngiliz, Fransız mağrurca baş rolde
Batırılmaz denen çelikten kaleler
Yüz binlerce asker boğaz girişinde
Nusret'i hiç hesap etmediler

Avustralya nere, Çanakkale nere
Gayeleri boğmaktır Türk'ü, İslamı
Saldırdılar ama koparamadılar zere
Yarab çiğnetme ilelebet vatanımı

Manevi alemdekiler saf saf önde
Mermiler düşer santimetre kareye
Seyit onbaşı o an devrede
İsabet ettirir en büyük gemiye

Allah'ın lutfudur Çanakkale geçilmez
Başları eğik tam geldi yarım giderler
İslamın sancaktarı Türk ölmekle bitmez
Bu günde kahpe saldırılar sürer

MEHMET KADIOĞLU
17 MART 2012
 
330- BEDENİM YORGUN

Üşüyorum annem üşüyorum
Karı, kışı ayaklarımda his ediyorum
Nafakamı çıkarmak için uğraşıyorum
Yılların yıprattığı bedenim yorgun


İhaneti gördüm yalnız bırakıldım
Haksızlık karşısında yılmadım
Düşmedim ayakta kalmayı başardım
Acıların yorduğu bedenim yorgun

Sabır tefekkürümü perçinledi
Üşüyen ayaklarıma derman geldi
Anamın duaları bana güç verdi
Umutlar tutar ayakta bedenim yorgun

İlkbahar, yaz, sonbaharımdayım
Mevsimler değişiyor kıştayım
Hayat baharım bitiyor sondayım
Hazırım kadere bedenim yorgun

MEHMET KADIOĞLU
15 MART 2012
***
329- BİLEN VARMI

Ahlaksızlığı utanmazlığa payanda yaptılar
Haklıya, haksıza bakıp ayırmadılar
Bizmi azaldık onlar mı çoğaldılar
Nereye bu gidiş dur diyen olmaz mı

Her yerde varsınız sanki kopyalandınız
Görgüsüzün cüretine bakıp alkışladınız
Kanser gibi vücudun her yerini sardınız
Biz susarsak dünya onlara kalmaz mı

Türk töresinde bunlara yer var mı
Böyle yaşam İslam inancına sığar mı
Hangi kitaba inanıyorsan bak yazar mı
Şefkatle el uzatsak uyanır mı

Toplumsal bu vaka hal edilmeli
Asil millet aslına döndürülmeli
İyi, kötü layık olduğu yeri bilmeli
Başka çıkış yolunu bilen var mı

MEHMET KADIOĞLU
13 MART 2012
 
328- DUALARIM SENİN OLDU

Yine bir yıldız kaydı
Yok olmadı nur oldu yağdı
Sonsuzluk aleminde yerini aldı
O dünyaya değil dünya ona yük oldu


Allah'la irtibatını hiç azaltmadı
Sevdiklerine tebessümle bakardı
Hak dostlarını kokusundan tanırdı
Dün vardı, bugün fani oldu

Fakirdi iffetliydi namus timsaliydi
Halinden şikayet ettiği görülmezdi
Dilinden, kalbinden zikir eksilmezdi
Yaşamı sırdı toprağın altında sır oldu

Cenazeye katılanlar ibret aldı mı
Bu güzel insandan miras kaldı mı
Ahlak ve faziletini birileri kaptı mı
Bu gün kalbi dualarım senin oldu


MEHMET KADIOĞLU
11 MART 2012
 
 
327- TOPRAĞA GÖMDÜM
 
Günlerimi sayayım aylarımı
Yoksa sensiz geçen yıllarımı
Derin iz bırakan yaralarımı
Dağlayıp toprağa gömdüm
 
Günler geçti yine filizlendi
Garip gönlüm görünce ümitlendi
Anladım ıstıraplı çilem bitmedi
Ölmeden beni toprağa gömdün
 
Çektiklerimin kefareti yokmudur
Vuslata varmak çok zordur
Bu ateş sönmez kordur
Yanardağın lavına gömüldüm
 
Yanıp kavruldum ölüp dirildim
Sağanak yağmurda serinledim
Nafile yüreğime söz dinletemedim
Çektiğim acıları sineme gömdüm
 
MEHMET KADIOĞLU
 
 
326- NAMAZ

Günü beşe bölüp tanzim yapan
Ezanla hatırlatıp camiye çağıran
Koşup gidesin diye farz etti yaratan
Dünyaya değer huşu ile kıldığın namaz


Tekbirle dünyayı bırakıp namaz kılan
Kulun kulluğunu idrak ettiği an
Allah'ın huzurunda secdeye varılan
İnsanı kötülüklerden uzaklaştırır namaz

Mümine toplumsal hayatı yaşatan
Beyazı siyahı zengini fakiri eşit kılan
Önce geleni öne sonra geleni arkaya koyan
Aynı kıbleye saf tutturur namaz

Olmuyor beyler cuma ile bayramla
Görmek isteriz beş vakit yanı başımızda
Camiler öksüz kalıyor diğer zamanda
Yaşarken kıl ölünce de muhtaçsın namaza

MEHMET KADIOĞLU
9 MART 2012
 
325- KADIN ANADIR ANA

Bir gün yeter mi onlara
Diğer günlerde hatırlasana
Ne mutlu şefkatle yaklaşana
O asil kadın anadır ana


Bahçede, tarlada, harmanda
Her işe koşar çocuğu kucağında
Mis kokular tüter ocağında
Yardır, namustur anadır ana

Vatandır, bayraktır, Anadoludur ana
Doğurgandır yetiştirir vatana
Helal süt emzirir evladına
Mahrem eli değmez anadır ana

Kadın, hanım kutsal yanım
Onlarsız dünyada nasıl yaşarım
Cenneti ayaklarının altında ararım
Muhtacız onun duasına anadır ana

MEHMET KADIOĞLU
8 MART 2012
 
***
324- RUH HALİ

Sessiz, berrak ve derin
Yoğundur duygu, düşüncelerim
Doğallığı, sadeliği özledim
Buldum sandığımda kaybettim

İşte budur insanın ruh hali
Fıtratına uygun yaşam sürmeli
Paylaştıkça artar sevip, sevilmeli
Uzun yıllar bekledim sabır ettim

Meyveli ağaca taş attılar
Gölgesiz kavağın altında yattılar
Hata üzerine hata yaptılar
Dayanamadım bırakıp gittim

Umut dünyasına yelken açtım
Vicdan hesabımı devamlı yaptım
Dünya zevklerine aldanmadım
İyilik ektim kötülük görüp biçtim

MEHMET KADIOĞLU
7 MART 2012
***
323- KİLİSLİ OĞLUYUM

Uzakta yaşasam da hayalini kurdum
Uğrunda çok fedakarlıkta bulundum
Sen vatansın canımdan aziz tutum
Kilis'te doğdum ben Kilis'li oğluyum

Soludum havanı içtim suyunu
Gidermeye çalıştım ayrılık duygumu
Ölsem de unutmam vefalı dostumu
Kilis yurdum ben Kilisli oğluyum

Tekke'ye vardım muhabbete doydum
Gönülden yol buldum fatihalar okudum
Şeyh efendi ile mana aleminde buluştum
Maneviyatı yüksek Kilis'in oğluyum

Özüme, sözüme, köküme bağlı oldum
Adam gibi adamları arayıp durdum
Bulduklarım benim kıymetli dostum
Kimler geldi geçti ben Kilis'in oğluyum

MEHMET KADIOĞLU
6 MART 2012
***
 
322- ÇOCUKLUK GÜNLERİME

Götürün bulutlar beni gittiğiniz yere
Özgürce savrulayım her yöne
Boş vereyim dünyanın elemine, kederine
Dönmek isterim çocukluk günlerime


Taşımak zorlaşıyor yükler üst üste
Kucaklamak zor iki dünyayı birlikte
Arzu, nefis galeyanda tetikte
Sığınırım masum çocukluk günlerime

Zorlaşır hayat üzerine üzerine gelir
Dünya nimetiyle külfetiyle çekilir
İçmesini bilirsen abu hayat yoksa zehirdir
Özlem duyarım saf çocukluk günlerime

Kötüler aslanlaşır, tilkice payını alır
Gün geçtikçe iyilerin sayısı azalır
Sessizlik, efendilik acizlik olarak algılanır
Hasretim o eski çocukluk günlerime

MEHMET KADIOĞLU
1 MART 2012
 
321 -VERİLMEZ

Mahkumum sana bağrında yaşamaya
Gidecek başka yerimiz yok anlayana
Yemin olsun can pahasına korumaya
Toprak anadır, namustur verilmez


Adımıza konuşanlar hatasına baksın
Tarih önünde mahcubiyet yaşatmasın
Milletin huzuruna kara yüzle çıkmasın
Vatan kutsaldır soysuza taviz verilmez

Etrafımıza oyunlar, tuzaklar kurmuşlar
Bu yetmez gibi bizi içten kuşatmışlar
Aldatır bize benzeyip bizden olmayanlar
Boşa çıkacak bunlar çakıl taşı verilmez

İnanıyorum o gün güneş başka doğacak
Kasvetli kara bulutlar bir bir dağılacak
Tarih şahittir defalarca yaşandı, yaşanacak
Son nefesle can verilir toprak verilmez

MEHMET KADIOĞLU
 
28 ŞUBAT 2012
***
320- HİÇ UNUTUR MU

Zaman gelir geçer dönüşü yoktur
Giden günler, zarar ziyanın olur
Kıymetini anlarsan kurtuluşundur
Yaradan kulunu hiç unutur mu

Fırsat verir, seni devamlı yoklar
İyilerin, kötülerin arasına katar
Dış görünüşüne değil kalbine bakar
İnsan Yaradanı hiç unutur mu

Nasılda geçti yarım asrı devirdik
Saç beyazladı sandık ki kemale erdik
Acırım ki günleri beyhude geçirdik
Seni yoktan var eden hiç unutur mu

İnsanlık erdemi çabayla kazanılır
Yaptığın yapmadığın amele bakılır
Son nefeste imanlı ölüm aranır
Rahmetine sığınırsan seni hiç unutur mu

MEHMET KADIOĞLU
27 ŞUBAT 2012
 
 
***
 
319- ÜÇ BEŞ ERMENİ

Ermeni, Karabağ'ın yüreğine hançer saplar
Hocalıda yapılan soykırım canlar yakar
Anaların acı feryadı, dağları sarsar
Utanmaz arsız dünya sessiz kalır


Bunlara insan denmez yaptıkları korkunç
Yok mu sanırsın Türk'de, Azeri'de suç
Bir olmazsak başımıza gelenler sonuç
Beraber üfürsek, Ermenistan'ı yel alır

Bu gün yarın yok bu acı dinmeli
Türk, Azeri, Ermeni'nin karşısına dikilmeli
Ya Karabağ özgür, ya ölüm denilmeli
Seni kararlı görünce dünya sesiz kalır

Kendileri açar yüzyıllık hesapları
Alışmışlar yanlarına kar kalır yaptıkları
Bu coğrafyada işiniz ne, onun çocukları
İki devlet, tek millet el ele şahlanır

Nerede Türk varsa sığındıkları kapı sensin
İstesen de istemesen de büyük abisin
Ümitle sana bakıyorlar çare üretmelisin
Ezilen sömürülen milletler yanında yer alır


MEHMET KADIOĞLU
26 ŞUBAT 2012
 
318- KARDEŞ

Kökünüz bir tek ağacın dalısın
Özünüz bir ama farklı tattasın
Sözünüz ayrı olsa da ayrılmazsın
Kan bağı ile bağlanmışsın kardeş


Dünya nimetine dalıp unutulmaz
Yerin başka kimseler doldurmaz
Kandırma kendini aslı gibi olmaz
Asiliğe gerek var mı kardeş

Analar babalar göçüp gidiyor,
Kardeş kardeşe emanet oluyor
Allah kulunun rızkını ayrı veriyor
Mağrur olup uzaklaşma kardeş

Bahaneler koyup uyma şeytana
Dünya dönüyor baksana hızına
Bugün varsın çıkarmısın yarına
Kendine gel bas bağrına kardeş

MEHMET KADIOĞLU
25 ŞUBAT 2012
***
317- EVLAT

Yoktan varlığa geçtiğin an
İnsan bir damla kan
Et, kemik sonra olur can
Bedene ruh giydirir yaradan


Beslenir, büyür ana karnında
Sevgiyi, şefkati tadar orada
Sırlı evrenin sırları kalır arkada
Mucize gerçekleşir doğum anında

Kız, erkek fark etmez evlattır
Dua ve sevgiyle koklanır
Ezanla konan isim ilk adımdır
Bu alemde seninde bir adın vardır

Uykusuz gecelerle olur sabahlar
Sabırla geçer bir bir yıllar
Bin bir umutla okula başlar
Hayatın gerçeği zorluklar karşılar

Ulaştılar boyumuza evlatlarımız
Döküldü ağardı saçlarımız
Ana, babayız önemlimi yaptıklarımız
Helal olsun onlar yarınlarımız

MEHMET KADIOĞLU
24 ŞUBAT 2012
***
316- DOST

Sayısız insanla arkadaşlık edilir
Bir kaçına dostum denilir
Vefa, özveri ondan beklenir
Hatırına can istese can verilir


Dostluk samimiyetle kazanılır
Düşman hasedinden çatlatılır
Destursuz kapısı çalınır
Yanında olmaktan zevk alınır

Gittiğin yerde yanındakine bakılır
İftiharla dostum diye tanıtılır
Sanki asaletine asalet katılır
Muhabbetinden ballı şerbet yapılır

İnsan bu, zaman zaman şaşırır
Dost uyanıksa hemen uyarır
Anlamazsa tekrar tekrar hatırlatılır
Kardeşlik adına adımlar atılır

Yanlışta ısrar ederse uzaklaşılır
Araya biraz mesafe bırakılır
Gönül kapısı kapanmaz açık kalır
Dost bu belki tekrar kazanılır

MEHMET KADIOĞLU
23 ŞUBAT 2012
***
.
***
315- ARKADAŞ

Ayrı zamanda farklı yerde doğsakta
Kader yolumuzu birleştirdi aynı ortamda
Derin muhabbetler doğdu aramızda
Kardeş gibi özel olur bazı arkadaş


Konuşur, dinler, paylaşırsın fikrimi
Koşturur hafifletirsin dertlerimi
Aramızda kurmuşuz mefkure birliğini
Gönülden gönüle yol bulur arkadaş

Sır verdiğimde sırımı beklersin
Duyduğunu, gördüğünü söylemezsin
İyi ve kötü günde hep berabersin
Sen adam gibi adamsın arkadaş

Bir gün bu uzun yol bitecek
Kim bilir hangimiz hakka yürüyecek
Kalan dua ile yad edecek
Lazım olan imanlı ahlaklı arkadaş

MEHMET KADIOĞLU
22 ŞUBAT 2012
 
 
314- HAK EDEN

Görürüm, düşünürüm, yorumlarım
Ülkemin ahvaline yanarım
Çalıp oynayanlara şaşarım
Ben başka Türkiye'de mi yaşarım

Milletimle aramda derindir bağlar
Garip gurebanın çilesi beni sarsar
Kışın soğuğunda sobasını yakamayanlar
Benim bağrımda ateş olur yanar

İçimde fırtınalar kopar
Yüreğimdeki kor beni yakar
Susuyorsam da sebebi var
Benim dostlarım halimden anlar

Elbet yanlışlar bir gün biter
Mazimiz köklüdür gelecek bizi bekler
Türk milleti aslına rücu eder
Hak eden hak ettiği cezayı çeker

MEHMET KADIOĞLU
20 ŞUBAT 2012
 
313- ESKİ GÜNLER

Nerede kaldı o eski günler
Gizemli siyah, beyaz resimler
Acı, tatlı hatıraları sergiler
Özlenen doğallık çerçevenin içinde

Nerede kaldı o eski günler
Mahallenin yaşlısından özel hikayeler
Kolaylaşırdı imece usulü işler
Paylaşma, dayanışma görülür her yerde

Nerede kaldı o eski günler
Yöreye has örf, adet, töreler
Küçükten, büyüğe saygı, sevgiler
Büyük örnekti mütevazilik ve hoşgörüde

Nerede kaldı o eski günler
Kim kiminle ne yapmış ilgilenmezler
Magazin yayınları takip etmezdi eskiler
İbret için bir kaç kötü olurdu koca şehirde

Nerede kaldı o eski günler
Güzel ortaya çıkarılır gizlenirdi kötülükler
Sokağa dökülmezdi aşklar, sevgiler
Kolaydı hayat bereket vardı nimetlerde

Nerede kaldı o eski günler
Ayıbı, helali, haramı bilirler
Yetime, öksüze merhamet ederler
Özler olduk insanlığı bu günlerde
MEHMET KADIOĞLU
19 ŞUBAT 2012
***
312- AŞK SEVGİ

Engin ovalarda, yalçın dağlarda
Durgun denizlerde, hırçın okyanuslarda
Melek yüzlüm ararım seni dört bir yanda
Hayalimde yaşarsın bulmam imkansız olsa da

Yanarım, kavrulurum belki uğrunda
Kelebekler gibi ateşe dalsam da
Bu aşk bitmez sonunda ölüm olsa da
Gönlümdeki yerin dolmaz kıyamet kopsa da

Kötü bir rüyaydı geldi geçti aslında
Sevgiyi yaşatmanın kurgusudur hafızamda
Sevdiklerim burada her an yanı başımda
Kimse yerlerini dolduramaz bu dünyada

Marifet kaybetmeden kıymetini anlamakta
Yaşarken muhabbeti çoğaltıp arttırmakta
Şu kısa ömrümüze güzellikler sığdırmakta
Aşk, sevgi ilahidir çabayla kazanılmakta

MEHMET KADIOĞLU
18 ŞUBAT 2012
***
311- CEFAKAR BABA

Yoksulluk belini büker, elini bağlar
Aşını, ekmeğini zorlukla sağlar
Açlıkla, tokluk arasında yaşar
Onurludur taviz vermez zorluğu aşar

Kutsal alın terini döker yollara
Nafakası için gider gurbet diyarlara
Ayrılık günlerini sığdırır aylara
Hayalleri, umutları kalır başka bahara

Harama bakmaz, helal kazanır çocuklara
Düzgün yaşayıp yetişsinler diye yarınlara
Dua ile yatar, kalkar soğuk sabahlara
Emekle yoğrulur örnektir babalara

Hayatında muhtaç olmadı ona buna
Dik durdu yaslanmadı sağa sola
Hayatı zordu, felsefesi doğruluktan yana
Yılların yorgunu o cefakar baba

MEHMET KADIOĞLU
16 ŞUBAT 2012
 
310- ÇAMURDAN YARATILDIN

Gördüm insanların bin bir halini
Esiri olmuşlar, yenemezler nefislerini
Sonları aynıdır düşünmezler akıbetlerini
İbretle izlerim musalla taşında ki sessizliğini

Duydum güzel sözleri umutlandım
Zaman zaman bağrıma taş bastım
Özü, sözü bir olanları aradım
Maalesef mezar taşında rastladım

Anladım boşmuş umutlanmak nafile
Gelenler, gidenler yaptığı ile yad edile
İnsanlık can çekişiyor bakılmaz şekle
Makam, mevki değil bakılır sadeliğine

Yaşadım, gördüm, duydum, anladım
İçin için ağladım insanlık adına utandım
Ufak işler için yerlere yattın
Çamurlaşma şüphem yok çamurdan yaratıldın

MEHMET KADIOĞLU
 
309- ŞAKŞAKÇILAR

Yavuz hırsız ev sahibini suçlar
Arsızlık bu devirde zirve yapar
Şakşakçılar ona alkış tutar
Koyunlar derki ne muhteşem adam


Güdülmek istersen çok çoban var
His ettirmeden sütünü de sağar
Etini yer kemiğini bir yana atar
Sonra da şikayetçi olma be adam

Bu gemi böyle yüzmez batar
Kaptan fark edince en önde atlar
Millet ne olduğunu anlayana kadar
İş işten geçmiş olur garip adam

Sen böyle değildin bir zamanlar
İğne deliğinden Hindistan'a bakar
Asaletin, ferasetin yürekler yakar
Şanlı mazine dön yeter be adam

MEHMET KADIOĞLU
9 ŞUBAT 2012
 
***
308- KORKARIM

Korkarım, aramıza nifak sokanlardan
Çamur olup insanlara bulaşandan
Zamana göre tavır alıp konuşandan
Uzak dururum haksızlığa susandan

İki yüzlü olanları arar oldum çoktan
Çok yüzlülere yaslanıp, ayakta durandan
Kendi menfaatini, üstün tutandan
Ne desem balık kokmuş baştan

Serzenişim millete olan aşkımdan
Yoksa çeker giderim bu diyardan
Bir tek iyi kalmışsa ümittarım haktan
Sorumludur insan kendi yaptıklarından

Uzak durulursa bu olumsuzluklardan
Kurtulmuş çıkmışızdır karanlıktan
Asaletini hatırla damarındaki kandan
Seni ayıran imanındır başkalarından

MEHMET KADIOĞLU
8 ŞUBAT 2012
***
307- İLAHİ BİR DÜZEN

Güneş, Ay, Dünya birer gezegen
Belli hesaplar içinde dönen
Karanlık geceyi gündüze çeviren
Kurulmuş ilahi bir düzen

Kardan, kıştan, yaz sıcağına geçen
Yılı dört mevsime bölen
Yaşam kaynaklarına hayat veren
Bunun adı ilahi bir sistem

Küçücük balıklara okyanusu geçiren
Göçmen kuşlara, kıtalar arası yön veren
Her vesilede insana hizmet ettiren
Gör bak işte ilahi bir düzen

Allah akıl, fikir vermiş oku, öğren
Yerde, gökte ne varsa sebeplen
Kainattır insanlara emanet edilen
Bozmaya kalkma ilahi bir düzen

MEHMET KADIOĞLU
7 ŞUBAT 2012
 
***
 
 
306- KANDİLLER YANAR

Bakıp inceliyorum Selahaddin camilerini
Hayretle karşılıyorum gördüklerimi
Taş, mermer,ahşabın ince işçiliğini
Sanki dile gelir anlatır yapanın alın terini

Kandiller yanar aydınlatır isi mürekkep olur
Deve kuşu yumurtaları ile örümcek kovulur
İmamla, müezzinin sesi orta kubbede buluşur
Huzur içinde müminler namaza durur

Dış duvara hassas güneş saati yapılır
Şaşmayan vakitle minareye ezana çıkılır
Şadırvandan gürül gürül kaynak suyu akıtılır
Dünyanın kiri alınan abdestle akıtılır

Çevresine can katar yaşam alanı ile sarar
Medrese, hamam mutlaka çarşı var
Taş şekil alır insanla iç içe canlı yaşar
İşte ecdadımın sanat anlayışı zirve yapar

MEHMET KADIOĞLU
6 ŞUBAT 2012
***
305- MAHSUN GÖNÜLLER

Dertlenir, hüzünlenirim insanların haline
Çaresiz dertler içinde kıvranan düşküne
Yatağa düşüp derman diye inleyene
Gece, gündüz dayanılmaz acılar çekene


Bir zamanlar onlarda yer, içer gezerdi
Belkide sağlık nedir düşünmez bilmezdi
İnsanların halini aklına getirmezdi
Zamanın acımazlığı hepimizi ezdi geçti

Dönüp bakalım halimize gözden geçirelim
Şu üç günlük dünyada kendimize gelelim
Bir hastayı ziyaret edip gülümsetelim
O mahsun gönüllerin duasını işitelim

Bu halleri bela olarak görmeyelim
Haktan gelen neyse şükür edelim
Kurtuluşa ermenin vesilesi bilelim
Emaneti imanla sahibine teslim edelim

MEHMET KADIOĞLU
5 ŞUBAT 2012
 
 
 
304- ER MEYDANI

Yiğitlik er meydanında belli olur
Duruşuyla, sözüyle asaletini korur
Hakkı hak bilir, doğruyu savunur
Mücadele ile geçen yaşamda yoğrulur


Düşmanı çoktur, birilerinin hesabı bozulur
Üzerine kahpece, basit oyunlar kurulur
İki yüzlü insanlar bu zamanda çoktur
Allah'ın yardımı ile bunlar savrulur

Her gün er meydanı yeniden kurulur
Zalimden değil fitne, fesattan korkulur
Yiğidi kurşun yaralamaz söz vurur
Mertlik kayboldu namertlere duyurulur

Günler gelir geçer su mecrasını bulur
Doğrunun doğruluğu dimdik ayakta durur
Yanlış duvar yan yatar yamulur
Huzuru ilahide onlara yaptıkların sorulur

MEHMET KADIOĞLU
4 ŞUBAT 2012
***
303- AHMED'İ MAHMUD'A

İnsanlık karanlıkta girdapta
Şaşırmışlar cehalet, ahlaksızlık ortada
Kurtuluşu arar eli ile yaptığı putlarda
Yeni bir ışığa ihtiyaç var dünyada

Günler aynıdır mana olaylarda
Doğumunla görüldü, mucizeler bir arada
Bin yıldır yanan ateş söndü bir anda
Yıkıldı sütunlar Kisra'nın, sarayında

Bilenler biliyor, bekliyordu seni Arabistan'da
İşaretlerin vardı ilahi kitaplarda
Doğduğun anda melekler saf saf etrafında
Salat ve selam Ahmed'i Mahmud'a

Muhabbetin, aşkın yanar bağrımda
Ümmetin olmakla şereflendirdin bizi aslında
Arzularım seni istersen gelirim yakın zamanda
O tat başkadır, bulunmak isterim huzurunda

MEHMET KADIĞLU
3 ŞUBAT 2012
***
302- SÖZÜN DÖRT HALİ
 
Söz kurşun gibidir yaralar
Ağızdan çıkınca sahibini bağlar
Esiri eder seni o laflar
Ömür boyu sözün karşına çıkar
 
İyi sözler sana onur sağlar
Her zaman başını dik tutar
Hak dostları arasında itibarın artar
Altının kıymetini sarraf anlar
 
Kötü konuşursan yanında durulmaz
Başına açtığı belalar savunulmaz
İyi insanlar sana yaklaşmaz
Yalnızlık yakana yapışır kaçınılmaz
 
Boş sözler karın doyurmaz
Kullanan fayda bulup abad olmaz
Akıp giden zaman durdurulmaz
Yazık değil mi nefes boşa harcanmaz
 
MEHMET KADIOĞLU
1 ŞUBAT 2012
 
***
 
 
301- BABAM

Zamanın dili olsa da anlatsa
Yaşadığını çektiğini bize hatırlatsa
Unutmamak için bunları yazdırsa
Evlatların bunun farkına varsa

Arkamızda yüce bir dağmışsın
Her fırsatta sırtımızı sıvazlamışsın
Ne zaman düşsek tutup kaldırmışsın
Bunu yalnız babalık duygusu ile yapmışsın

Bir tebessüm dertlerini unutturmuş
Elimiz ekmek tutunca mutluluktan uçmuş
Karşılıksız evlat sevgisi ile tutuşmuş
Benim cefakar babam hep bizi korumuş

Zamanı iyi kullanmamız için nasihat verdin
Hayat çok kısa iki kapılı han derdin
Birinden girdin öbüründen çıktın gittin
Babam ben seni dua ile yad ettim

MEHMET KADIOĞLU
31 OCAK 2012
***
300- ÖZGÜRLÜĞE HASRET

Ağlarım bu halimize için için yanarım
Esaret altında yaşar, Karabağım
Üç buçuk ermeniye esir gardaşlarım
Her şey yolunda gibi yaşayanlara kızarım

Uygur Türkünü, Çin cendereye sokmuş
Öz anayurdunda kökünden kopmuş
İnsan hakları evrensel değerler kaybolmuş
Bizimle beraber dünya sessizliğini korumuş

Kerkük Türkmen'i sahipsiz Allah'a emanet
Barzani, Talabani sessizlikten alır cesaret
Tapular yağmalanır el konur ne cüret
Türkülerine yansır seni bekler sana hasret

Nerede Türk İslam orada çile var
Düşünenlerin yüreğinde derin yaralar
Bir gün özgürlüğe kavuşacaksınız canlar
Çabamız sizinle olacak dilimizde dualar

MEHMET KADIOĞLU
30 OCAK 2012
***
299- ELLER

Şefkatle tutarsan, sevgide birleşirler
Kalem alır yazarsan çıkar eserler
Ressam olur çizer şaheser resimler
Bunları yapar öpülecek eller


Nefretle tutarsan kinde birleşirler
Silahı kavrar, can alır caniler
Özenle mayın döşer kahpe hainler
Bunları da yapan kırılasıca eller

Cerrah olur, can verir bedenlere
Kopmuş elleri diker bileklere
Sessizce üretir, kazanır verir fakirlere
Ne mutlu öpülüp başa konulan ellere

Mahreme, harama uzanır basitleşirler
Çalar, çırpar sanır ki zenginleşirler
Topraktan yaradıldı, toprağa dönerler
Mahşerde ateşte yanacak bu eller

Mehmet  KADIOĞLU
 
29 OCAK 2012
***
298- İNSAN

Fırsat bulduğunda her yöne kayan
Farklılığının farkında olmayan
Düşünmeyen, muhakeme yapmayan
Yaradılanların en şereflisi insan

Neden saparsın yanlış yollara
İki cihanda düşersin belalara
Fırsatın var başla tövbe ve yakarışa
Dön sırtını iblis kılıklı insanlara

Geçti deme, umutsuzluğa kapılma
Her an yaklaşabilirsin yaradana
Şah damarından daha yakındır sana
Ufak bir iyilik bahane kurtuluşuna

Yeter ki, yaradılışına layık olmaya başla
Efendinin varisi olduğunu hatırla
Doğru konuş, yaşa, örnek ol insanlara
Yoksa kaybolur gidersin basit hesaplara

MEHMET KADIOĞLU
28 OCAK 2012

***
297- TARİH AYNADIR

Ecdadın çağ kapayan, çağ açan
Üç kıtada yorulmadan at koşturan
Alınmaz denen İstanbul'u alan
Ayasofya'da, namaz kılan


Allah için cihada çıkan
Medine'ye, Mekke'ye hizmetkar olan
Gittiği yerlere adalet dağıtan
Sancağına sığınana huzuru yaşatan

Göçmen kuşlara, vakıf kuran
Hamam, köprü, çeşme yaptıran
Köşe başlarına sadaka taşı koyan
Alan elin mahremiyetini sağlayan

Bu medeniyetti, ecdadını yaşatan
Nedir bizi inancımızdan koparan
Özümüzden koptuktuk sonu hüsran
Tarih aynadır iyi anlar, iyi bakarsan

MEHMET KADIOĞLU
27 OCAK 2012
 
296- KİMSESİZ ADAM

Çekilir yaşarsınız sıcak evlerinizde
Farkındamısınız ne var ne yok mahallede
Kimsesiz garip adam kuytu köşede
Yarı aç, yarı tok direnir soğuk gecede


Sabah olsa ne değişir biter mi çilesi
Başlanan gün korktuğu gecenin habercisi
Akşamları çektiği bedeninin işkencesi
Yalnızlık, yokluk bir tek çöpler güvencesi

İnsanlık can çekişiyor yavaş yavaş ölüyor
Bencilik, vurdumduymazlık artarak sürüyor
Koca mahalle bir adama el uzatmıyor
Üşüyen, donan insanlıktır yüzü kızarmıyor

Sosyal devlet neredesin nerede?
Fırat'ta boğulan koyunun hesabı sende
Hepimiz sorumluyuz sorulacak mahşerde
Görmedim, duymadım deme duydun sayemde

MEHMET KADIOĞLU
 
26 OCAK 2012
***
295- AŞKIMI ARARIM
 
Sesiz ve ıssız gecelerde
Her an seni düşünürüm hayalimde
Kar, kış cümle alem kendi derdinde
Benim kaderim senin elinde
 
Gün hazırlanır uzun uzun gecesine
Fırtınalar kopar, insanlar koşar evine
Ben dolaşırım tenha sokakları delicesine
Çektirirsin bu acıları ne geçer eline
 
Kavuşmaktır umudum ismin dilimde
Sevdan çeker götürür yaram derinde
Tabibim sen ol merhem elinde
Yalnızım yalnız bu büyük şehirde
 
Sorar, ararım seni bülbül sesi yanında
Okşarım, koklarım gülü dalında
Yağmur damlası ne güzel gül yaprağında
Ben aşkımı ararım, kışın ortasında
 
MEHMET KADIOĞLU
25 OCAK 2012
***
294- SARKOZY'E

Ben sana demedim mi, itle yola çıkılmaz
Avrupa'ya birlik gözüyle bakılmaz
Sen unutsan, onlar kuyruk acısını unutmaz
Ne yaparsan yap, yılanla dost olunmaz

Dün Anadoluyu karış karış paylaştılar
Ermeniyi ayaklandırıp karşına koydular
Bunlara inanan gafiller yüz üstü kaldılar
Giderken arkalarıına dönüp bakmadılar

Bugün fırsat bulunca koluna girerler
Arkanı dönersen çorap örerler
Soy kırım yasasıyla seni kötülerler
Uyum yasalarının keyfini sürerler

Ar damarı çatlamış, arsız Avrupalılar
Karıları, kızları ortalığa düşmüş utanmazlar
Bunlara benzemeye çalışan bizim ahmaklar
Alın size Avrupa birliğinden kazıklar

MEHMET KADIOĞLU
24 OCAK 2012
 
***
 
293- ÜÇ GÜNLÜK DÜNYADA

Derin derin düşünür, maziye dalarım
Geçmişin izlerinde geleceği ararım
Akıp giden gençlik yıllarıma yanarım
Muhabbet dolu bir günü unutmam anarım


Neredesiniz canlarım, kardaşlarım
Benim cefakar yol arkadaşlarım
Acı ve zor günleri beraber paylaştıklarım
Milletinden başka sevdası olmayanlarım

Nasılda benzettiler bizi kendilerine
İman, ahlak, liyakat kime ne
İki yüzlü olmazsan bakmazlar yüzüne
Sistem bu böyleleri gelir işlerine

Acaba düşünmezler mi üç günlük dünyada
Dün geçti, bugün yaşanıyor, yarın kapıda
Günah ve sevabınla yatacaksın musalla taşında
Samimi olanları fark edeceksin son yolculuğunda

MEHMET KADIOĞLU
 
23 OCAK 2012
***
292- YİRMİ OCAK

Neden ders almayız yaşananlardan
Rus'un, Türk milletine yaptıklarından
Bir avuç ermeni'yi, atamadık Karabağ'dan
Kerkük'te, Türkmen öksüz anadan, babadan


Türk milleti bedel ödüyor bedel
Yirmi ocakta Bakü'de kızıl bir el
Katletti gardaşlarımı gözyaşı oldu sel
Şehitler yan yana yatar, kendine gel

Ateş bir defa yandı bağımsız devletler
Bundan sonrası da ateşten günler
Bir olmazsak yine yutacak devler
Bu coğrafyadan vazgeçmez emperyalistler

Ne durdurur seni, kuralım Türk birliğini
Ekonomide, kültürde göster zenginliğini
Kıralım zincirleri yok edelim sefilliği
Vebal büyük görelim Türk kardeşliğini

MEHMET KADIOĞLU
21 OCAK 2012

 
***
291- BABANIZA BAKARIM

Ben bunları sözlerinden tanırım
Salyaları aka aka hedefleri kutsallarım
Bayrağa saldırır, sabır der bakarım
... Ezana dil uzatır susar kalırım

Taksimdeki güruha bakınca anlarım
Bölücünün başkanını eş başkanını tanırım
Dinime dilime söven bu aydınlarım
Edebimi zorlamayın babanıza bakarım

Kırmızı çizgimdi milli, manevi değerlerim
Vatan sevgisi imandan der peygamberim
Bir ve bütün olursak dalgalanır bayrağım
Susmaz, susturulmaz mübarek ezanım

Bunlara cesaret veriyor zaaflarım
Ben ben desem de bizi anlatırım
Dirilişin, şahlanışın zamanıdır sanırım
Milletin umudu sizde gönül dostlarım

MEHMET KADIOĞLU
20.01.2012
***
290- ANANA SORSANA

Hepimiz Ermeniyiz diye bağırma
Sakın bizim adımıza konuşma
Karışmam senin soyuna, sopuna
Ne olduğunu anana sorsana

Damarındaki kan ne ise onun hatırına
Emdiğin süt çektirir seni aslına
Tereddüt edersen, koy elini vicdanına
O söylesin ne olduğunu sana

Türk'üm, dediğimde dersin ırkçılık yapma
Bende derim milletin sabrını taşırma
Beyhude hayallere kafa yorma
Taşı yerinden oynatıp altında kalma

Bakmam ne olduğuna, bakarım yaptığına
Çok dikkat ederim ektiği fesatlık tohumuna
Bize benzeyen ama bizden olmayana
Lanet olsun bütün hainlerin topuna

MEHMET KADIOĞLU

19 OCAK 2012
***
289-HAYATIN BİR YÜZÜ

Doğuma sevinip, ölüme üzülenler
Her konuda sığ düşünenler
Büyüdükçe yükseliyorum diye değişenler
Her çıkıştan sonra mutlak inişe geçerler

Düştüğünü görüp, fark etmeyenler
İyiliği kendinde, kötülüğü etrafta bilenler
Karmakarışık dünyada yolunu kaybedenler
Hayatın sürprizlerini hazırlıksız beklerler

Ne acı, ağlanacak hallerine gülerler
Taziye evinde türkü söylerler
Her şeyi bildiğini sanır, filozof kesilirler
Uzak dur cahillikte önde giderler

Mezarlığa bakar park, bahçe zan eder
Gidenlerden ders almaz ölümden habersizler
Hak, hukuk insana saygı bilmezler
Ağlasa da, sızlasa da ölüm onları bekler

MEHMET KADIOĞLU

18 OCAK 2012
***
 288- SİTEM
.
Koca bir dağ devrildi
Sesi arşı alayı deldi
Rauf emaneti teslim etti
Ebedi aleme göçtü gitti
.
Yok olmaya gidiyordu Türk, Kıbrıs'ta
Uzun mücadele ve savaşlarla
Bir devlet kurdu halen ayakta
Bu gün Türk milleti yasta
.
Siyah gözlük takar, duyguları gizlerler
Orada kendilerini göstermek derdindeler
Sağlığında verir veriştirir kıymet bilmezler
Sevmem merasimleri çoğu iki yüzlüler
.
Obama'nın iti ölse uçağa atlar giderler
Nerede dost ve kardeş ülkeler
Gönlüm Türk dünyası liderlerini bekler
İslam ülkeleri hadi emanetçiler
.
MEHMET KADIOĞLU
17 OCAK 2012
***
287- KAR

İnsan karın yağışına hayranlık duyar
Ruh halini mutluluk sarar
Çirkinlikleri kapatır bembeyaz yapar
Yeryüzüne nimetlerini sunar

Sayısız taneler birbirine benzemez
Lapa lapa iner diğerine değmez
Üst üste yığılır alttakini ezmez
İşte mucize körelmiş kalpler görmez

Her şey güzel,hoş ama soğuk
Fakir fukaranın eli,yüzü donuk
Soba yanmaz baca tütmez yokluk
Titrer şükreder sesi boğuk

Öbür mahallede bolluk savurganlık
Umursamaz tavırlar halleri dağınık
Çevresini düşünmez beyinleri bulanık
Tokluktan yaptığın bilmez alık

MEHMET KADIOĞLU
16 OCAK 2012
***
286- İZ BIRAKMAK

Kalbinde yer aç ki, gelenler yer bulsun
Muhabbet pınarından suyunu doldursun
Sevgi dergahında sofra kurulsun
Ümmeti Muhammet gelsin buyursun

Acı, tatlı olaylar beraber yaşanır
Duygular anlamak isteyene anlatılır
Kin, düşmanlık sökülür atılır
Benlik ve şeytani düşünceler bağlanır

Önemli olan, anlamlı yaşamak
Zamanın aldatıcı akışına karşı durmak
Emanet ömrüne çok şeyler sığdırmak
Bu alemde kalıcı iz bırakmak

Arkandan üzülen, ağlayanlar olacak
Güzel amelden başkası işine yaramayacak
En ince ayrıntıya kadar sorulacak
Kul Allah'ın rahmetine sığınacak

MEHMET KADIOĞLU
15 OCAK 2012
***
285- MATEM VAR

Rum, Yunan, İngiliz el ele verecek
Hesapları Kıbrıs'ta, Türkü yok edecek
Faiz, Fazıl, Rauf birleşip devleşecek
Adanın kaderine yeniden yön verecek


Noelde çocuklar, küvette öldürülecek
Denktaşla beraber direnişe geçilecek
Türk mukavemet teşkilatı güçlenecek
Türkiye’nin adaya gelmesi beklenecek

Kolay yetişmiyor Rauf Denktaşlar
Gitti mi bir daha gelmiyor Başbuğlar
Bu gün hüzünlüyüm içim yanar dostlar
Bir yıldız kaydı Türk aleminde matem var

Kıbrıs’ta doğsalar da göz anavatanda
Gönülleri akılları Türk’te turanda
Şimdi Denktaş rahmetle yatar adada
Türkeş Ankara’da anıt mezarda

MEHMET KADIOĞLU
14 OCAK 2012
 
*** 
 
284- TİYATRO

Bahane eder, çevresini kırar
Sonrada oturur, sitem yapar
Hırsı ile beraber yalnızlığa koşar
Uyarırsan sana şüphe ile bakar

Kontrolü kaybedenlerin ortak hali
Bir tek kendisi akılı, herkes deli
Sanır ki kerameti var, olur veli
Uçsa da, akıbeti şu anda belli

Gideceksen git der, akıl verir
Dava adamları birer birer erir
Sonrada, bu milletten oy beklenir
Hak etmeyenlere yer belirlenir

Tiyatro kuruldu, aynı oyun sergilenir
Korkarım bu defada kayıplar verilir
Gücün iç mücadele ile tüketilir
Başka bahara seçim beklenir

MEHMET KADIOĞLU
13 OCAK 2012
 
283- ZAMAN

Öyle olur ki zaman durmasını istersin
Her anını yudum yudum içersin
Sevdiklerini yanında göreceksin
Bu keyfi bir ömür boyu süreceksin

Öyle olur ki zaman geçer gider
Yaşanmış, yaşanmamış ne farkeder
Başlarsın güne iz bırakmaz biter
Çoğunlukla bir ömür böyle geçer

Öyle olur ki zaman yakar gider
Allah göstermesin ölümden beter
Gerçek dostlar yanında diz çöker
Hayat böyledir izi üzerine siner

Öyle olur ki zaman ibadetle geçer
Kul kulluğunu idrak eder
Ahiret yolculuğuna hazır bekler
Sonsuz hayata umut besler

MEHMET KADIOĞLU
12 OCAK 2012
***
282- GÖNLÜM

Söz dinlemedin divane gönlüm
Peşine, beni de taktın götürdün
Bu kadar yolu, beraber yürüdüm
Bedenim yoruldu, sen güldün

Acıyı, cefayı ben gördüm
Gezdin, dolaştın keyfini sürdün
Bana yaşattıklarını, bir bir düşündüm
Gönül beni, halden hale düşürdün

Yaş kemale erdi yoruldum
Acımadın, ateşlere attın kavurdun
Mücadele gücünü, yeni buldum
Sen buna neden bozuldun

Ders almak için ona, buna sordum
Ölümü düşünürsen kurtuldun
Dünya için yıllarca savruldum
Uyanmak zor oldu, hep uyudun

MEHMET KADIOĞLU
***
281- ANAM ANAM

Anam anam yorgun, yaşlı anam,
Beni görünce derdini, tasasını unutan.
Hasret giderip yaşam sevinci bulan,
Huzur deryasına dalıp dalıp çıkan.

Şefkatini göstermek için çabalayan,
Evlat sevgisiyle yanıp tutuşan.
Geldiğimi görünce sevincinden ağlayan,
Gittiğimde üzüntüsünden harap olan.

Devri alem böyle kurulmuş anam,
Anan için ağlardın bir zaman.
Geldi geçti ama hafızanda hala anan.
Evlatlarınla yeni bir dünya kuran.

Mutluluğu, huzuru bizimle paylaşan,
Sıkıntıları, acıları içine atan,
Her zaman bizimle olsun duan,
Melekler yanıbaşında seni koruyan.

MEHMET KADIOĞLU  
06.01.2012

280- NEFSİNİ YENEBİLEN

Gerçekleri söyleme sus
İster ki işine geldiği gibi konuş
Sözünde ufak bir dokunuş
Kağıttan kaleler alt üst olmuş

Dik durmazsan baş kokmuş
Seyredersen seninki de suçmuş
Akil insanlar birbirine sormuş
Konuşa konuşa çare bulmuş

Benlikle uğraşmak çok zormuş
Nefsini yenebilen kurtulmuş
Beyhude işlere koşan yorulmuş
Millet araya mesafe koymuş

Farkına varmazsan çözüm zormuş
Tarihe bakmazlar akıl tutulmuş
Başlarını devamlı derde sokmuş
Batsa da güneş tekrar doğmuş

MEHMET KADIOĞLU
 04 OCAK 2012

  ***

279- SEÇİM MİLLETE EZİYET

Arka çıkardık mazluma
Göz dikerdik şehitlik makamına
Ne çabuk uyduk zamana
Sarıldık mala cana

Baştakiler ayrı telden çalar
Yanındakiler alkış tutar
Aşağısı buna bakar
Şikayet etme ucu sana batar

Oh ne güzel cumhuriyet
Seçim millete eziyet
Önüne birini getirirler nihayet
İstemesen de verirsin vekalet

İktidar der hep bana bana
Muhalefet sallanır o yana bu yana
Yerel seçim geldi uyansana
Kongre hesabını bıraksana

Bu zihniyetle sonuç alınmaz
Millete umut olunmaz
Aramazsan doğru bulunmaz
Yanlışı bırakmazsan yok olmaz

MEHMET KADIOĞLU
03 OCAK 2012
***
280- BEKÇİNİN DÜĞMESİ

Koparamazdın bekçinin düğmesini
Sorgusuz alır atardı nezarete seni
Anlat anlatabilirsen derdini 
Yerdin ensene, devletin sillesini

Savcıyı, hakimi, kaymakamı
Rüyanda görürdün o makamı
Ulaşabilmek için yırtardın yakanı
Onlarda sorardı, düğmenin hesabını

O zaman devletin korkusu vardı
Haddine mi kaymakamı tokatlayamazdı
Anandan doğduğuna pişman yapardı
Bugünleri gören rüya sanırdı

Gel zaman, git zaman bugüne varıldı
Devleti yönetmenin ortası bulunamadı
Kaymakam, polis ayaklar altındaydı
Bu defada devlet aciz kaldı

MEHMET KADIOĞLU
02 OCAK 2012 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 
***
 279- ERDEMLİ İNSANLAR

Geçti yıllar, kaldı anılar 
Canlanır hafızamda hatıralar
Gönül bahçemde, neler neler var
Can dostlarım, ayrı ayrılar

Tarih bir gün yaşadıklarımızı yazar
Geleceği gören, geleceğe bakar
Yeni yılda, yeni sayfalar açar
Erdemli insanlar, bunu yapar

Ülkemin üzerinde kara bulutlar
İçte, dışta oynanır oyunlar
Kendimize çeki düzen verelim dostlar
Türk milleti, bize ihtiyaç duyar

Toplumu böler fitneci, fesatlar
Bizans'tan bize bulaşan hastalıklar
Fikriyatını yaşayan, bunları aşar
El ele verelim, yürüyelim gönüldaşlar

MEHMET KADIOĞLU
01 OCAK 2012
 
 

***

 

Mehmet KADIOĞLU

ŞİİRLERİ

(2011)

                        
278- TARİH BİR OCAK

Bizde insanız, değerlerimiz var
Sevincimiz, coşkumuz yaşadıkça artar
Özel günlerimizi kutlarsan yaşar
Başkalarına benzemek seni yakar


Haberlere bakınca, içim kanar
İslamda olmayana hayranlık duyar
İnanç ve kültüründe gedik açar
İnsanoğlu bu, yavaş yavaş sapar

Yaptıkların hadise, sünnete mi sığar
Ecdadın her hal için Kuran'a bakar
Ne oldu sana, hıristiyan alemine uyar
Yılbaşını kutlar, akşama kadar yatar

Tarih bir ocak, Mekke'nin fethini yazar
O gün Efendin, Kabe'de putları yıkar
Zorunlu hicret biter, evine dönüş yapar
Kutlama yaparsan maneviyatın coşar

MEHMET KADIOĞLU
31ARALIK 2011
***
277- FARKLI OLSUN

Günler, ayları aylar, yılı tamamladı
Su gibi aktı gitti sende neler aldı
Otur muhasebeni yap, elde ne kaldı
Kendi halime baktım içim daraldı

Milletimin gafleti ile yanıp kavruldum
Batıyı taklit ede ede savruldun
Kültüründe olmayanı önünde buldun
Yeni yıl kutlamalarıyla avutuldun

Noel baba, çam, hindi saçmaladın
Kendinde olmayanı çılgınlar gibi kutladın
Söyle bana hicri yılbaşında ne yaptın
Ehli sünneti yalnız bıraktın

Kökünden yavaş yavaş koparıldın
Halini, ahvalini bunun üzerine kurdun
Bil ki özüne döndüğün an kurtuldun
İki bin on ikiyi farklı yaşa, farklı olsun

MEHMET KADIOĞLU
29 ARALIK 2011
.
***
276- MEHMET AKİF ERSOY

Milletimin mahremine eller uzanır
Yorgun devletim masaya yatırılır
Karış karış toprağım paylaşılır
Anadolu esarete girmez şahlanır


Camide, mecliste Mehmet Akif'e rastlanır
Her yerde cihat farzdır, sözü yankılanır
Milli mücadelenin ruhuna anlam katılır
Şairin tek dişli canavarı sökülüp atılır

Akif bu şartlarda yaşar ve yazar
Milli şairliği unvanına unvan katar
Parayı istikbali düşünmez yok sayar
Mahşere kadar, milletin gönlünde taht kurar

Tacettin dergahında soğuktur geceler
Milli marşı, manevi duygularla söze döker
Üşüdüğünde emanet palto alır giyer
Tabutunu Kabe örtüsü ile bayrak örter

MEHMET KADIOĞLU
27 ARALIK 2011
 
***
 
 
275- TÜRK İSLAM SENTEZİ
 
Ben, Ziya Gökalp'i çok iyi anladım
Türkü Türk'e dahi  anlatamadım
Millet özünden kopmuş şaştım
Çıktığım yolda yalnız kaldım
 
Bir eksiklik var bulamadım
Seyit Ahmet Arvasi'ye danıştım
Türkü İslamla sentez yaptım
Bu fikrin içinde şekil aldım
 
Türk et, kemik, beden
İslam o bedene, ruh veren
Bir araya geldi Alp'le, Eren
İslamın sancaktarıydı deden
 
Muhakkak aslına rücu edersin
Kendine çeki düzen vereceksin
Yaşamınla Millete örnek olacaksın
Fikrini sokakta değil, başta bulacaksın
 
MEHMET KADIOĞLU
26 ARALIK 2011
 
***
 
 
274- ALLAH DOSTLARI

Yaklaşmak istersen Hüdâya
Çok meyil etme bu dünyaya
Ye, iç, yaşa virgül koy araya
Bir gün varacaksın, son noktaya

Zahmet etme, gerek yok aramana
Nasibin varsa gelir ayağına
Israrla çağırır, çeker seni yanına
Çok çalışır çabalar, balını verir sana

Aşık ile maşukun ortak yanı çıkar ortaya
Yandığınla yanmaya başlarsın yakmaya
Bir anlık muhabbetle, yaklaşırsın mevlaya
Kavuştun, Efendimiz Muhammed Mustafa'ya 

Hayali sarar, umudun artar, girer rüyama
Uyanmak istemem, vardım Yaradanıma
Firdevs cennetinin, kokusu gelir burnuma
Mesafe koyamam, Allah dostlarıyla arama

MEHMET KADIOĞLU
25 ARALIK 2011
***
273- SEBEPMİ İSTERSİN

Gece yarısı yaptınız duyulmaz sandınız
Edepsiz Fransızın fırsatından faydalandınız
İlaçtaki katkı payının arasına kattınız
Dördünüz beraber ne güzel anlaştınız

Hayır demek için sebepmi istersin
Dağdakinin uzantısı sebeplenmesin
Gerekiyorsa peynir ekmek yersin
Devletin parası ile küfür eden semirmesin

Kendinize gelin beyler kendinize
İyi hayat sürmek istiyorsanız bakın işinize
Mazerete bak altın götüremiyormuş düğüne
Gitmeli ki sıra gelsin kendi düğününe

Bunun adına derler bir koyup beş alma
Orası yedi veren üzümü ekşi ha tadına bakma
Düşürürler benzetirler kendilerine gelme oyuna
Şuraya bağışladım diyen kaç kişi var saysana

MEHMET KADIOĞLU
24 ARALIK 2011
***
272- ŞER ÜÇGENİ  

Taşımıyor dünya, bu kahpe düzeni
Yoksuldan alıp, zengine vermeyi
Kurmuşlar kendilerine göre sistemi
Gaye yaşatmak vahşi kapitalizmi

Arapların baharı, İran'ın nükleer silahı
Palavra, evrensel insan hakları
Sömürmek, paylarını almaktır amaçları
İnsan ölmüş, kan akmış ırgalamaz onları

Amerika, Fransa say saya bildiklerini
Hepsi beraber, el ele şer üçgeni
Afrika'da, inim inim inlettiler zencileri
Kaynaklarını aldılar, ellerine verdiler İncili

Uyan insanlık alemi, kır bu zilleti
Yakışmıyor sana sefilliğin alametleri
Çöküyor birer birer, kapitalizmin mabetleri
Beşeriyet adilce yaşayıp, paylaşacak nimetleri

MEHMET KADIOĞLU
22 ARALIK 2011
***
271- GÜLLER ARASINDA
 
Pamuk gibi yumuşak görüneceksin
Bir milyonu öldürdük diyeceksin
Vazifeni yaptın huzura ereceksin
Ödülünü aldın eteklerini öpeceksin
 
Üstad uzun Yaşar hayatına bakacaksın
Her gün kadehin dibine vuracaksın
Milletinle husumet yaşayacaksın
Ömrünün son deminde muradını alacaksın
 
Ey halkım bunlar ödül alınca kızacaksın
Devletin zirvesinde ağırlayacaksın
Güller arasında gül ile karşılayacaksın
Üstün başarılarını kutlayacaksın
 
Bunları gördükten sonra korkacaksın
Herkesin soyuna sopuna bakacaksın
Renkten renge girenlerden kaçacaksın
Ömür fırsat verirse neler neler yaşayacaksın
 
MEHMET KADIOĞLU
21 ARALIK 2011
 
***
 
 
270- SON KALE DÜŞMEMELİ

Bir günde hepiniz ermeni oldunuz
On binler haykıra haykıra bağırdınız
Oldu biti şüphem vardı, haklı çıkardınız
Pusuda bekleyenlere, fırsat yarattınız

Gelen vurdu, giden vurdu seyrettiniz 
Toplumun duyarlı noktalarını kör ettiniz 
Fransız zırvalayınca kendinize geldiniz
Gündemden düşer unutur gidersiniz

Devletin hedefi olmalı, geleceği görmeli
Günü birlik tavırla idareyi terk etmeli
Yıllarca yapılan zırva iddiaya son vermeli
Anlayana, anladığı dilden haddi bildirilmeli

İçteki, dıştaki şer odağı tespit edilmeli
Milli devlet, güçlü iktidarla yönetilmeli
Allah aşkına düşünüp el ele verilmeli
Türk'ün İslamın son kalesi düşmemeli

MEHMET KADIOĞLU
20 ARALIK 2011
.
269- SÖZDE SOY KIRIM

Fransız Anadoluyu, işgal etti ne yapacak
Türk'ü, Ermeniyi birbirine kırdıracak
Geçmişte verdiği sözün ardında duracak
Mecbur kaldı sözde soykırımı tanıyacak

Cezayir'de bir asker için katliam yapar
Afrika'nın zengin kaynaklarını soyar
Sömürgecilik, alçaklık ruhunda var
Bugünde insanlık adına caka satar

Yaşar Kemal, onur madalyası alır
Entel aydınlar, darısı bana diye bağırır
Türk'e yabancı olanlar birbirine sarılır
Kritik günde Fransız'ın reklamı yapılır

Alışmışlar beraber, girerler yatağa
Türk'e düşmanla kol kola çıkarlar sokağa
Çare sende Anadolu kalk ayağa
Alma Fransız malını, düşsün batağa

MEHMET KADIOĞLU
19 ARALIK
 
***
 
 
268- DOKUZ KÖYDEN KOVULDU

Bize doğru konuşma, yaşama öğretildi
Yalandan sakının diye tembih edildi
Küpe olsun düşüncesi ile kulağımız çekildi
Ne oldu da topluma bu günlere gelindi


Yalancı, hokkabaz masa başına geçti
Düzenin devamı için düzenbaz onu seçti
Düzgün adamlar tahammül edemedi gitti
Ahlak, derya olsa da yavaş yavaş bitti

Kültür değerlerimiz ters yüz edildi
Yalakalık olsun diye ne güzel dendi
Ufak hesaplar uğruna kaleler verildi
Adam gibi adamların kellesi istendi

Doğru söyleyen, dokuz köyden kovuldu
Erdemsizler kelaynak kuşu gibi korundu
Şikayet etmeyin ha sizler bunu savundu
Ben yazarım, söylerim vebalim az oldu

MEHMET KADIOĞLU
18 ARALIK 2011
.
267- MEVLANA'YA

Horasan Belh'ten çıktılar yola
İslam coğrafyasını dolaşa dolaşa
Bağdat, Mekke, Şam ilime doya doya
Alaeddin Keykubad'ın ricası ile Konya'ya

Çağırdı ne olursan ol gel yanıma
Semazenler abdestli çıkar Semâ'a
Bu gün Şeb-i Arus'tur arzulayana
Aynı türbede Horasan erlerinin baş ucunda

Hamlıktan pişmeye, pişmekten yanmaya
Cümleler kifayet etmez anlatmaya
Şems-i Tebrizi ile vardı ilahi aşka
Aşık ile maşuk yandılar yan yana

Anlamayanlar başladı, yanlış yorumlamaya
Bozuk olunca maya, ne ar tanır ne haya
Yıllar sonra anlayanlar başladı anlatmaya
Bütün dünyayı sardı ateşi, çekti Konya'ya

MEHMET KADIOĞLU
17 ARALIK 2011
 
***
 
266- GÖNÜLDAŞIM

Genç omuzlarımda ağır yük var ağrır
Sağ tarafım şehitlerin tabutunu taşır
Sol yanımda mahpushane izine rastlanır
Firar günleri ruhumda derin iz bırakır

On sekizinde yiğitler dar ağacında asılır
Vatanı sevmek örgütlü suç sayılır
Dönmeler o dönemde sayıca çoğalır
Bülent bile pembe kimlik alır

Marmaris nü resimli ressamla anılır
Yaptıklarının cezası mahşere kalır
Semra'nın papatyaları renk renk sıralanır
Bu günler için zemin hazırlanır

Gönüldaşım oyun senin üzerine oynanır
Bir koltuk uğruna ne acizlikler yaşanır
Başkaları sefa sürer iktidara yaslanır
Fitne fesat erbabı baş tacı yapılır

MEHMET KADIOĞLU
16 ARALIK 2011
265- SEN HELALİMSİN
 
Zaman zaman sana uzanan eller olur
Milletimin mahremi olduğun unutulur
Mukaddesatıma saldırılır, tuzaklar kurulur
Her şeye rağmen al bayrak dalgalanır durur
 
Şan, şeref dolu geçmişini tarih yazar
Orta doğu, balkanlar huzuru arar
Sana ihanetin bedeli kan, göz yaşı akar
Senin dalgalandığın yerde huzur var
 
Türk İslam fikrini temsil edersin
Kandan rengini alır, ay yıldızla birleşirsin
Nazlı geline örtü, şehidime kefensin
Başkasına tahammül edemem, sen helalimsin
 
Zirvede dalgalanırsan, zalim pusar, hain susar
Zarafetinden, asaletinden düşman çatlar
Dostluğun, şefkatin dünyayı kucaklar
Sana kem gözle, ancak hainler bakar
 
MEHMET KADIOĞLU
15 ARALIK 2011
 
***
 
 
264- SULTANIM OLDUN

Benim efendim Muhammed Mustafa 
Salat ve selam olsun ona
Huzurunda bulunma şerefini ver bana
Her anımda muhtacım sana


Kainatın, yaradılış sebebi sendin
Yedi kat göğü geçip miraca erdin
Peygamberlere namaz kıldırdın
Cebrail durdu, Sidret-ül- Mümtehayı geçtin

Alemlerin Rabbının karşısında bulundun
Efendim, sen benim sultanım oldun
Gel dersen, Medine-i Münevver'de olurum
O tat başkadır, tadını unutamıyorum

Haremi Şerifin havasını solur, zemzemi içerim
Kabe ye bakar, kendimden geçerim 
Hacer-ül esved'e yüzümü sürerim
Allah'ım nasip edersen bu sene gelirim

MEHMET KADIOĞLU
14 ARALIK 2011
 
***
 
 
263- SEVDA GÜLÜ
 
Sevda çekmeyen, halden ne anlar
Bu derin duygu yüreği yakar
Mecnun olur Leyla'yı arar
Kavuşmak hayali ile çölü aşar
 
Sel olur nehre, nehirler denize akar
Gençlik bu başı dumanlı dağlar
Kardelen olur, karlı yamaçlarda açar
Elden ne gelir, fıtratında sevgi var
 
Sevda gülünü koparmaz, seyre dalar
Bir gülüşüne sonsuz, muhabbet duyar
Karşılık bulmak için canına, can katar
Bir görmek uğruna neler neler yapar
 
Umuttur, beklersen sonunda vuslat var
Yaratan yaradılana acır aşka boğar
Sabır, sevgi el ele birleşir koşar
Sonsuz aşklar iki cihanda yaşar
 
MEHMET KADIOĞLU
13 ARALIK 2011
 
262- YAZIKLAR OLSUN

Seni seviyorum demesini bilmeyene
Aşk pınarından, kana kana içmeyene
Ana, baba sevgisini hak etmeyene
Eşe, çocuğa şefkat beslemeyene

Yazıklar olsun yazıklar ona

Milleti için yüreği çarpmayana
Garip, gurabayı dost tutmayana
Er meydanında er gibi dolaşmayana
Sırça köşkünden başını çıkartmayana
Yazıklar olsun yazıklar ona

Ben diye diye kibrine esir olana
Dünya hesabı uğruna, dost satana
Nefsine yenilip, şeytana uyana
Mertçe bunlara tepki koymayana
Yazıklar olsun yazıklar ona

Gafil olup, durumun farkına varmayana
Her fırsatta bunlara alkış tutaan
Zamana göre mevziye yatana
Bayrak, din, dava diye bunları yapana
Yazıklar olsun yazıklar ona

MEHMET KADIOĞLU
12 ARALIK 2011
 
***
 
 
261- ESKİ GÜNLERİMİZ
 
Nerede o bizim çocukluğumuz
Doğayla baş başa olduğumuz
Kedimiz, köpeğimiz, koyunumuz, kuzumuz
Çevremizle gelişti, insanlık duygumuz
 
Çıtır çıtır yanardı, zeytin odunu sobamız da
Her şey günlük alınır, konurdu soframıza
Yumurtanın sarısı başkaydı, tat vardı yoğurtta
Spor olurdu, yürüyerek gider gelirdik okula
 
Mahalle baskısı denen duyarlılık vardı
Ar, edep, ahlak öncelikle aranırdı
Sadelik, mütevazilik olmayana şaşılırdı
Yanlışa sapan dışlanır, ayıplanırdı
 
Paraya değil, sanatkara saygı duyulurdu
Okumaya hevesi olmayan, ustaya konulurdu
Üniversite kapısında yığılma yoktu
Hayat basit ama huzur, mutluluk doluydu
 
MEHMET KADIOĞLU
11 ARALIK 2011
 
***
 
260- ATEŞTEN ÇEMBER
 
Zaman bu su gibi akar gider
Sel misali, önüne çıkanı sürükler
Gördük, geçirdik neler neler
Gençliği sarmış, ateşten çember
 
Her nesil ayrı imtihandan geçer
Bugün açılmış, adım başı izbe yerler
Gençlik burada ne yer, ne içer
İtiş, kalkış nargile dumanı zehirler
 
Aslında bunlar biraz masum şeyler
Ah arka sokaklarda yaşanır acı gerçekler
İçim yanar, genç nesil kayboluyor beyler
Yerlerde sürünüyor, ahlaki değerler
 
Geleceğimizin yolu gençlerden geçer
Maneviyat, iyi eğitim, aile bu işi çözer
Şefkatle sarılalım, bize emanetler
Milli bütünlüğümüzün garantisi gençler
 
MEHMET KADIOĞLU
10 ARALIK 2011
 
256- 7 ARALIK KİLİS'İN KURTULUŞU

Bu topraklar kolay yurt olmadı
Ecdadın kanıyla, teriyle ıslandı
Genç yiğitler kırıldı, kalmadı
Ak sakallı dedeler kılıç kuşandı

Nineler, gelinler karalar bağladı
Öksüz, yetim bebeler kucaklandı
Milletin yarınları için hazırlandı
Yedi cihana karşı nam salındı

Sanma ki bunlar, tesadüf yaşandı
Bütün itler birleşip saldırdı
Bir türlü bozkurdu boğamadı
Fransız'ın, Kilis'de ne işi vardı

Antep kuşatma altındaydı
Millet uyanıp, bayrağa sarıldı
Top yekun milli mücadele başladı
Kahrolası mahrem el sökülüp atıldı

MEHMET KADIOĞLU
07 Aralık  2011 
255- BERZAH'TAN KIYAMA
İster bey ol, ister paşa
Ölünce götürür, gömerler toprağa
Münker, Nekir melekleri gelir yanına
Rabbın kim der, başlar sorgulamaya

Yaptıklarını sorarlar, ard arda
Zorlanınca, güzel amellerin yetişir yardımına
Geçersin bunları, beklersin berzahta
Cennet bahçesinde yada cehennem çukurunda

Kalk emri ile kalkarsın, mahşerde kıyama
Başlarsın şefaatçi olacak, Resul'ü aramaya
Güneş tepene yaklaşır, koşarsın oraya, buraya
Bir yudum su diye yaklaşırsın, Kevser'in başına

Kurtuluşa kavuşursan, içersin kana kana
Mizan terazisi, amelinle değil rahmetle tarta
Sıratta zorlansakta, geçeriz Allah'ın yardımıyla
Cennetin güzelliğini tadan, bir daha çıkmaya

MEHMET KADIOĞLU
6 ARALIK 2011
254- SEFİLLER

Gün geçer, devran döner
Seni sende olmayanla zem eder
Dost görünümünde, ortalıkta gezer
İki yüzlü gafil sefiller

Koca dünya hepimize yeter
Alçak gönüllü kulunu, Allah sever
Erdemi aramak, mezara kadar sürer
Haksızlığa susmak, ölümden beter

Paylaşılmayan nedir, sorun nefsinize
Çeki düzen verin kendinize
Gülmeyin acınacak halinize
Sevmeyi, sevilmeyi öğretin çevrenize

Baş tacı oldu yalan, dolan, düzenbaz
Buna bulaşan bir daha iflah olmaz
Seceresine baksan, bir saniye durmaz
Hakka dayanan, iki cihanda korkmaz

MEHMET KADIOGLU
5 ARALIK 2011
***
253- BU DİYARDA MİSAFİRİM

Ben kimleri unuttum
Ama seni, asla unutamam
Su gibi akıp gitti yıllarım
Acı, tatlı mazide kaldı hatıralarım


Baharı gördüm, yazı yaşadım
Bugün sonbahardayım
Kışın zorundan, soğuktan korkarım
Gençlik gitti, ihtiyarlığın başındayım

Vefasızlığa dayanamam, hüzünlenirim
Göçmen kuşlar gibi çeker giderim
Bu diyarda, garip misafirim
Sevenlerin gönlündedir yerim

Güneş misali doğdum, batarım
Ay gibi yıldızlarla ,kucaklaşırım
Mana aleminde yerimi hazırlarım
Bu dünyadaki basit oyunlara şaşarım

MEHMET KADIOĞLU
4 ARALIK 2011
***
252- BİZ BERABERİZ

Dünya huzur bulsa
Kurtla kuzu bir arada yaşasa
Bütün dertler, geride kalsa
İnsanlık ulvi değerlerde buluşsa

Yaşadığın duygularını, sorsam sana
Samimiyetle anlatır mısın bana
İşte o zaman koşarım yardımına
Beşeri duyguların hatırına

Biz biriz beraberiz etle, kemiğiz 
Zorda kalınca kenetleniriz
İyi günün kıymetini bilmeyiz
Birazda nankör müyüz neyiz

Sevmek sözcüğünü kullanacaksın
Doğuştan gelen fıtrattır, paylaşacaksın
Açla, toku küsle, kırgını buluşturacaksın
Yaşanabilir bir düzen kuracaksın

MEHMET KADIOĞLU
3 ARALIK 20011
 
***
 
251- TÜRKİYE'YİZ
 
Nerede kaldı, o eski günlerimiz
Kardeşten ziyade bildiklerimiz
Ölüm, kalım arasında gidip geldiğimiz
Ezan, Bayrak için verilen mücadelemiz
 
Taviz vere vere bu günlere gelindi
Her nesneye, kaç para denildi
Adamlık makama, mevkiye kilitlendi
Mefkuremiz ümitlerimiz çiğnendi
 
Dönmeliyiz aslımıza yok çaremiz
Var olsun, sohbetimiz meclisimiz
Erenlerden ders aldık vereceğiz
Birliği, beraberliği yeşerteceğiz
 
Zaman değişse de biz değişmeyiz
Eskimeyen fikirlerin esiriyiz
Yunus Emreyi, kana kana içeriz
Çünkü biz koca bir aile Türkiye'yiz
 
MEHMET KADIOĞLU
2 ARALIK 2011
***
250- SEVDA TÜRKÜSÜ
 
Uzun yıllar geçti aradan
Unut desende, asla unutamam
Gençlik yıllarımdan kalan
Kalıcı izler bırakan, ortak hatıram.
 
Ne zaman sevda türküsü dinlesem
Türlü türlü, anlamlar versem
Samimi duygularımı ah bir bilsen
Sende, güzel hislerini söylesen.
 
Hayat esen yel gibi gelir, gider
Düne takılıp kalan zarar eder
Aşkın saflığı, ölene kadar sürer
İstersen mahşerde de devam eder
 
Kalpte his yoksa, kelam ikrar etmez
Duygu azsa, insanlığa fayda vermez
Kendisinden başkasını hiç sevmez
Kibir ve bencilliğine esirdir yenemez.
 
MEHMET KADIOĞLU
1 ARALIK 2011 
*** 
249- HASAN HÜSEYİN'E

Akan göz yaşları sel oldu
Zalim döktüğü kanda boğludu
Ümmeti Muhammet matem tuttu
Münafık sandı ki zafer buldu.
İsmi söylendiğinde nefret duyulan
Ömer Bin Sa'd iki cihanda perişan
Hasan,
 Hüseyin'e muhabbetle bağlan
Ehli beyt aşkı ile ol aşkı bulan

Kerbela Kerbela kanayan yara
Yüz yıllar geçse de yüzleri kara
Ne yüzle mahşerde şefaatçi araya
Şüphesiz sırat ta düşerler dara

Makam hırsına kapılma dünyada
Nefsine yenilip ısrarcı olma hatada
Geçici zevktir bunlar aslında
İbretlik vakalar kalsın aklında

MEHMET KADIOĞLU
30 KASIM 2011
***
248- KERBELA

Hüseyin ismini duyunca, gözlerim nemlenir
Yapılanları hatırlayınca içim yanar erir
Su diye ağlayan, çocukların feryadı gelir
Kalbimde ki acı ancak ölünce küllenir


Fırat kıyısında, suya hasret ehlibeyt
Peygamberimizin soyunu kuruttu yezit
En son Hüseyin efendimiz, oldu şehit
Zeynep anamız, dayanılmaz acılara şahit

Yer yerinde durdukça iflah olmaz Küfe
Bu topraklarda ot bitmez döner çöle
Resul'un kanı akar Kerbela döner göle
İzahı var mı gerek kalır mı söze

Akıl, mantık duruyor zaman zaman
Fatma anamızın oğluna, kıyıyor Müslüman
Evlad-ı Resul'u ben nasıl hatırlamam
Yapılan zulmü kıyamete kadar unutmam

MEHMET KADIOĞLU
29 KASIM 2011
 
***
247- İSTER HU DE İSTER HAY

İşte geldik gidiyoruz başka bir aleme
Arayıp bulmalı yaşamalı gerisi bahane
Oyalanıp durursun deli gönül divane
Kaybedersen kendini dünya tımarhane


Dolaşıp durma boşuna çıkar aynı kapıya
Dön gel kim olursan ol Mevla-naya
İster Hu de ister Hay varırsın Allah'a
Döner döner durur kavuşursun Mevlaya

Ikra emrine uy oku bulursun doğru yolu
Dostlarını dost tutarsan aşarsın zoru
Yan sanda ateşlerde söndürürsün koru
Uzaklaşma yaklaş bırak kötü huyu

İmanla aşarız bu dünyanın zorunu
Kolaylaştırmış bize cennetin yolunu
İçmektir gayemiz firdevs in suyunu
Hayali bile yaşatıyor bize mutluluğu

MEHMET KADIOĞLU
28 KASIM 2011
.
246- MUHARREM AYINDA

Gonca idim,  gazel oldum, hazala yaklaştım
Bildiklerimi, bilmediklerimi anlamaya çalıştım
Hicri yılbaşının gelişini heyecanla karşıladım
Muharrem ayında, yaşananlara şaştım kaldım

Sevgiyi, kardeşliği muhabbetle yumak yaptım
İhtiyacı olanla, olmayanla paylaştım
Geçmişimizden, tarihimizden ders çıkardım
Muharrem ayını matemle karşıladım

Siyasi ihtirasın yaptırdığı hatalara bakmalı
Günle, ayla değil ömür boyu hatırlanmalı
İçimizdeki acı, sızı yara devamlı kanamalı
Muharrem ayından nasibimize düşeni almalı
 
Her görülene gördüğümüz gibi bakmayalım
Zalimlerin şerrinden Allah'a sığınalım
İmtihana geldik, imtihanı kazanalım
Muharrem ayın da, ilahi aşkla kucaklaşalım

MEHMET KADIOĞLU
27 KASIM 2011
.
245- GARİP MEHMET NÖBETE
 
Yaz yaz konu bitmez, bu ülkede
Her şey çözüldü sıra bedellide
Verdin mi parayı, gitmezsin askere
Eksik mi var? Garip Mehmet nöbete
 
Vicdanı ret çi şimdilik beklemede
Biliyor ki yarın sıra kendisinde
Manevi değerlerimiz sürünür yerde
Gazilik, şehitlik, fakirin zimmetinde
 
İş bilenin kılıç kuşananın, demişler
Dersim olayını ortaya atıverdiler
Bir anda gündemi değiştirdiler
Bunun sonu nereye gider, düşünmediler
 
Red, dep, hep, bedel ister
Bunlar milletin bekasını çözer
Ülkemin birliği için hassas dengeler
Biraz Allah'tan korkun ellemeyin beyler
 
MEHMET KADIOĞLU
25.11.2011
.
244- SEVGİLİ ÖĞRETMENLERE
 
Genç, toy hatta çocuktuk
Hamdık, uzun çabalarla yoğrulduk
Kendi halimize kalsak ne olurduk
Doğruyu biraz zor bulurduk
 
Öğretmenim derken coşkuluyduk
Saf yüreğimizle teslim olduk
Bilmediklerimizi sorduk durduk
Şefkatliydi, sabırlıydı çok yorduk
 
Tek günlerin modasına uyduk
Diğer günlerde hatırını mı sorduk
Hani kelime öğretenin kölesi olurduk
Maalesef öğretmenlerimizi unuttuk
 
Günün hatırına hatırlar olduk
Unutulsa da öğretmeni öğretir bulduk
Sevgisine muhabbetine boğulduk
Saygıyla ellerini öpüp başımıza koyduk
 
MEHMET KADIOĞLU
24 KASIM 2011
 
***
 
 
243- CAMİLER

Minarelerin bitiş noktasına konur alemler
Ters çevrilmiş hilaldir, büyük kubbeler
Çevresini külliye kuşatan büyük eserler
İslam medeniyetinin, şaheseridir camiler

Beş vakit huşu ile doldurur müminler
Kulluk vazifesini, cemaatle eda edenler
Namazdan sonra işlerinin başına dönerler
İslami yaşamın merkezidir camiler

Üsküdar'dan bakınca yanar kandiller
Sultanahmet, yenicamide çiniler
Seyre doyum olmaz, alırsın büyük zevkler
Taş, insan, inancın birleştiği yer camiler

Fatih, Şehzadebaşı, Beyazıt el eleler 
Çeşmeler, türbeler semboldür güvercinler
Minarede ezan okur bülbül sesli müezzinler
İstanbul'a mührüdür İslamın camiler

MEHMET KADIOĞLU
23 KASIM 2011
 
242- EY İSTANBUL

Çok kalabalık ama ruhsuz, cansız
Ne oldu sana İstanbul, böyle bahtsız
Kendi kültürüne yabancı ve yalnız
Tabelalara bak sanki İngiliz, Fransız

Köşe başları, arka sokakları sahipsiz
Genç beyinler geçmişinden habersiz
Adım başı yatar ecdadın, kefensiz
Eyüb'ün manevi havasını hissetmeliyiz 

Maneviyat büyükleri ile hasbıhal olmalı
Meclisine gitmedinse ruhen kucaklaşmalı
Yaşayan büyüklere, muhabbet duymalı
Varıp diz çöküp, sohbetin doruğuna çıkmalı

Ey İstanbul kendine gel, dön kendine
Kaç defa vardın medeniyetin zirvesine
Türk-İslam davasında fikir birliğine 
Sahip çık, öz kültürüne benliğine

MEHMET KADIOĞLU
22 KASIM 2011
 
***
 
241- TARUMAR EDEN

Nedir bu benim başıma gelen
Dünyamı tarumar eden
Yaşam keyfimi alıp götüren
İki heceden oluşan migren


Nedir senin başına gelen 
Belini iki büklüm eden
Gençliğini alıp götüren
Heyecanını silip süpüren

Düşün bir an dünyada garipsin
Çaresiz dertler çekersin
Kimseden yardım görmezsin
Biraz sevgi şefkat beklersin

İnsanoğlu, duyarsız kalamazsın
Şüphesiz çevrenle imtihandasın
Bizim yaşadığımız ikazdır sınanırsın
İnsana hizmet haline şükür yaparsın
 
MEHMET KADIOĞLU
21 KASIM 2011
***
240- EDİRNE'DEN KARS'A

Haydi gelin, ortak akılla biraz düşünelim
Saf ve asil gençlik günlerimize dönelim
Karşılıksız sevmek, neymiş gösterelim
Vatan için canını verenleri yad edelim

Birey olarak başlayalım, birbirimizi sayalım
Gönüldaşları bir araya getirip kucaklaşalım
Ayrı gayrı neymiş aklı olanlara soralım
Birlikte rahmet, ayrılıkta gazap var anlayalım

Milletin mukaddesatına sahip çıkalım 
Din, bayrak, bizim ezanı duyunca koşalım
Genç, yaşlı Allah diyeni kucaklayalım
Yaradanın aşkıyla, ümmetti bir arada tutalım

Bölünmeyen topraktır, inmeyen bayraktır
İşte bunun adı Edirne'den, Kars'a vatandır
Derin bir nefes alalım gerisi teferruattır
Bu milletimin yaşadığı son acı olacaktır 

MEHMET KADIOĞLU
20 KASIM 201
***
239- CİĞERİMİ YAKAR

Koşmaktan yorulan yorgun bedenler
Beni yordu, sanmayın geçen günler
Azmimi kamçılar gördüğüm çirkinlikler
Geçti gençlik, bana kâr kazanılan değerler
.
Yaşayıp öğrenilenler ders alıp verenler
Yılların birikimini, gençlere öğretenler
Aşkla kutlu davaya hizmet edenler
Karşılık beklemez, yaşamları ile örnekler

Ararım neredeler? Umudum olan gençler
Bir kısmı girdaba girmiş dönerler
Diğeri mi? Aslını inkar eden nankörler
Ciğerimi yakar, pare pare ederler

Birlik zamanı el ele verelim erenler
Kurtuluşumuz çelik yürekli alpler
Milletin bekası için yapılacak hizmetler
Elbet bizlere de düşer, birçok görevler

MEHMET KADIOĞLU
19.11.2011
1
***
238- REZİLLİK ONA PAYEDİR

ARSIZ, yapacağını yapar dalgasını geçer
İlmek ilmek örülmüş değerleri çözer
Örf, adet anlamaz her şeye müdahale eder
Rezillik ona payedir, utanmaz keyif sürer

GAMSIZ, aldırmaz birazda vurdum duymaz
Dünya yansa bana ne der umursamaz
Açlıktan, yokluktan, felaketten anlamaz
Kendisine dokunma başkasının haline bakmaz

VİCDANSIZ, birde retçileri çıktı baksana
Fırsat bulursan, şehitlere bunu sorsana
Alacağın cevabı görünür bir yere koysana
Milletten tokadı yemeden kaçsana

VEFASIZ, hep ban der kendine yontar
Yapılan fedakarlığı unutur, bencilik yapar
Duygusuzdur, ruhsuzdur hep şaşar
Eninde, sonunda yalnızlığı yaşar

MEHMET KADIOĞLU
18 KASIM 2011
***
237- HUYUN SÖZÜN
 
Hatırlamak bir fazilet olsa gerek
Hatırlanmak, kıyamete kadar sürecek
Yaptığın iyilik nokta kadar olsa bilinecek
Hataların varsa, her zaman söylenecek
 
Huyun, sözün güzel olsun imrenilecek
Kötü davranışlar senden uzağa gidecek
Gittiğin meclisler, muhabbet görecek
İki yüzlülerin yüzü renk değiştirecek
 
Amaç mı, beklentimi bekleyenler görecek
Karşılıksız insanlara hizmet edilecek
Fesat ruhlar, fesatlarının altında ezilecek
Belkide senin mücadele gücün söylenecek
 
Bir gün geldik, bir gün  mutlak gidilecek
Yaptığın eserler bir bir arkanda dizilecek
Ardından sevenler el açıp dualar edecek
Er kişiler buna göre, kendine yön verecek
 
MEHMET KADIOĞLU
17 KASIM 2011
***
236- METİN ÖZBALCI'NIN ANISINA

Fakirdi, onurluydu, delikanlıydı tanıdığımda
İdealleri vardı, sorumluluk aldı on sekiz yaşında
Zorluklarla okudu, adam gibi adam oldu sonunda
Eşi, çocuğu, işi oldu yuva kurdu Ankara'da


Çok güzel şiir yazardı, duygulandığı zamanlarda
Dosttu, sevecendi insanlık vardı ruhunda
Geçmişi unutmaz, yaşatırdı yaşamında
Doğru konuşur, doğru söylerdi her ortamda

Botaş'a müfettiş oldu genç yaşında
Devletin tek kuruşunu aradı dosyalarda
Sıktılar, cendereye koydular bunaltılar sonunda
Yaşamına mal oldu can verdi masası başında

Yaktın be Metin, kendini de, dostunu da
Bıraktın gittin ülkemin ihtiyaç duyduğu zamanda
Eşin, kızın, sevenlerin yalnız kaldı burada
Rahmet dilerim, cennet olsun mekanın orada
16.11.2011
MEHMET KADIOĞLU
***
235- İLAHİ AŞK

Gönül bu, her gördüğüne bakarmı
Geçici zevklere duygulara kanarmı
Sonsuz aşklara doğru koşarmı
Allah dostlarından, başkasını ararmı

Bülbül sevmediği dala konarmı
Dikene rağmen güle yaklaşırmı
Gönül bahçesinden ayrı kalırmı
İlahi aşk olmasa minik can yaşarmı

Arı, sevmediği çiçekten bal yaparmı
Aşk olmasa, fedakarca çalışırmı
Sabır olmasa zerrecikler le uğraşırmı
Yaradanın verdiği görevi aksatırmı

Aşkı, sevgiyi bulmak kolaymı
Arayıp bulmak bir ömre sığarmı
Bulunca yaratandan uzaklaşmak varmı
Ararsan ilahi aşk karşılıksız kalırmı
15.11.2011
MEHMET KADIOĞLU
***
234- SEVGİ BÜTÜNDÜR

Yaşanan sevdalar, kordur küllenmez
Yıllar geçsede bir türlü bitmez
Devir değişsede, duygu değişmez
Kalp pınarında sevgi eksilmez

Sevgi bütündür, kesin bölünmez
Günlük aşklarla hiç eskiltilmez
Ona, buna kanıpta pay edilmez
Yaşlansanda, yürekten sökülmez

Başkalarına gönül gözüyle bakılmaz
İnsan olan insana ihanet yapmaz
Delikanlının kitabında bunlar yazmaz
Allah'tan korkan, harama sapmaz

Sadakat duygusunun, tadına doyulmaz
Er olan kişi, eşini yalnız bırakmaz
Her iki cihanda muallakta kalmaz
Sevenler mahşerde de ayrılmaz
14.11.2011
MEHMET KADIOĞLU
***
233- İYİLER KÖTÜLER

Kara mı kara, karanlık geceler
İçinde binlerce acı sır gizler
Bir yanda ekmek derdine düşenler
Başka diyarda, tokluktan tepinenler

Güneşin doğuşu ümitleri besler
Uzun mu uzun, geçmez günler
Milleti uğruna nice çile çekenler
Köşe başlarını tutup millete sövenler

Günler ayları, aylar yılları kovalar
Her dönemde, şekil alan yalakalar
Ufak menfaat için kıvır kıvır kıvıranlar
Yakın dostlarını çok kolay satanlar

İnat uğruna ömrünü boşa harcayanlar
Tarih sayfasına, kötü iz bırakanlar
Mahşer günü ne yüzle kalkacaklar
Mukaddes davaya, nankörlük yapanlar
13.11.2011
MEHMET KADIOĞLU
232- VUSLAT

Sağlığın kıymetini bilirsen, hazinedir
Nefes alıp vermek, büyük nimettir
Hayat çözülmesi zor bilmecedir
Yaşandıkça görülecek süreçtir

Sanılır ki gençlik, kalınacak zirvedir
Çıktığın gibi adım adım inilecektir
Yaşıyorsan bu da senin vazifendir
Yaşın değil, yaşadığın hesap edilecektir

İstemesen de ihtiyarlık sana gelecektir
Dik durmak istesen de belin bükülecektir
Taşıdığın beden sana yük gelecektir
Kurtuluşu olmayan sona gidilecektir

Gençlikti, ihtiyarlıktı sonuç vuslattır
Hakka yürümek, belki bayramın olacaktır
Öyle yaşa ki melekler kucaklacaktır 
Her canlı sonunda ölümü tadacaktır 

11.11.2011
MEHMET KADIOĞLU
***
231- NASİP ET ALLAHIM

Başlar herşey kolay olan niyetle
Hz İbrahim'in imtihanı verdiği sözle
Efendimiz İsmal gösterdiği teslimiyetle
Mevlam kurtarmış bizi, koçu göndermekle

Bayramlar coşkuyla yaşanır ibadet niyetiyle
Yetim, öksüz sevindirilir baş tacı edilmekle
Paylaşırsın sen de olanı, olmayana vermekle
Dostluk, kardeşlik çoğalır sevip, sevilmekle

Bayram gibi günler beklenir ümitle
Allah misafirleri gelir, kısmetiyle
Evler dolar, boşalır rahmet, bereketle 
Çekip gitme sakın bayram diye tatile

Görevini yapmanın huzurunu yaşa birlikte
Boşuna uğraşma marifet insanı sevmekte
Kul imtahan edilir, yaptığı görülmekte
Nasip et Allah'ım Ramazan'ı, Kurban geçmekti
08.11.2011
MEHMET KADIOĞLU
***
230- YAKINLAŞTIRSIN BAYRAMLAR

Verelim elele anlam katalım günlere
Umutla yaşayalım, mutluluk getirsin bize
Bayramlar yakınlaştırsın dönelim öze
Kırgınlıkları kaldıralım, sıra gelsin güzel söze

Mübarek günleri doya doya yaşayalım
Dini vecibelerimizi eksiksiz yapalım
Geçen günleri bırakalım, vicdanımıza sığınalım
Yeni kurbanlar verip, anaları ağlatmayalım

Hüzün, keder varsa neyime benim 
Bu acılarla ben nasıl bayram ederim
Sevenime,sevmeyenime mutluluk dilerim
Yaradılanı, yaratandan dolayı çok severim

Milletler topluluğunda müstesnadır yerimiz
Kökü derinlerde olan koca bir aileyiz
Kürt,Çerkez,Arap hiç ayırt etmeyiz
Kurbanı yaşayan Peygamberin ümmetiyiz.

MEHMET KADIOĞLU
5 KASIM 2011
***
229- RÜSVAY OLANLAR

Çoraklaşmış toprağın suya ihtiyacı var
Sabretmesini bilirsen, rahmet yağar
Gönlü yıkıklar, şefkatli el arar
Umutlarında ki el yaralarını sarar

Önümüzde mübarek bayram var
Binlerce şehit ailesi, kapıya bakar
Evladının hatırası ile yas tutar
Adam olanlar, bunları hatırlar

Kuru gürültüyle, siyaset yapanlar
Mey içip abuk sabuk konuşanlar
Birde bunlara, alkış tutanlar
Üstü başı açık rüsvay olanlar

Hal budur, ülkemin geleceğini yıkar
Bir yanda umutla bekleyen cefakarlar 
Ömür boyu yarı aç, yarı tok yaşar
Fırsatını bulanlar, sırtlarına çıkar
03.11.2011
MEHMET KADIOĞLU
***
228- KARA SEVDAYI TADARSIN

Duygu yoğunluğu olmazsa, yazamazsın 
Olmadık zamanlarda, ansızın taşarsın
Sustum desende, istesen de susamazsın
Tek kişilik yaşamadın, yaşayamazsın

Bu kara sevdayı bir kere tadarsın
Ömür boyu söküp, atamazsın
Aşık olmayana, aşkı anlatamazsın
Milletine küsüp, asla kopamazsın

Ezan okununca, yerinde duramazsın
Cemaate yetişmezsen, huzur bulamazsın
İslamın şartlarını tek tek yaparsın
Çünkü sen, Türk İslam davasını yaşarsın

Milleti yozlaştıranlarla, savaşırsın
Zaman zaman kızar, usanırsın
Sende etten, kemikten insansın
Ama çekilip kenarda duramazsın

02.11.2011
MEHMET KADIOĞLU
 
***
227- YAZMAYA ARA MI VEREYİM

Sevgileri, duyguları söze dökerim
Kızgınlık, kırgınlık bütün hallerim
Çevremde yaşanan ve gördüklerim
İşte bunlar benim ifadelerim

Duygu sellerime setler çekerim
Yanlışı gördüm mü mücadele ederim
Eskileri unutmaya çalışır, gömerim
Yeni dostluklara selam derim

İnsanlığa faydayı gaye edinirim
Fedakarlık eder Allah'tan beklerim
Milletimle dertlenir, milletimle sevinirim
Yıllardan beri yazar, çizerim

Bunca vurdum duymazlığa ne diyeyim
Düşündüm bir türlü karar veremedim
Galiba artık ben de tükendim
Yazmaya biraz ara mı vereyim
.
31.10.2011
MEHMET KADIOĞLU
 
***
226- ÖLÜMÜN BAHANESİ

Ömür denen vadenin sonu var
Ansızın gelir, insanı yakalar
Azrail görevini kusursuz yapar
... Ölümün arkasına bahane koyar

Keşkeler boşuna, zihnimizi yorar
Er geç her canlı bunu tadar
Ateş önce, düştüğü ocağı yakar
Dalga dalga dostlarını sarar

Haber alınca, sevenler camiye koşar
Helallik verir son görevini yapar
İnsan burada, sevdiklerini arar
Eksikler hemen göze batar

Mezarlık ayrı alem, kimler yatar
Manevi gözle bakan neler yakalar
Sesizliği, sakinliği insanı sarar
Aklı olan hesabını buraya göre yapar
30.10.2011
MEHMET KADIOĞLU
***
225- GÜZEL CUMALAR

Huzurla, coşkuyla yaşamak isterim cumayı
Farklı başlarım güne beklerim selayı
Huşu ile kılar namazı dinlerim hocayı
Bilmediklerimi öğrenir doldururum hafızayı

Bunlar bana yeter istemem köşkü sarayı
Sığınırım Allah'a, uzaklaştırsın şerri belayı
İsterim ümmeti Muhammed tatmasın kazayı
Son zamanlarda tattık her türlü acıyı

Her cuma el açıp hatırlarız mevlayı
Geçen hafta teröre lanet için ettik duayı
Bu gün deprem felaketi için topladık parayı
Anlayın bir müminin yaşadığı fırtınayı

Özledim huzurlu bir ülkede yaşamayı
Gördüğüm yaşadığım güzellikleri yazmayı
Çeşitli sebeplerle çekildi çile sürelim sefayı
Güzel cumalar yaşamak için gösterelim çabayı 
28.10.2011
MEHMET KADIOĞLU
***
224- CANIM ÖĞRETMENLERİM

Ana bu umutlarla, hayallerle yetiştirdi
Üniversite kazandı baba sadakalar verdi
Okulda bitti, KPSS kapısından da geçildi
Yeni bir hayata nihayet tayin edildi

Eğitim ordusunun genç neferlerinden di
Elleri ile okulunun boyasını yeniledi
Öğrencilerini canından aziz çok sevdi
Kader bu ya bilinmeyene sürükledi

Fay hattı, deprem bahane edildi
Yüzlerce can ihmale kurban verildi
Çalınan demir, çimento canları ezdi
Ülkenin gerçeği hırsızlar para ile şereflendi

On yedi ağustos büyük afetlerden di
İhtiyaç vardı vergiler yasalar değişti
Müteahhit aynı zihniyet aynı yasalar delindi
Öğretmen öğretti çarpık düzen değişmedi
*
27.10.2011
MEHMET KADIOĞLU
***
223- BİN YILLIK KARDEŞLİK
 
Deprem gelince hiçbir şey sormuyor
Genç, yaşlı ayırıp diline de bakmıyor
Güzel ülkemin insanlarına acılar yaşatıyor
... Feryad-ı figan yürekleri dağlıyor
 
İnsanlıktan nasiplenen duyarsız kalamıyor
Yardımlar sel oluyor Van'a akıyor
Bölücü odaklı belediyeler görev yapmıyor
Yerel yönetimler organize olamıyor
 
TC dedikleri devlet devletliğini gösteriyor
Biraz vicdan varsa yüzleri kızarıyor
Mehmet'im, polisim canla başla çalışıyor
Sözde değil, özde kardeşlik yaşanıyor
 
İşte biz buyuz etle kemik ayrılmıyor
Rabbim, bir daha yaşatmasın bizi sınıyor
Fitne, fesat kahrından çatlıyor
Bin yıllık kardeşlik kendini gösteriyor
26 Ekim 2011
MEHMET KADIOĞLU
 ***
222 - YÜCE MEVLAYA

Mutlu yarınların umuduyla yaşayalım
Yaşanabilir güzel bir dünya kuralım
Genç nesillere huzuru miras bırakalım
İnsanlığın saadeti için çalışalım

Her türlü beladan ders çıkaralım
İlimi bulalım, irfan ordusu kuralım
Vurdum duymazlıkla savaşalım
Kurtuluş bu kardeşlikte buluşalım

Sevgiyi, saygıyı yaşayalım yaşatalım
Allah aşkını anlayalım, anlatalım
Hoşgörü aşılayalım muhabbet bulalım
Üç günlük dünyada şerden uzaklaşalım

Biz kuluz üzerimize düşeni yapalım
Gerisini yüce Mevlaya bırakalım
Hesap günü kaçınılmaz unutmayalım
Ağalık, paşalık arkasına sığınmayalım

MEHMET KADIOĞLU
25 EKİM 2011
 
221- YASABIR
 
Terör, deprem milletimi üzer
Ya sabır diyelim bu da geçer
Biz kardeşiz herşeyimiz tek kader
Sevdalarımız, türkülerimiz beraber
 
Bu güzel duygular kalleşi ezer
Uzatırsak elleri dertleri çözer
Bugün insan insanlığını belli eder
Sevgi, şefkat kötülükleri örter
 
Hayat bu imtihan uzun sürer
Unutma hallerini duanda yer ver
Kilimini paylaş altlarına ser
Kolunu, kanadını aç üzerlerine ger
 
Millet olmanın farkını göster
Doğrunun karşısında yanlış diz çöker
Dertleri anlatmak için dil döker
Bu garipte bir gün göçer
 
MEHMET KADIOĞLU
24 EKİM 2011
 
220- SÖNDÜ OCAKLAR
Bugün de bir yanımız yıkıldı depremle
Söndü ocaklar Van'da, Erciş'te afetle
Acılarınız, acımız yanar yüreğimiz sizinle
Biz kardeşiz koşarız yardıma kederle
 
Allah'ım bu millete acı rahmetinle
Analar, bebeler yüz yüze geldi ölümle
Yaşanmasın kan, gözyaşı verelim elele
Ayrımız, gayrımız var mı bizi kim böle
 
Sarmamız lazım bu yaraları süratle
Geceler soğuk ve uzun geçmez böyle
Yardımlarına koşmamız lazım şefkatle
Yarabbim imtihan etme milletimi felaketle
 
Hırsız hep aynıdır herşeye bakar aç gözle
Utanmaz çalar oynar çimento, demirle
Mücadele mi istiyorsun yap bu zihniyetle
Doğusu batısı ders çıkaralım ibretle
 
MEHMET KADIOĞLU
23 EKİM 2011
219- YEZİDİN SOYU SÜRER

Ana babalar, delikanlıları koçum diye sever
 

Bu sözcük derin anlamlar ifade eder
Bilmeden canı, oğlunu şehitliğe aday eder
Hz. İbrahim İsmail'i, kurban etmek ister

Ana baba çocuğunu, gülüm diye sever
Gülün dikeni var, sevene eziyet eder
Solar gazel olur ömrü kısa sürer
Yirmisinde gül kokulu koçlar şehit gider

Ana baba evladını aslanım diye sever
Genç, ben bu alemin kralıyım der gezer
Ciğeri beş para etmez çakaldan kurşun yer
Davul zurnayla gitti bayrağa sarılı döner

Efendimizin torunu Hüseyin'i de şehit ettiler
Yezidin soyu günümüze kadar devam eder
Yiğitlerimiz Keklik tepede can verdiler
Hain Yezide, Mehmet'im Hüseyin'e komşu gider

MEHMET KADIOĞLU
22 EKİM 2011
218- ALP OL EREN OL

Milletlerin ateşle sınandığı günler var
Bölücü terör, ahlâksızlık el ele azar
Umutlar söner, insanları karamsarlık sarar
Soysuzlar puslu havada gülerek oynar

Kötü gidişe dur de ver milletçe karar
Acıları içine göm, sevinmesin hain uşaklar
Alp ol, eren ol bilki geçer bu akınlar
Sanılmasın yaptıkları kalır yanlarına kâr

Onlarda kahpelik, Mehmet'im de iman coşar
Allah Allah dersen oyun oyunu bozar
Er geç belasını bulur, nerden geldiğine şaşar
Sahip çıkarsan mukkadesatına yalnızlaşır kaçar

Kürtle, bölücü terörüstin bağlarını kopar
Tarih bağın, dinin buna imkan sağlar
Umutsuzluğu dağıtırsan yerine umut doğar
Dünya kan ağlarken beraberliğe ihtiyacın var

MEHMET KADIOĞLU
 21 EKİM 2011
217- ASİLDEN MİLLETTEN SAKLANIR
 
Anaların, bacıların feryadına canmı dayanır
Çocukların masum bakışları altında kalınır
Milletimin körpe fidanları toprağa yatırılır
Bin yıllık kardeşlik yıkılmaya çalışılır
 
Meclis gizli toplanır dağın temsilcileri sıralanır
Yapılan görüşmeler anında dağa fısıldanır
Vekillerin bildiği asilden, milletten saklanır
Elinizi çabuk tutun kardeşlik parçalanır
 
Feraset, taktik, kurmaylık havada kalır
Sağır sultan duyar ondan sonra bombalanır
Eşkiya çoktan inine girmiş saklanır
Kansıza kalsa kardeşlik hemen parçalanır
 
Tek yürek olma zamanı yoksa fitne çoğalır
Milletimin aydınlık geleceği karartılır
Sabır, sukunet ama yürekler dağlanır
Kardeş olanın buna yüreğimi dayanır
 
MEHMET KADIOĞLU
20 EKİM 2011
216) BETON DÖKER HEYKELİNİ DİKERİM
 
Bir Mehmet'in yerine, bin leş isterim
Aciz kalana hakkımı haram ederim
Adres mi sorarsın? İşte Kandil derim
Karayılanı bana canlı canlı getirin
 
Yüreğimin ateşini nasıl söndürebilirim?
Beton döker, İmralıya heykel diye dikerim
Apoya camdan sabah akşam seyrettiririm
Başka ne fantaziniz varsa müsaade ederim
 
Bakmayın dostlar, içim yanar deliririm
İşte milletin ruh hali, kağıda dökerim
Tek dileğim benden razı olsun şehitlerim
Anaları anam, çocukları çocuğum sahiplenirim
 
Milletin bekası için her derdi çekerim
Oynanan oyunları çok iyi çözerim
Türk'ü, Kürdü çatıştıracaklar bilirim
Bu hain itleri hergün teşhir ederim
 
MEHMET KADIOĞLU
19 EKİM 2011
215- BAYRAĞA SARILIR YATAR

Kim ne derse desin isyanım var
Yine şehit gözyaşı yüreğim yanar
Bu kahpelik hangi kitapta yazar
Bunları dini imanı olmayan yapar

Ocaklar söner analar yas tutar
Gençlerde heyecan sel olur akar
Siyasetçiler gelir nutuk atar
Yeter ulan yeter sabrımız taşar

Şehitlerimiz bayrağa sarılır yatar
Oluşturduğunuz kan gölü sizi de yutar
Türk masum Kürdü bağrına basar
Haine kahpeye mutlak hesap sorar

MEHMET KADIOĞLU
18 EKİM 2011
214- SATMAYA ALIŞAN
 
Koparmışlar iplerini başları boş gider
İnsanlıktan nasibi yok, dağda gezer
Şımarıp cesaret bulmuş şehre iner
Bunlara it deme, hayvanın zoruna gider
 
Doğusu, batısı yok istediği yere göçer
Baş bölücüden izin alan meclise girer
Fırsat buldu mu kinini orada da güder
Tarihte çok örneği var buda geçer
 
Umutsuzluk hainin ekmeğine yağ sürer
Devleti kararlı gördüğünde diz çöker
Apo denen cani hizmet için görev bekler
Satmaya alışan tekrar tekrar dener
MEHMET KADIOĞLU
17 EKİM 2011
213- NAZLI AŞKIM
 
Siyah bulutlar kümelendi yağmur yağacak
Düşen her damla beni hülyalara daldıracak
Puslu havalarda yine ruhum kararacak
Umutla beklerim tekrar güneş doğacak
 
Mis gibi buram buram toprak kokacak
Tabiat ana kabuğuna çekilip uykuya yatacak
Yeniden doğuş için umutla günler sayılacak
Ekilen sabır tohumları karşılık bulacak
 
İşte budur benim felsefem herkesi saracak
Deli gönlüm bıkmadan aşkı arayacak
Benim nazlı aşkım, milletim olacak
Elbet bir gün bulutlar dağılıp güneş doğacak
 
MEHMET KADIOĞLU
16 EKİM 2011
212- AZARIZ ŞAŞARIZ
         
Gaflet uykusu sarmasın şu bedenin
Savurup atar perişan eder yoksa seni
Uyanmak zor terbiye etmezsen nefsini
Mücadeleyi kazanırsan olursun rahmani
 
Bu bedene giydirdi can emanetini
Verdi bize dünya da birçok nimetini
Yaşayışından anlar şükretmeni
Nefes alıp verdikçe yapmalısın zikrini
 
Allah'ım bizden eksik etme merhametini
Kuluz azarız, şaşarız sen ver hidayetini
İnsanlar yakalasın dünya ahiret saadetini
Nasip et bize Peygamberimizin şefaatini
 
MEHMET KADIOĞLU
15 EKİM
 
211- ENTEL LİBERAL BARDA
 Şu dünyanın işine bak herkes bir alemde
 Entel, liberal gece barda, gündüz magazinde
 Kim kiminle, nereye gitmiş bana ne nerede
 Basında düşmüş ne varsa bunların peşinde
 
 Milletin gözüne soka soka izletirler evinde
 Yokluk işsizlik varmı yokmu kimin derdinde
 Sanırlar ki ekmek, bulamayan pasta peşinde
 Fakirde bu günü nasıl geçiririm derdinde
 
 İki ayrı dünyanın insanları aynı karede
 Biri tepinmeyi uygun görür karanlık gecelerde
 Diğeri çocuğuna defter alamamanın üzüntüsünde
 Roller değişecek biri cennette biri cehennemde
 
 MEHMET KADIOĞLU
 14 EKİM 2011
210- AHMET YESEVİ ATAM

 Olaylara subjektif, objektif bakamam
 Türk gibi düşünürüm ben bu dilden anlamam
 İstesem de ısmarlama bir şeyler yazamam
 Duymazsam, görmezsem yaşayamam 

 Duygularımı dizginlersem anlam katamam
 İman zayıfsa, ezana kulak kabartamam
 Soy karışıksa mazlumlara ağlayamam
 Türkistan, Çeçenistan, Filistin benim davam

 Ben böyle bilirim Ahmet Yesevi atam
 Kerkük özgür olmayınca rahat yatamam
 Ah Karabağ, benim karayan yaram
 Derdim den kim anlar halimi kime soram
 MEHMET KADIOGLU
 13 EKİM 2011
209-TARİH ŞAHİTTİR
 Bilmeyene öğretmezler, soydaşının halini
 Bilene söyletmezler, Doğu Türkistan haberini
 Esaret altında yaşar çıkaramazlar seslerini
 Çin'in vicdanına kalmışlar, yaşarlar kaderlerini

 Tarih şahittir, defalarca kurmuşlar devletlerini
 Bilmelisin, Kaşgarlı Mahmut'un doğduğu beldesini
 Unutur'muyum, İsa Yusuf Alptekin'in mücadelesini
 Hatırlayalım, hatırlatalım Doğu Türkistan esaretini

 Zaman geldi, hadi kalk şahlandır Türk İslam fikrini
 Kutsaldır, haktır sana yakışır dök alnının terini
 Herkes bilir Türk'ün dünyaya, adalet getireceğini
 Kardeşlerin bekler ne zaman destek vereceğini 
 MEHMET KADIOĞLU
 12 EKİM 2011
208- BEN ESKİ BEN DEĞİLİ
 Dost görünüp, dostluğun ardına sığınanlar
 Haksızlığa, yanlışlığa payanda olanlar
 Söz yeri geldiğinde susup kalanlar
 Gün gelir, benden medet umarlar
 
 Yok artık ben, eski ben değilim dostlar
 Her yüzüme gülene, inanmam hep varlar
 Yüreğimi ortaya koyduğumda gelir paylaşırlar
 Dik durduğumda bir bir bırakır kaçarlar
 
 Dostluğun, öldüğü benim yaşadığım anlar
 Yıktılar kalbimi can evimden vurdular
 Her yapılanı görmezlikten gelirim sandılar
 Gönlüm elverir miydi böyle perişan olsunlar
 MEHMET KADIOĞLU
 11 EKİM 2011
207-İNSANLIK MEFKURESİ

 Adımını atınca yumuşak bas toprağa
 Magrurlanıp düşme sakın tuzağa
 Kimler yatar altında, gitme uzağa
 Atan vurmuştu damgasını bir çağa 

 Gönlün engin olsun, taşsın sel gibi sokağa
 Gülen yüz gör hoş sesler gelsin kulağa
 İnsanlık mefkuresi yücelsin kalksın ayağa
 Sahip çık, tut elini batmasın batağa

 Yaşa, yaşat örnek ol gence çocuğa
 Yardımcı ol ki, düşmesinler zorluğa
 İlim, irfan öğret cahillik götürür yokluğa
 Sana medeniyet yakışır kavuşalım bolluğa

 MEHMET KADIOĞLU
 10 EKİM 2011
206- HÜVEL BAKİ
 Kim olursan ol, azrail gelir çalar kapını
 Hangi yaşta olursan ol, kurtaramassın canını
 Musalla taşında dostların sarar etrafını
 Helal ederler mi gerçekten haklarını

 Mezarcı itinayla kazmış, hazırlamış mezarını
 Aceleyle indirirler, yere getirirler sağ yanını
 El birliğiyle üzerine atarlar toprağını
 Hüvel baki yazar koyarlar baş taşını

 Hoca verir telkini gönderirler Fatihanı
 Birer birer ayrılırlar düşünerek anılarını
 Kalırsın amelinle, vermeye çalışırsın hesabı
 Rahmete sığınırsın yoksa veremezsin cevabını
 MEHMET KADIOĞLU
 9 EKİM 2011
 
205- KURTLA KUZU
 İşte benim öyküm böyle başlar
 Orada sessiz sakin bir köy var
 Kurtla kuzu bir arada yaşar
 Sevgi, saygı, kardeşlik pirim yapar
 
 Bunlar olmazsa sırtlanlar ortaya çıkar
 Manolyalar solar, Zakkumlar açar
 Yapılan yanlışlar insanlığa zarar
 Türk milleti elbet bunları aşar
 
 Devletim ebediyete kadar yaşar
 Hain uşaklar avucunu yalar
 Hep yaptılar bunları, sonuç alamadılar
 Millet sabır eder sonunda şaha kalkar
 MEHMET KADIOĞLU
 8 EKİM 2011
204- AYDINLIK YARINLAR
 Genç delikanlı, Allah dostları vardır
 Duruşları ile bana, geçmişimi hatırlatır
 İmanlı, ahlaklı, saygıda, sevgide miraçtır
  Bu nesile sahip çıkmak, kutsal mirastır
 
 Öbür taraftaki yaşanan, sosyal hastalıktır
 Ar damarları çatlamış, haya kaçmıştır
 Maalesef, ahlaksızlık her tarafa bulaşmıştır
 Karanlık sokaklarda, yaşam böyle başlamıştır
 
 Hiç birinden vazgeçmem, bekledikleri şefkattir
 Bir adım at bak sana nasıl gelecektir
 Sevgi ile birleşen eller, kenetlenecektir
 Aydınlık yarınlar gelecek, nesil kurtulacaktır
 MEHMET KADIOĞLU
 7 EKİM 2011
203- HOYRATÇA

 Koşturmadan, kurtaramadım kendi mi?
 Yorgunluk sardı tüm bedeni mi?
 Bir ömürde hoyratça tüketilir mi?
 Yoksa buda benim şikayetim mi?

 Etrafa bakınca benimki de dert mi?
 Gördüklerim, yaşadıklarım hayal mi?
 Dünya bize zindan, münafığa cennet mi?
 Mutlak kurtuluş ilahi aşka ermek mi?

 Yoksa sessizce kaybolup gitmek mi?
 Koparılan, vakitsiz açan bir çiçek mi?
 Bir yetimi sevip, sevindirmek mi?
 Dünya için ahreti kaybetmek mi?
 MEHMET KADIOĞLU
   6 EKİM 2011
202- ALLAH DEDİKÇE

 Haksızlıkları gördükçe içim kanar
 Sesimi çıkartmazsam, imanıma zarar
 Mazluma yapılan zulüm beni yakar
 Allah Allah dedikçe, yüreğim yanar

 Küçük adamlar köşe başlarını tutar
 Özelliğidir, gelene gidene çamur atar
 İnsanlar arasında fitneyi yayar
 Lanetlenmiş şeytana, ruhunu satar

 Gelin canlar, bir olalım kötüler kaçar
 Kurumuş kuyudaki sular coşar
 Farkında değilsin bu millet seni arar
 İnsanlık tarihi buna şahitlik yapar
 MEHMET KADIOĞLU
 5 EKİM 2011
 
  
                               
  201- CENNETİ DÜŞÜN

 Sabırlı ol, tevekkülden sakın ayrılma
 Yeter ki şaşırıp, başka yola sapma
 Azalınca umutlar, Hızır yetişir yardıma
 Karanlık gecelerde sabah olmaz sanma

 Gün doğar aydınlanır umutlanıp şaşırma
 Yeri, göğü yaratanı unutup aldanma
 Her şeyin bir başı, sonu var korkma
 Cenneti düşün, arkana dönüp bakma
 MEHMET KADIOĞLU
 4 EKİM 2011
200- BEN BİR TÜRKÜM

 Türklük özüm Türkçedir sözüm
 Başka dil istemem bulun çözüm
 Al bayrak dalgalanır ondadır gözüm
 Başka renkleri hayal etmek bile ölüm

 Dikenleri olsa da vatan benim gülüm
 Feda olsun canlar senin uğruna ölürüm
 Milletime oynanan oyunları görürüm
 Susmam da haykırmaktır ben bir türküm
 MEHMET KADIOGLU
 3 EKİM 2011
199- SİNEYE ÇEKERİM

   Uçsuz bucaksız ovalara, sevgi ekerim
   Deste deste gülleri hasat ederim
   Küçüğe, büyüğe, ceddime sevgi beslerim
   Bu da benim soyumun asaleti derim

   Acizlikle, hoşgörüyü karıştıranlara seslenirim
   Nazım kendime geçer, kaderime küserim
   Beşerim, sabrımın taştığı zamanları bilirim
   Milletim cefa görmesin, acıyı sineye çekerim
   MEHMET KADIOĞLU
   2 EKİM 2011
198- ZEMHERİ

   Gençliktir bu su misali deli deli akarsın
   Zaman zaman ateş olur, kabına sığmazsın
   Zemheride yazı, güzde kışı yaşarsın
   Aşkın derinliklerinde dalar dalar çıkarsın

   Ruhundaki fırtınayı anlatmak için lügate bakarsın
   Bu duygu başkadır, karşılığı yok bulamazsın
   Tarifi imkânsız düşler hayaller kurarsın
   Gecenin karanlığına ve yalnızlığın sığınırsın
   MEHMET KADIOĞLU
   1 EKİM 2011
197) GELDİM GİDERİM
 
     Anam der, Cuma'dan sonra getirdim seni dünyaya
     Ebe yoktu, melekler sırtımı sıvazla ya sıvazla ya
     Özel haller gördüm bolluk, bereket geldi yuvaya
     Rahmetli baban çabalardı, ekmek parası kazanmaya
 
    Yıllar geçti, denk düştü doğum günüm yine Cuma'ya
    İnsanlık için çalışıp, rahmet kazandırmalıyım anaya, babaya
    Geldim, giderim dik duruşumla anlam katmalıyım dünyaya
    Bir gün emri hak vaki olursa, dostlarım yokluğumu ara
     MEHMET KADIOĞLU           
     30 EYLÜL 2011
196) CİĞERİME ÇEKERİM
 
     Yedi veren gülleri gibi açmanı beklerim
     Gazel olma böyle kal dayanamam biterim
     Mis kokunu koklar ciğerime çekerim
     Her halini fıtratım gereği severim
 
     İşte budur ana baba kabarır duygularım
     Hangi yaşta olursan ol yavrum diye koklarım
     Kendim için değil canlarım için yaşarım
     Güzel bir dünya bırakmak için çabalarım
     MEHMET KADIOĞLU
     28 EYLÜL 2011
 
195) ÇEKME CEFAYI
 
      Kolay mı sanırsın evin direği olmayı
      Nelere göğüs gerer korumak için yuvayı
      Ağardı saç, büküldü bel gör çabayı
      Oğul, sen yaşa ki yaşatasın anayı babayı
 
      Ocağın tüter, soyun sürer alırsan rızayı
      Sakın haktan ayrılma, rahmetle andır atayı
      Çalış ki muhannete muhtaç olma sür sefayı
      Güzel yetiş, düzgün yaşa çekme cefayı
      MEHMET KADIOĞLU
      27 EYLÜL 2011
194) GARİP ARTIK UYAN
        Şaşırırsın su gibi akar gider zaman
        Hazır ol ölümü tadacaktır her can
        Yaptıklarını yapacaklarını düşün şu an
        İyi olur, iyi düşünürsen cennettir yerin umutlan
 
       Oku ders al dininden, tarihinden şuurlan
       Bir cana kıyan tüm insanlığı öldürmüş diyor Kurân
       Hangi emre uydun ki garip artık uyan
       Uyumaktır vazifemiz böyle istemiş yaratan
       MEHMET KADIOĞLU
       26 EYLÜL 2011
193) KENYA DAN GELİRKEN
 
     Ölümden ötesi olur mu?
     Benden kan akacak senden su mu?
     Yaptığın yapacağın kahpelik bu mu?
     Şehitlerin hesabı unutulur mu?
 
    Muhakeme yapıp kendine sordun mu?
    Bir gün görürsün son durumu
    Sabır taşarsa bir daha durur mu?
    Türk bir kaşık suda boğulur mu?
 
    Teröre teslim olan devlet duyuldu mu?
    Kenya'dan gelirken kuzu oldun mu?
    İmralı'da güven bulunca coştun mu?
    Çakallar hiç kurt boğdu mu?
    MEHMET KADIOĞLU
    25EYLÜL 2011
Oku ders al dininden tarihinden şuurlan
Bir cana kıyan tüm insanlığı öldürmüş diyor Kuran
Hangi emre uydun ki garip artık uyan
Uymaktır vazifemiz böyle istemiş yaratan
MEHMET KA
 
192) SABIR
      Sevgi sevgiyi yaşamayana anlatılmaz
      Seven kötülere bile kem gözle bakmaz
      Yüreğinde fırtınalar kopsa açığa vurmaz
      Yüce duygunun hatırına ses çıkartmaz
 
      Sabır denilen hal herkeste bulunmaz
      Aklını önde tutarsan hırs ortaya çıkmaz
      Şefkat gösterirsen insanlık sarsılmaz
      Ahir zamanda bunlar her insanda bulunmaz
      MEHMET KADIOĞLU
      24 EYLÜL 2011
191) MİLLİ DEVLET
       Bu da geçer geçmeyen zaman var mı?
       Karanlık gecelerin ardından gün doğmaz mı?
       Yağmur damlası çatlamış toprağa kavuşmaz mı?
       Sevgi ile dikilen ağaçlar orman olmaz mı?
 
      İlim uzakta olsa Çin'den gidip alınmaz mı?
      Kin, nefret gömülüp muhabbet yaşanmaz mı?
      Bir gün milli devlet güçlü iktidar olunmaz mı?
      Ben bunları yaşamak görmek isterim hata mı?
 
      MEHMET KADIOĞLU
      23 EYLÜL 2011
190) GİDEN GELMEMİŞ
 
     Her bölgesi, yöresi, türküsü, töresi
     Kültür pınarını beslemiş örfü, ananesi
     Cepheden cepheye koşmuş genci ninesi
     Tarih boyu vermiş var oluş mücadelesi
 
     Ayazda kurumuş eller dedemin çilesi
     Giden gelmemiş bu neyin bilmecesi
     Şehit olmak ölümlerin en yücesi
    Anadolu’ yu vatan yapmanın göstergesi
    MEHMET KADIOĞLU
    22 EYLÜL 2011
189) UŞAKLIĞA SARILDINIZ
 
       Gönül bahçemi tarumar ettiniz
       Bin yıllık kardeşliği lekelediniz
      İnsani vasıfları bir bir yitirdiniz
      Asil Milletime ihanet ettiniz
 
     Kardeşliği bırakıp uşaklığa sarıldınız
     Köy basıp kendi insanınızı yaktınız
     Alçakça şehirlerde katliam yaptınız
     Ne yaparsanız sonuca varamazsınız
     MEHMET KADIOĞLU
    21 EYLÜL 2011
   
    188) İKİ CİHANDA
 
    Sen bildiğini yaparsan ben bildiğimi yazarım
    Kahpelik sana yakışıyorsa ne yapayım
    Masum insanlar ölünce kime hesap sorayım
    Dağda poşuluya mı şehirde kravatlıya mı yapışayım
 
    İki cihanda elimiz yakanızda olacak unutmayın
    Dünya ve ahreti düşünüyorsanız cana kıymayın
    Şehit Mehmet'in ahı yerde kalır sanmayın
   Sabır taşı çatlıyor sonra altında kalmayın
   MEHMET KADIOĞLU
   20 EYLÜL 2011
   
   
    187- REHBER KURAN
 
     Ben buyum işte derdinle dertlenirim
     Kendimi bırakır milletimle kederlenirim
     Elimden gelse bin bir çare üretirim
     Huzuru ilahi de ancak rahat ederim
 
    İslama bayraktarlık yapmış ecdadımı anarım
    O günler gelecek mi diye yanarım
    Rehberim Kuran hedefim turandır ararım
    Tek başıma kalsam da davama sahip çıkarım
    MEHMET KADIOĞLU
    17 EYLÜL 2011
 
                      
  
    186- BAYTAR
    Sabah bakarsın gazetelere ne yazmış
    Kim kimi dinlemiş deşifre yapmış
    Bu defa hükümet fena yakalanmış
    Kuduz eşkıya ne de uyanıkmış

    Görüşmeye katılan galiba baytarmış
    Nasıl olur da istihbarat faka basmış 
    İmralı'da ki kuduz it tavır almış
    Terörle mücadele örgütün insiyatifine kalmış

    MEHMET KADIOĞLU

   16 EYLÜL 2011

 
 

 

    185- ERDEMLİ OLMAK

    Alçaldıkça gönlün yükselirsin semaya
    Rahmani melekler gelir etrafını sarmaya
    Kötü hasletler başlar senden uzaklaşmaya
    Bir adım daha yaklaşırsın erdeme kavuşmaya
 
    Sınır yoktur göğe yükselmeye yere alçalmaya
    Tevazu yu çoğalt ki insanlığında düşüş olmaya
    Atanı, babanı hatırla başlarsın durulmaya
    Boş işleri bırak yaklaşırsın Mevla ya
    MEHMET KADIOĞLU
    15 EYLÜL 2011

 

 
     184) PAY UMAR

     İç dünyamdan volkanlar fırtınalar patlar
     Anlatsam halimi yüreğiniz yanar
     Dost sandığım iki yüzlü sahtekarlar
     Her fırsatta etrafımızı sarar

    Samimiyet, sadakat, sevgi ne arar
    Aldığımız nefesten kendine pay umar
    Gitmeliyim bu diyardan buna hakkım var
    Sessizlik dünyasında bana da yer açarlar
    MEHMET KADIOĞLU
    14 EYLÜL 2011
 

 

 
      183 -  AŞKIN ERİTSE

      Sevgin ateş olsa kavrulmak isterim közünde
      Aşkın eritse beni şeklim aynıdır özünde
      Yaşarım yaşatırım muhabbetini sözümde
      Her halimi açar anlatırım şiirlerimde

      Aşk dergahında dervişim dünya yok gözümde
      Sevdirirsin sevenlerini yerleri var gönlümde
      Görmesem de dünyada kavuşacağım mahşerde 
      Sevgi beslediğim efendimin makamı Medine'de
      MEHMET KADIOĞLU  
      13 EYLÜL 2011

 

           182- ON İKİ EYLÜL'E NEFRETİM
           Kopardılar kolumu, kanadımı, dört bir yanımı
           Her şeye rağmen söküp alamadılar vatan aşkımı
           Koparamadılar devletimle, milletimle bağımı
           Suçumuz tam bağımsız milli devleti arzulamak mı?
 
         Bir sağdan bir soldan astınız ana kuzularımı
         Yeter ama yeter taşırdınız sabır taşımı
         Bu hesap mahkeme-i Kübra'ya kalmaz mı?
         Zulümleri görünce on iki Eylül'e nefretim artmaz mı?
         MEHMET KADIOĞLU
        12 EYLÜL 2011

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 181- EYLÜL

                Milleti kamplara bölüp bir kenarda seyrettiler
                 On iki eylülü bekleyip harekete geçtiler
                 Utanmadan ordu yönetime el koydu dediler
                 Okuyan düşünen fikirli nesli heba ettiler
                Bu günün temel taşlarını o günden yerleştirdiler
                Boşluk yaratıp birilerine fırsat verdiler
                Bizleri işkencede, zindanda sandılar ki yok ettiler
                Kendileri tarihin çöplüğüne gömülüp gittiler
               
                11 EYLÜL 2011

 180 -    BABA ATA YURDUM
Sevdam oldun gönlümde yer buldun
Sevginle bahtıma taht kurdun
Dilime sözüme hükümran oldun
Hayalimde anılarımda hep durdun

Gelene gidene merakla seni sordum
İyi de sevindim kötü de kedere tutuldum
Gül gibi gazel oldum dalımda soldum
Vazgeçmem Kilis benim baba ata yurdum

08 EYLÜL 2011
 
    179- BAKİ KALACAKLAR
           Aşka sevgiye emek verirsen, seninle büyür
           Gözlerin ne manayla bakarsa öyle görür
           Aldanma sahte dostlara toprak olur çürür
           Su gibi akar gider, bitmez sandığın ömür

           Dirensende zamana kaçırılmaz sona götürür
           Yaptığın gördüğün güzellikler yanında yürür
           İnsanlık baki kalır ama beden ölür
           Gün gelir şaşmayan ilahi hesap görülür
            MEHMET KADIOĞLU
           10 EYLÜL 2011

 

 
178-    KİLİS ÖZÜM
Mahsunlaşmaya başladı garip gönlüm
Yaklaştı Kilis'ten ayrılık günüm
Dostlarım, arkadaşlarım, anam özüm
Yine burnumda tütecek, yok mu çözüm

Yaşarım, yaşatırım; budur öz kültürüm
Mantıkta, felsefede vardı ünüm
Gururumdur Kilis, solmayan gülüm
Vatan sevgisi imandandır son sözüm
06 EYLÜL 2011
 

 

 
177- BU YÜK BAŞKA
Hamal Ali'yi gördüm içim yandı
Yıllarca sırtlamadığı yük kalmadı
Bu yük başka, öncekine benzemez taşıymadı
Şeker hastalığı ayaklarından yakaladı

Kangren olmuş uzuvlarını sarmıştı
Yine de sabrı, metaneti bırakmamıştı
Eskilerin tarifiyle, gön yufka yerinden delinmişti
Baktım, baktım ama içim hüzünlenmişti
05 EYLÜL 2011
 

 

 
176-    KURTULUŞUMUZ
Gönüller bir olunca muhabbet doğar,
Bir çatı altına yüzlerce yaren sığar,
İnsanlar Allah'a yönelince rahmet yağar,
Kararmaya başlayan kalplere nur akar.

Sevgilin Muhammed Mustafa olunca,
Kuran'a,sünnete tabi olup sarılınca,
Hizbul şeytan hüsrana uğrayınca,
Kurtuluşumuzdur kararan kalpler canlanınca.
02 EYLÜL 2011

 

 
175-    SILA-İ RAHİM
Tut emrinle niyetlendik, ye emrinle bereketlendik,
İftar sonrası teravih kıldık, sahurda Kur'an okuduk
Her sayılı gün gibi Ramazan da geride kaldı
Sevgiyle, saygıyla, umutla bayram kutlandı

Sıla-i rahim yapıldı, mezarlarda dualar okundu
Dostların, akrabaların hal ve hatırı soruldu
Acılar bir yana; yarınlarda bayram baki olsun
Duamdır: Milletim huzur,refah ve kardeşlik bulsun.
01 EYLÜL 2011
 

 

 
174-    HAMDOLSUN
Kadir gecesinin kadrini bilerek geçirmek
Bin aydan daha hayırlıdır onu yaşayabilmek
Hamdolsun bu yolda gençleri görmek
Er veya geç ümmeti Muhammed kurtuluşa erecek

Müminler af için el açtı Kadir gecesi hatırına
Kıtmir olmak isteyen vardı yüce kapına
Sen tacıdabahtıda verirsin layıkına
Huşu ile geçirdik bu günleri hamdolsun sana
27 AĞUSTOS 2011

 

 
 
173-    KAYIP İLANI
Kayıp olan insanlığı arıyorum
Bakıyorum soruyorum ama bulamıyorum
Daha kötüsü onurunu satanlarla karşılaşıyorum
Baktıkça insanlığımdan iğrenip utanıyorum

Zamanını boşa harcayanlara acıyorum
Ne oldum delisi olanlara gülüp geçiyorum
Sonları ne olacak diye kara kara düşünüyorum
Kayıp değilmiş meğer ölen insalığa yanıyorum
23 AĞUSTOS 2011

 

 
172-    ZULÜM ZİLLET FAKİRLİK
Renkler tonlar farklı olsada koku aynıdır
Kaynak sünnet hadis ve kur-an'dır
Kazanan yaratılanların en şereflisi insandır
Kaybeden fitne fesat şeytandır

Allah için sevmek imanın gereğidir
Dinler arası diyalog ümmette gösterilmelidir
Ümmeti yüceltmek için el ele verilmelidir
Zulüm zillet fakirlik tarihe gömülmelidir
22 AĞUSTOS 2011
 

 

 
171-    HALİL İBRAHİM SOFRASI
Mübarek gecelerin hatırına
Allah dostları geldi bir araya
Ruhumuz bedenimiz doydu tadına
Bilen bildiğini koydu ortaya

Halil İbrahim sofrası kuruldu
Yiyen şifa yediren bereket buldu
Cemaat olundu namaza duruldu
Nasiplenenler şanslı kuldu
21 AĞUSTOS 2011
 

 

170-    AKPINAR
Parsa ResulotmanKefiz dağıyla kuşatılır
Mercidabık ovasına doğru hayat canlanır
Barak'ı Türkmen'i bütün boyları
Kilis'te medeniyetle onurlanır

Bir yanın ak pınar bahçeler sulanır
Karababa Zoppun hayallerde yer alır
Anez Oylum Acar öbek öbek ışık yanar
Gecesi başkadır Kilis'in meltemi seni sarar
19 AĞUSTOS 2011

 

 
169-    KIRILASI ELLER
Ateş kor olur düştüğü yeri yakar
Şehit mahşerde düştüğü yerden kalkar
Kırılası eller ramazanı kerbela yapar
Mümin müminin kardeşidir bunumu yapar

Kansızlık soysuzluk varsa tarih ne yazar
Aç aç oku münafık bunu hep yapar
İnsan sevgiyi kaybederse zalimleşir azar
Mevlam bunun hesabını ergeç sorar
18 AĞUSTOS 2011
 

 

 
168-    KARAYILAN
Kara it yakalandı dediler sevindik
Yılan ininden seslendi kederlendik
Devlet devletliğini gösterir diye bekledik
Tavizler vererek karayılanı ümitlendirdik

Her karanlık gecenin bir sabahı vardır
Döktükleri kan yanlarına kalmayacaktır
Şehitlerin ruhu yakalarına yapışacaktır
Lanetlemezsen sana da vebal vardır
15 AĞUSTOS 2011

 

 
167-    ALLAH DOSTLARI
Kadim dostlar bir araya gelince
Geçmiş hatıralar bir bir tazelenince
Şeyh Muhammed Ensari huzur verince
İkindi namazı Kürtler camiinde eda edilince

Allah dostları gönülden geçirilince
Bismillah deyip yanına gidilince
Muhabbet fırtınası iklim değiştirince
Uzun bir sohbetle gün geçirilince
14 AĞUSTOS 2011

 

 
166-    ZİLLET
Sana güvenirim sığınırım arzederim halimi
Sen görürsün zalimin mezalimini
Yaptıkları yanına kalacak sanır aldanırlar
Muhakkak ibretle zilleti yaşarlar

Hak hak diyenler yarı yolda kalmaz
Mert olan namerde muhtaç olmaz
Ya sabır diyen Mevla dan ayrılmaz
Dünya ve ahiret hayatında batmaz
       13 AĞUSTOS 2011
 

 

 
165-    MAKUS TALİH
İnsanlık alemi sınavdan geçecek
Kara kıtanın makus talihi değişecek
Açlık, hastalık ve ölümler bitecek
İnci dişli kara gözlü çocuklar gülecek

Önce aş, ekmek, ilaç, eğitim verilmeli
Kuraklığın açtığı sebepler giderilmeli
İnsanlık elele verip bunu çözmeli
Eldeki nimetlerin kıymetini bilmeli
08 AĞUSTOS 2011
 

 

 
164-    ARSIZ GAMSIZ
Somalinin masum çocuğu açlıktan ölecek
Batı obezlikle mücadele edecek
Arap Monaco'da deve sütü isteyecek
Arsız gamsız insanlık sefahat sürecek

Elimden geleni yaptım buna gücüm yetecek
Sizlerle paylaştım imkanlarımız birleşecek
Örfüm inancım duyarsızlığa müsade etmeyecek
Birkaç çocuk nefes alıp açlıktan ölmeyecek
       06 AĞUSTOS 2011
 

 

 
163-    SAĞLIKLI YAŞAM
Yaşarken sağlığın kıymetini bilmelisin
Sağlıklı yaşam için çaba sarfedeceksin
Hasta olunca anlarsın neler kaybettiğini
Zamanın durup saatin geçmediğini

Derdine derman bulmaya çalışırsın
Hastaların neler çektiğini anlarsın
Cümlesinin şifa bulması için dua edersin
Allah kimseyi hasta yatağında yatırmasın
        05 AĞUSTOS 2011
 
 

 

 
162- ZENCİ ÇOCUK
Her nefesimi alıp verdikçe
Dilim kalbim zikir edince
Benliğimi nefsimi yenince
Hayalimin gerçekleştiğini görünce

Her türlü emperyalizim çökünce
Kapitalizim krize girince
Oyunları başlarına geçince
Türk-İslam alemi kendine gelince

Ekilen iyilik tohumları yeşerince
Zenci çocuk açlıktan ölmeyince
Ümmeti Muhammed'in yüzü gülünce
Gönül huzuru ile son nefesi verince
03 AĞUSTOS 2011

 

 
161-    HİDAYET
Hamdolsun oruç imtahanını geçmeye çalışıyoruz
Sağnaksağnak yağan rahmetleri topluyoruz
Namazla yatıp kuran'la kalkıp oruç tutuyoruz
Şeytanın bağlandığı bir ayı yaşıyoruz

Çaba etsekte kararmış kalpleri düzeltemiyoruz
Hidayet sendendir deyip kapına sığınıyoruz
Yaradan istemezse boşa çabalıyoruz
Kul olarak üzerimize düşeni yapmış oluyoruz
02 AĞUSTOS 2011

 

 
160-    ZALİM
Yanıyor yüreğim kanıyor her yanım
Başkalede koptu bir tarafım
Hama'da topa tutuldu canım
Ramazanı zehir ettin be zalim

Kan üzerine bulaşmaz mı sanırsın
İlahi adaletin tecellisinden korkmazmısın
Sana lanet yağdırmayan utansın
Şehitler mahşerde yakana yapışsın
01 AĞUSTOS 2011
 
 

 

 
159-    ORUÇ
Gaye aç kalmak değil nefsin terbiyesidir
Yemeği içmeyi bırakmak bahanedir
Dünya zevklerinden uzaklaşmak zirvesidir
Tokların açların halinden anlaması hikmetidir

Kavrayamazsan manayı açlık eziyettir
Paylaşmazsan olanı ateşten gömlektir
Merhameti şefkati esirgersen zalimliktir
Anlayıp yaşamazsan sonun ibretliktir
31 TEMMUZ 2011
 

 

 
158-    TAÇLANDIRILIR
Recep, Şabanla hazırlık yapılır
Manevi alemle irtibatımız canlanır
Ayların sultanı Ramazan karşılanır
İslamın şartı oruç bu ayı taçlandırır

Zekat ile beşeri hayatın devamı sağlanır
Kuran, namaz, oruçla manada yoğunlaşılır
Zekatla mal oruçla beden ruh arınır
Bu ayın rahmetine eren cennetle taçlandırılır
30 TEMMUZ 2011

 

 
157-    KARŞILIYORUZ RAMAZAN’I
Tatlı bir telaş Cumaya hazırlık heyecanı
Müminler huşu ile doldurdu camide her yanı
Bu yılda arzuyla karşılıyoruz Ramazanı
Kavuşturan Allah'a şükür etme zamanı

Bu Ramazan aramızda olmayanları hatırlamalı
Seneye kavuşmayacak gibi ibadet yapmalı
Mübarek ayın bereketinden nasibimizi almalı
Sonsuzluk aleminde güzel yer bulmalı
29 TEMMUZ 2011
 
 

 

 
156-    YAŞAMAYAN BİLEMEZ
Hasretin sardı beni, nedir nedeni
Nede çabuk özledim seni
Gündüz sıcağın yakar bedeni
Akşam rüzgarı serinletir sevenlerini

Manevi havası tutuşturdu yüreğini
Hele bir de yaşa ramazan gecelerini
Yemek içmek bahane özledim sohbetini
Yaşamayan bilmez Kilis'in kıymetini
28 TEMMUZ 2011
 

 

 
155-    MEHMET’İM
Mehmet'im CudideGabarda
Yazda kışta ayazda
Eşkiya kovalar dağda
Çakallar yatar pusuda

Şehit olursa analar yasta
Gazim işsiz gezer aramızda
Millet alemde uykuda
Uyandırmalı vatan zorda

Sen ben yok cennet vatanda
Biz var topraktaki kanda
Ayrılmaz Kürtle Türk cihanda
Kardeşlik kazanacak sonunda
27 TEMMUZ 2011

 

 
154-    MİLLİ DUYGU TAŞARSA
Sabır sabır dersin vurdum duymaz sanırlar
Acizlikle asaleti karıştırırlar
Kardeşi kardeşe kırdırmaya çalışırlar
Milli duygu taşarsa şaşırırlar

Hesabınız tutmayacak satılmış uşaklar
Bu millete hainlik yapanlar iflah olmazlar
Türk'te kürtte benim kucaklaşalım canlar
Bayrakta vatanda bizimdir er geç anlayacaklar
26 TEMMUZ 2011

 

 
153-    GARİP GUREBA
Ömür dediğin nedir ki yaşayında görün
Sevgiye saygıya dayalı hayat sürün
Bitmez sanmayın hak ve haklıyla yürüyün
Garip ile ağlayın gureba ile gülün

Mazlumun yanında mağrurun karşısında durun
Gelene ağam gidene paşam diyenleri kovun
Zamana göre yaşamayın kendinize kural koyun
Birilerini kızdıracaksınız ama ideal insan olun
25 TEMMUZ 2011
 

 

 
152-    ÇEVRE BİLİNCİ
Dağ orman birleşiyor deniz
Huzur bulur ruhumuz bedenimiz
Kıymetini bilmeli dünyada ki nimetimiz
Korumak sevmek insani görevimiz

Yaşanacak yarınlar bırakmak vazifemiz
Oluşmalı gelişmeli çevre bilincimiz
Kıyamet kopacak olsada bir fidan dikmeliyiz
Yaratılanlar kendince zikirdedir bilmeliyiz
24 TEMMUZ 2011

 

 
151-    EZGİLER
Tatlı bir müzik güzel nağmeler
Kulağa ne kadar da hoş geliyor melodiler
Evrenseldir müzik boşa dememişler
Kültürel zenginliktir bu ezgiler

Dinleyene huzur verir söyleyenler
Yıllarca nice aşklara ilham vermişler
Arayanın aradığını bulduğu besteler
Güzel olur Allah vergisi sesler
23 TEMMUZ 2011

 

 
150-    DOSTLARIM
Dostlarım başımda taçlar
Uzak duranlar bir gün hatasını anlar
Ön yargısız davrananlar yanımdalar
Gönlüm çok geniş sizlere de yer var

İstemem hanlar hamamlar
Dostlarım hatıralarında ban yer açsalar
Mavi deniz mavi gök beni kucaklar
Özlemdir aslında kalıcı dostluklar
22 TEMMUZ 2011
 

 

 
149-    AŞK VE SEVGİ
Tahmin ettiğinden çok seviyorum seni bilesin
Kalbimin yarısı bana yeter gerisini alabilirsin
Dünyaya defalarca gelsem tercihim sensin
Bu can bedenden çıksada cennette hurimsin

Paylaşa paylaşa büyüttük biz bu aşkı, sevgiyi
Yaşamayanlar bilmez anlatmakla anlamaz yüceliği
Karacaoğlan'ı, Yunus'u, leyla'yı Mecnun'u yaşattı sevgi
Bana da güç verdi yaşamımı şekillendirdi aşk ve ilgi
21 TEMMUZ 2011
 

 

 
148-    SESSİZLİK
Deniz kum güneş ve sesizlik
İnsanların aradığı ortak özellik
Belkide doğal yaşamımızı özledik
Yapay güzelliklerden uzaklaşmak istedik

Yaratılışın temel taşı toprağı hissetik
Yeşil ile denizin muhabbetini seyretik
İlahi nizamı bir daha idrak ettik
Dualarla niazlarla devamını diledik
20 TEMMUZ 2011

 

 
147-     DOĞRU SÖZ
Deliye sormuşlar nedir bu halin
Veliyi göstermiş budur sebebim
Cahilin tavrına duruşuna aldanmışlar
Alim ulemayı mumla aramışlar
 
Doğru sözlüyü vebalı sanmışlar
Yanlışı baş tacı yapmışlar
Sevgi, saygı, muhabbeti dışlamışlar
Kin, nefret, düşmanlığı kucaklamışlar
 
Ne olacak halimiz diye sormuşlar
Çözümü çözümsüzlüğe bağlamışlar
Dünle bugünün hesabını yapmamışlar
Ağustos böceği gibi yan gelip yatmışlar
19 TEMMUZ 2011
 

 

 
146-    KOCA ADAMLAR
Büyük davanın güya koca adamları
Ankara'yı mekan tutar önemlimi adları
Kuşluk vaktine kadar alem yaptıkları
Kendileri ifşa ederler hayasızca yaşantıları

Vatanmış Milletmiş önemlimi şehit kanları
Her şartta yıllarca korumuşlar koltukları
Beyin etrafına çöreklenmiş zehirli yılanları
Uzak tutmak lazım bu utanmazları
18 TEMMUZ 2011

 

 
145-    YÜREKLER YANDI
Yürekler yandı ocağa düştü ateş
Hain bölücü kalleş mi kalleş
Mehmet'im şehit oldu hainin sonu leş
Ecdadımız Çanakkale'de koyun koyuna kardeş

Uyma duyma kahpeleri elinde var keleş
Kürt kardeşim tanırsın bunları kendinle yüzleş
Kucaktaki bebe ile yataktaki nine ile söyleş
Irzına namusuna göz dikmişti bu kalleş
17 TEMMUZ 2011

 

 
144-    ÖZELEŞTİRİ YAPMAYAN DAVALAR
Özeleştiri yapmayan davalar
Tekrar tekrar hüsrana uğrarlar
Fikir değil suçlu biz mensuplar
Tepeden tabana başlamalı sorgulamalar

Herkesin eteğindekini dökmesi ile başlar
Böyle zamanda lazım aklıselim olanlar
Çözüm yolları vardır çözer aşarlar
Liderin etrafından çekilmeli başarısız olanlar
15 TEMMUZ 2011

 

 
143- HIRÇIN DALGALAR
Hırçın hırçın vuran dalgalar
Usanmadan karayı sonsuza kadar hırpalar
Azmi senden mi aldım deryalar
Bu gücün mutlak sahibi var

Bakıp gören düşünüp anlayan akıllar
Dağa baktığında denize daldığında seni arar
Kalplere sonsuz huzur dolar
Kul doğrudan uzaklaşmadığı zamanlar
14 TEMMUZ 2011
 

 

 
142-    HADİ DOSTLAR
Hadi dostlar bir olalım
El ele vererek zorlukları aşalım
Kafa yorup eksikleri bulalım
Umut olmanın yollarını arayalım

Kırılmış olabiliriz ama millete küs olmayalım
Karar veren odur her an yakın duralım
Dertlerine derman olup saralım
Şanlı tarihimize sahip çıkalım
13 TEMMUZ 2011
 

 

 
141-    GÜL BAHÇESİNDE
Gül bahçesinde gördüm renkleri
Mis kokuları aldım verdim nefesleri
Dikeni olsada mest eder sevenleri
Goncada gazelde güzel her halleri

Nede narin yaratmış Mevlam kadifemsi
Koparma dalında sevmektir mucizesi
Her yerde her dilde sevginin felsefesi
Sevmek bu gülle başlar biter bilmecesi
12 TEMMUZ 2011

 

 
140-    RUHUNUN DERİNLİĞİNDE
Bakınca sana ruhunun derinliğinde kayboluyorum
Güzel iç dünyanda kendime yer buluyorum
Anlamak anlaşılmak bu olsa sanıyorum
Hep sevip seviliyorum, sayıp sayılıyorum

Dünya nimetlerini beraber paylaşıyorum
Aşkın ölümsüzlüğünü sende yaşıyorum
Geçsede koca yıllar kendimi sende buluyorum
Tekrar tekrar mutluluğu tadıyorum
11 TEMMUZ 2011

 

 
139-    ALLAH RIZASINA
El verdim destekledim Allah rızasına
Omuz vurdum vatan millet aşkına
Karşılıksız sevdim ülkemi dava sevdasına
Bozuk sistem hesaptarları çıktı karşıma

Uymadı hesapları Rabbimin hesabına
Yaptıkları dolaştı dolaşacak ayaklarına
Kan ter var nice ömürler bitti uğruna
Verir cezalarını Allah, boşuna uğraşma
09 TEMMUZ 2011
 
 

 

 
138-    BİRİLERİ
Satanı satılanı başka yerde arama
Birileri sol birileri sağ yanında uzağa bakma
Hadi bey farkına geç vardı ama
Yardımcılar disiplin kurulu duymadıysa inanma

Koy Kuran-ı Kerim'i divanda masaya
Haberim yok diyenler el bassın Kuran'a
Makam hırsıyla sustular yıllarca
Körler sağırlar birbirini ağırlar kabaca
08 TEMMUZ 2011

 

 
137-    KADER ARKADAŞI
Çeyrek yüzyıl geçti seninle
Neler geldi gitti bizimle
Ben olmayı bıraktım seninle
Bir bütün olmayı başardık sevgiyle

Aynı kaderi yaşadık anlayışla
Bir lokmayı paylaştık Bismillahla
Aile olmayı başardık hamdolsunla
Birlikte rahmet varı yaşadık coşkuyla
27 HAZİRAN 2011
 

 

 
136-    KADER ARKADAŞI
Çeyrek yüzyıl geçti seninle
Neler geldi gitti bizimle
Ben olmayı bıraktım seninle
Bir bütün olmayı başardık sevgiyle

Aynı kaderi yaşadık anlayışla
Bir lokmayı paylaştık Bismillahla
Aile olmayı başardık hamdolsunla
Birlikte rahmet varı yaşadık coşkuyla
27 HAZİRAN 2011
 

 

 
135-    ALLAH GÖRMEZ Mİ
Yaşamakmı gaye yaşatabilmekmi
Bakmakmı önemli görebilmekmi
Sevmekmi aşk yoksa sevilmekmi
Veysel Karani gibi çöllere düşmekmi

Hasret vuslata ermekle bitermi
Yapılan güzellikler iyilikler yitermi
Kırdığın gönüller Kabedirbilmenmi
Kainatı yaratan Allah görmezmi
26 HAZİRAN 2011
 

 

 
134-    YORGUN YÜREĞİM
Dünya işleri yordu bedenimi
Nefsimin istekleri hiç bitmezmi
Dost düşman haddini bilmezmi
Yaşananlar yaralar yorgun yüreğimi

Herkes yapsa nefis muhasebesini
Doğru tektir birdir düşüncesini
Özünde yaşasa bir cümlesini
Yaşayabilsem kardeşliğin zirvesini
23 HAZİRAN 2011

 

 
 133-    DÖRT YIL DEDİĞİN
Camii de beraber secdeye kapanmadık mı
Derdiyle dertlenip düğününde halaya durmadık mı
Millet bizi biz onu anlayamadık mı
Yoksa bizi samimi bulmadı mı

Dört yıl dediğin nedir geçmez mi
Elli yıllık ömrüm rüya gibi geçmedi mi
Yoksa bunlar bir bahane mi
Seçim sonuçları birilerine şahane mi
13 HAZİRAN 2011
  
132-    VATAN BÖLÜNMEZ
Biz derdik vatan bölünmezdir
Hani Sivas'tan öteye gidilmezdir
Edirne, Diyabakır, Kilis bizimdir
Bu ülkede yaşayanlar birdir

Sen ben diye bölen kalleştir
Çanakkale'de yatan ceddindir
Al bayrağa kanıyla renk verendir
Vaadlere kanma kardeşin benimdir
06 HAZİRAN 2011
 
131-    EŞKİYA DAĞDA GEZERDİ
Herkes bilir eşkiya dağda gezerdi
Gözü aydın siyasilerin şehre indi
Bana bulaşmaz batıdayım dedi
Zahmet etme sen ayağına geldi

Trabzon, Denizli, Mersin'i gerdi
Diyarbekir Ziya Gökalp'in şehriydi
Uyan millet uyan kapına dayandı
Sandıkta bir ol kenetlen vur tokadı
05 HAZİRAN 2011
 
130-    REGAİP GECESİ
Regaip gecesi üç ayların habercisi
Recep, Şaban, Ramazanın müjdecisi
Diğer günlerin en faziletlisi
Kurtuluşa ermenin affın bahanesi

Şükür tövbe ve ibadet gecesi
Ahiret hayatına hazırlanmanın vesilesi
Mezarlıktır insanın son adresi
Mahşerde peygamberdir şefaatçisi
02 HAZİRAN 2011
 
129-    KARLI KIŞLAR GÖRDÜK
Çok karlı kışlar gördük üşümedik
Aslımızdan fikrimizden vazgeçmedik
Kan kustuk, şerbet içtik dedik
Mazlumuyla mağduruyla bir nesil verdik

Dünü düşünerek bugünü değerlendirdik
Tavrımız geçmişte gelecekte net dedik
Mesele millet olunca can verdik
Davamızdan oyumuzu mu esirgedik
01 HAZİRAN 2011
 
128-    SEVDAM DAĞLARDAN YÜCEDİR
Sevdam dağlardan yücedir bilesin
Davam kutsaldır iyi öğrenesin
Etrafımızda oyunlar dönüyor göresin
İrade senin kararını doğru veresin

Sonra boşu boşuna dövünmeyesin
Ders verilmez alınır iyi düşünesin
Sen güçlü ol ki ülken bölünmesin
Şanlı geçmişine sahip çık üzmeyesin
31 MAYIS 2011
  
127-    İSTANBUL’UN FETHİ
İstanbul fetholdu 29 Mayıs'da
Fatih'in hayali gerçek oldu sonunda
Cuma namazı kılındı Ayasofya'da
Çağ kapandı çağ açıldı İstanbul'da

İki mutluluk yaşandı bir arada
On binler toplandı Zeytinburnu'nda
Albayrak dalgalandı denizde karada
Genç yaşlı toplandı beyin etrafında...
29 MAYIS 2011 
 
126-    YA RABBİM SANA SIĞINIRIM
Yarabbim, sana sığınırım zalim şerrinden
Merhametini eksik etme üzerimden
Verdiğin nimetleri, azaltıp alma elimden
Geri koyma gördüğüm günden

Nasip et zikrini azalmasın dilimden
Beşerim, şaşarım, korkarım nefsimden
Sana sığınırım, benlik ve kibirden
Senin kulunum anlarsın garip halimden
28 MAYIS 2011
 
125-    ÜLKEMİN GERÇEKLERİ
Ülkemin gerçekleri yaralar beni
Yokluktan çaresizlikten acı çekeni
Öbür yanda tokluktan öleni
Biraz düşün din kardeşinin halini

Duyarsız kalırsan yakar seni
Çare olursan kazanırsın cennetini
Susarsan alırsın garibin vebalini
Derdine çare olacaklara sor sualini
27 MAYIS 2011
 

               124-    ASALET DEDİĞİN

              Asalet dediğin çarşıda satılmaz
              Ham olan sonradan olgun olmaz
              Nankörde ahde vefa bulunmaz
              Türkün örfünden töresinden anlamaz

               Aklına geleni gelince tutamaz
               Kendine nefsine hakim olmaz
               İnsanlık erdeminden ders almaz
               Küçüktür daha küçülür farkına varmaz.

26 MAYIS 2011 
123-    TÜRK’ÜN HOŞGÖRÜSÜ
Türk'ün hoş görüsünü zorlamayın
Yaptığınız karşılıksız kalır sanmayın
Kan akacak diye tehdit savurmayın
Birlik, kardeşlik sınırlarını aşmayın

Suskunluğumuzdan cesaret almayın
Osmanlı tokadı yersiniz meraklanmayın
Çakıl taşından vaz geçmeyiz umutlanmayın
Tek bayrak, tek devlet altında yaşayın
25 MAYIS 2011
 
122-    MİLLET
Millet baki olacak
Devlet hep yaşayacak
Birlik beraberlik sağlanacak
Gönüller sevgi dolacak

Din ırk sorulmayacak
El ele verilip güçlükler aşılacak
İşsiz aşsız kimse kalmayacak
Büyük Türkiye kurulacak

Bütün bunlar hayal olmayacak
Ejdadın rahat uyuyacak
Dünya alem saygı duyacak
Türk İslam birliği kurulacak
24 MAYIS 2011
 
121-    AZİM ÇINAR
Azim bir çınarın gölgesinde yatsaydım
Sessizlik içinde kuş sesleriyle uyusaydım
Dünyanın kargaşasını düzelmiş bulsaydım
Tatlı rüyadan hiç uyanmasaydım

Kırların dağların güzelliğini yaşasaydım
Kartal gibi yükseklerde özgür olsaydım
Susamış gönüllere çağlayan olup aksaydım
Dünyaya dalmayıp ebedi hayata hazırlansaydım...
23 MAYIS 2011
  
120-    GEREKEN YAPILDI
Yapılmaması gereken yapıldı ders almalı
Olan oldu dönüp yarına bakmalı
Kul kaderini yaşar fikri değil kendi sorgulanmalı
Büyük davaların adamı dikkatli olmalı

Dinin örfün yasaklamış yapmamalı
Yalnız kişiler değil toplum sorgulanmalı
Millet için için çöküyor çaresine bakmalı
Etkisinde kaldığın yoz kültürden uzaklaşmalı
22 MAYIS 2011
 
119-    NE OLDU BİZLERE
Ne oldu bizlere geldik bu hallere
Uğraşıyorlar bizimle götürecekler bir yerlere
Yapanamıyaptıranamı neye bahane
Özümüze sahip çıkarsak dönecek efsane

Hataları düzelt ders al sığın milletine
Gör ama sus konuşma uy Allah emrine
Herşeyin karşılığı var bırak ahiretine
Kınamayın kimseyi uydurmasın nefsine
21 MAYIS 2011
 
118-    DÜNYADAKİ KÖTÜLÜKLER
Dünyadaki kötülükler sıkıyor artık beni
İki yüzlü insanlar hırpalıyor düzeni
Esiri olmuş nefsinin nedir bunun nedeni
Sanki giymeyecekeler beyaz kefeni

Mevkileri kurtaramıyacak kendilerini
Kuru toprağa yatıracaklar bedenini
Kabir melekleri soracak sualini
Yaşayacaksın ölümle kendi kıyametini
20 MAYIS 2011
  
117-    İŞ AŞ GEÇİM DERDİ
Millet düşmüş aş, iş, geçim derdine
Vatanı getirmişler bölünme haline
Birileride düşmüş kendi keyfine
Sesiz kalırsam girerim vebaline

Ülkemiz gelmiş güya batı seviyesine
İlimde değil yetiştik ahlak çöküşüne
Uyanık olmazsan benzetirler kendilerine
Kültür emperyalizmi budur düşünsene
19 MAYIS 2011
 
116-    YÜREĞİM YANAR
Yüreğim yanar içim kanar
Kim ne söylerse bana batar
Sebep olanlara lanet yağar
Bu halimiz milleti yakar

Kalbim Türk-İslam diye atar
Gönüldaşlarım şehit oldu yatar
Binlercesi mağdur oldu kıyamet kopar
Bunun hesabı mahşere sarkar...
18 MAYIS 2011
  
115-    MİNAREDE SELA
Minarede sela duyurulur tanıyanlara
Etrafta bir koşturmaca karışıyor ağıtlara
Uzun yolculuk var hazırlıyorlar yarınlara
Musalla taşında imam başlar dualara

Cemaat durur saf saf arkalara
Mezarlığa doğru alınır omuzlara
Ders almayı sormazlar mı katılanlara
Bir gün sizler de yatırılacaksınız mezarlara.
17 MAYIS 2011
  
114-    HAYAT
Hayat iniş ve çıkışlardan ibaret
Yaşadığın zorluklara sabret
Allahındır bütün güç kudret
İnsan oğluna yakışan sonsuz teslimiyet

Asaletindendir susup, dinlemek, sukunet
Soysuzu vefasızı Allah'a havale et
Seni kurtaracak iman, takva, ibadet
Bir gün gideceğiz ebedi hayat ahiret
17 MAYIS 2011
  
113-    MEVSİM KIŞTI
Mevsim kıştı ilkbahar yaz oldu
Ömrümün baharı keder doldu
Yanar döner insanlar baş tacı oldu
Gönlümdeki zenginlik son buldu

Yeşeren ümitler birer birer soldu
Gonca kokulu mis güller gazel oldu
Zakkum çiçeği vazoya kondu
Bülbül sustu karga sesi makbul oldu
15 MAYIS 2011
 
112-    ACİZ KUL
Aciz kul olduğunun farkına vardınmı
Yaradana yalvarıp aklını başına aldınmı
Yanlışları doğru yapmaya çalıştınmı
Yoksa aynı yerde durmaya alıştınmı

Fırsat bir gelir iki üç bakarsın geçer
Ömür dediğn su gibi akar gider
Dünya tarlasına ne ektinse ahirette biçer
Bir gün gelir sende bende buradan göçer
13 MAYIS 2011
  
111-    GÜNLER AYLARI
Günler ayları aylar yılları kovalar
Yaşadığım acılar hep beni yaralar
Bedenimde yorgunluk saçlarımda aklar
İnsanlar yaşadığı kadar halden anlar

Dünyada misafirsin gelip geçicisin
Sanma ki kalıcısın sende gidicisin
Düşene el uzat ki kimse incitmesin
Allahın emaneti insan denen canlar
12 MAYIS 2011
  
110-    ŞU CİHANA ALEME
Şu cihanı aleme sultan olabilsem
Zevklere sefalara yüz çevirebilsem
Nefsimi terbiyede galip gelebilsem
Kamil insan olmanın yolunu bir bilsem

Gönül insanı olduk biz diyebilirim
Alplere, erenlere kavuşabilirim
Türk islam davasını sürdürebilirim
Önce millet sonra ben demeyi öğrensem
11 MAYIS 2011
 
109-    GEÇER BUNLAR DA GEÇER
Geçer bunlar da geçer Eylül geçmedimi
Acılarla bırakıp yürek delmedimi
Kahpe kurşunla onlar şehit düşmedimi
Gün geldi birileri sefa sürmedimi

Bu alemde Bülent var didinmeden gelen
Hiç kimseye gerek yok çabasıyla giden
Yaptığı yanlışlarla hergün yad edilen
Ağlanacak halimiz alem gülmedimi
10 MAYIS 2011
 
 
108-    HIRPALARLAR
Hırpalarlar fikrini kırarlar kalbini
Dur yapma etme dersin anlamazlar halini
Hırs mantığını yener alır vebalini
Günaha sığınmasın kalp dolsun rahmani

Su mecrasından taştı sen bakıp durdunmu
Basiretsiz olanlar baş tacı oldumu
Fitne ficur yan başta değişen oldumu
Üzülmez olurmuyuz görüp mecalini
09 MAYIS 2011
 
107-    ILGIT ILGIT
Ilgıt ılgıt es rüzgar sohbette hazırlık
İkram var, itiraz yok dostlarla toplandık
Bu yan karataş, çamlık o taraf mezarlık
Zaman zaman mezara baktık ibret aldık

Sohbettin seviyesi arttı bozulmadı
Hasretler giderildi zaman hiç durmadı
Gelemeyen dost başka bir bahara kaldı
Kısa zamanda yazda sohbet sözü verdik
08 MAYIS 2011
 
106-    ÇOK MUTLULUK YAŞADIM
Çok mutluluk yaşadım kısa bir zamanda
Sosyal amaçlı vakıf kermesi bir yanda
Şeyh efedi anıldı makamı başında
Bu Cuma dostlarımla buluştum namazda

Sılayı rahim yaptım anneler gününde
Duaları dilinde özlem var halinde
Kilis başka anlamlı bu güzel mevsimde
Tekrar yaşamak için bulundum niyazda
07 MAYIS 2011
 
105-    SOR DA SEVDALARIMI ANLATAYIM
Sor da sevdalarımı anlatayım sana
Baba, ana, eş, evlat hepsi de bir yana
Bayrağa el uzatma çok dokunur bana
Ezana söz söyleme ağır gelir cana

Vatan sahipsiz sanma yan gözle bakma
Sevdalarımı sordun anlattım kaçma
Vatana can verecek milyonları sıkma
Altında ezilirsin sonra ha karışmam
02 MAYIS 2001
 
104-    ALLAH DOSTLARI
Allah dostlarıyla kol kola olsam
Kalbimi ruhumu bir arındırsam

Benlikten, kibirlikten hep uzaklaşsam
Ben değil bizlere her an sığınsam

Çaresiz kalana çareler olsam
İnsan olduğumun tadına varsam

Gönül kazanmayı marifet sansam
Kapanan kapıyı sevgiyle açsam

Çocuğa, yaşlıya muhabbet duysam
Yetime, öksüze kol kanat olsam

Gaflete düşüpte duyarsız kalsam
Rabbim acı bana bir an dalarsam
01 MAYIS 2011 
103-    MAHSUN GÖNÜLLER
Rahmet yağmurunda bir damla olsam
Mahsun gönüllere bir bir ulaşsam

Şefkat rüzgarında zerreler olsam
Kırılmış kalplere çareler bulsam

Hızıra yoldaşım ben diyebilsem
Yolda kalmışları bir sevindirsem

Mevlanaya gönül bağları kursam
Allah'ın aşkıyla sevgi dağıtsam

Secdeye kapansam hakka yalvarsam
Yüce kapısında kıtmiri olsam
30 NİSAN 2011

 

 
102-    BİR DERVİŞ OLABİLSEM
Bir derviş olabilsem degaha kapansam
Dünyanın kirlerinden berzaha açılsam
Nefis denen düşmandan Allaha sığınsam
Kendimi bir an olsun Mevlaya bıraksam

Düşünme duygusu için şükür edebilsem
Cümle alemden bıktım uzak durabilsem
O an kurtuluşumdur Hakka varabilsem
Kâlû belâda verdiğim bir o sözü tutsam
28 NİSAN 2011
  
101-    ELİN KIRILSIN
Mahreme uzanan elin kırılsın
Harama bakan o gözün kör olsun

Utanmaz sıkılmaz iki salaksın
Davaya ihanet eden kaypaksın

Şehitlerin ruhu rahat bırakmaz
Karşılıksız kalır sanmayın kalmaz

Sizin gibi vardır kendini bilir
Onlar birbirinin rengini alır

Ağacın kurdunu gövdede ara
Hainler yakında yüzleri kara
27 NİSAN 2011
  
100-    KİM OLDUĞUN DEĞİL
Kim olduğun değil neler yaptığın
Hoyratça davranıp gönül yıktığın

Unutulur gider sandın hatanı
Hatırlarlar bir bir yanlışını

Er olan düşünür bütün işini
Anlının teriyle alır aşını

Muhanete muhtaç olma ha sakın
Dön etrafındaki dostlara bakın

Her devrin adamı olandan kaçın
Doğruysa yıkılmaz yanlışı yıkın
26 NİSAN 2011
 
99- OLAN PAYLAŞINCA
Olan paylaşınca yokluk azalır
İnsanlık onuru anlam kazanır

Sevgiyle şefkatle umut çoğalır
El ele verirsek keder sonlanır

Dostluk ve kardeşlik heran yaklaşır
Düşmanlık yok olur kin uzaklaşır

Gönülden gönüle sevgi yerleşir
Fırsatını verirsen yollar birleşir

Milletin bekası birlik sağlanır
Bedbahttın başına şerri dolanır
25 NİSAN 2011
 
98- BÜLBÜLE SORMUŞLAR
Bülbüle sormuşlar neden ötersin
O gül bahçesine nazmı edersin

Gülün dikeni var nasıl seversin
Sevgiler zahmetsiz olmaz bilirsin

Feryadın faydasız duyulsun istersin
Yoksa kahrındanmı çile çekersin

Allah vergisi ses çok etkilersin
Bu sese mutlaka gönül verirsin

Gülle bülbül bu aşkı yaşasın
Dostlar birbirini hep anlasın
24 NİSAN 2011
 
97- GÜNÜMÜZÜN CİHADI
Günümüzün cihadı nefisle yapılır
Mücadele edersen sonuca varılır
Dile sahip olursan cennet kazanılır
Nefsine kapılırsan yanlışa sapılır

Dünya zevkine kanma şaşırıp aldanma
Geçici heveslere ahireti satma
Esas olan insandır sakın ha kandırma
Mahşer gününde ince hesaba varılır
22 NİSAN 2011
 
 
96- GÖNLÜM NE ARZULARSA
Gönlüm ne arzularsa dilim onu söyler
Muhabbetin hasretin içimdeki hisler
Zikir yürekten gelir tekrar eder diller
Azalmaz artar sevgin bu can seni özler

Tatmayanlar anlamaz o muhabbetini
Beraber yaşayalım şefkatle sevgini
Birlik ve beraberlik sarsın ümmetini
Bir olursak rahmet var bitsin kötü sözler
21 NİSAN 2011
 
 
95- GÖNÜLLERİN EFENDİSİ
Afrikalı, Asyalı davetine uyar
Zenci beyaz ayrılmaz mescidine koşar
Renkler diller birleşir kalpler aynı atar
Güllerin efendisi Medine'de yatar

Gül kokusu Cihana Mekke'den yayılır
Özlemin beni sarar Kabe'ye varılır
Dört yıldır yazılırım bu yıl kavuşulur
Mübarek makamına bu garip el açar
19 NİSAN 2011
 

 

 
94- MİS KOKULAR
İNsanlık bunalımda, buhranda kıvranır
İşte o zamanlar da bir çıkış aranır
Kurtuluş anı yakın arayıp dolanır
Ay Rebiülevvel gün oniki sonlanır

Bazen esen esinti mis koku getirir
Ruhumuda Nebi'ye hediye götürür
Bana da gelirken mis kokular iletir
Aşkım ahirette muhabbetle sonlanır
18 NİSAN 2011
 

 

 
93- RAHMETTİR BANA KELAMIN
Söylersem rahmettir bana kelamın
Görmektir hayalim nur cemalın

Şefaat etmezsen haraptır halim
Sığınırım sana kalmadı mecalim

Hadis ve sünnetin ışıgım oldu
Yolum aydınlandı güneşim dogdu

Emelim yolunda şehit olmaktır
Mahşer günü seni bir koklamaktır
17 NİSAN 2011
 

 

 
92- GÖNLÜME NUR OLDUN
Efendim gönlüme nur oldun kondun
Yaratılışımın sebebi oldun

Cahiliye devri bitti kapandı
İnsanlık seninle şeref kazandı

Ümmetin muhtaçtır gül yüzlü şefkatine
İhtiyacımız var şefaatine

Gelişini anmak haftaya sığmaz
Muhabbet olunca bu aşk solmaz

Seni anan dili cehenem yakmaz
İki dünyada yalnız sahipsiz kalmaz
16 NİSAN 2011
 

 

 
91- İNSANLIK ALEMİ
İnsanlık alemi çaresiz kalmış
Kalpleri kararmış kötülük sarmış

Eliyle yaptığı putuna tapar
Öz kızını gömer katliam yapar

Nebiler Nebisi muhtacız sana
İnsanlık kurtulur gül hatırına

Geldin güller açtı mis koku sardı
Susayan gönüller sana sarıldı

Mucizen Kuran'dır taç oldu sana
Ümmettin aşıktır kurban yoluna
15 NİSAN 2011
 
 
90- YA RABBİM GÜCÜMÜZÜ ALMA
Ya rabbim gücümüzü alma elimizden
Zikrini eksik etme bir an dillimizden
Hep sana sığınırım münafık şerrinden
Kem gözden kötü sözden korursun zalimden

Nefsimizin esiri olursak yanarız
Aldatıcı dünyadan sana sığınırız
Bizi gafletten uyar yoksa hâl harabız
Tek bırakma pişmanım perişan halimden
14 NİSAN 2011
 

 

 
89- HAKK’I HAKEDEN
Sardı milleti bir tatlı heyecan
Gelene ağam der gidene paşam

Gün milletin günü dinler derinden
Hakkı hak edene verir gönülden

Gönülde yer etmek marifet ister
Düşme gözden yeter ölümden beter

Bakarlar yanına sorarlar sana
Yol arkadaşların yokmu bu defa

Ahde vefa yoksa gerisi boşa
Yaz bunları birbir nefsi hesaba
13 NİSAN 2011

 

 
88- ALLAH’IM SANA SIĞINIRIM
Allah'ım sana sığınırım her halimle
Bozulmuş insanlık vicdanıyla diliyle
Kalpleri kararmış uğraşır şuursuzca
Bir de cenneti ümit ederler arsızca

İlahi adalet bu tecelli edecek
Hak edenler mutlak cehenneme gidecek
Tövbe kapısı hep açıktır sığınmalı
Hidayete erip rahmete kavuşmalı
08 NİSAN 2011
 

 

 
87- ASİL BİR MİLLET
Asil bir milletin mensubuyuz soydaşım
Yüceltmeliyiz bu devleti vatandaşım
Bütün engelleri biz aşarız yoldaşım
Sahip çıkalım hep beraber arkadaşım

Acıdadaneşedede biriz candaşım
Gönüllere köprü kuralım gönüldaşım
Dile ve söze sahip olalım sırdaşım
Adem ve havadan geliriz kan kardeşim
07 NİSAN 2011
 
 
86 -KIR ÇİÇEKLERİ 
Düşün kır çiçeklerinin özgürlüğünü
Dağlarda ovalarda sürdürür hükmünü
Yardım görmeden topraktan alır gücünü
Rengarenk çiçekler açar bellidir günü

Halbuki öylemidir saksı çiçekleri
Muhtaçtır bakıp sulamalı birileri
Desteksiz yaşayamaz kısadır günleri
Özünden ayrı koku vermez çiçekleri
06 NİSAN 2011
 
 
85- TOPRAK DOYURSUN
Göz aç olunca derlerki toprak doyursun
Mide doyar nefis aç bocalar durursun
Halden hale girersin bulunmaz ilacın
Hastalıktır senin ki hekime muhtaçsın

Zordur durumun esir olmuşsun nefsine
Kanma nimetlere çalış ahiretine
Er veya geç çalacak kapını azrail
Kendine çeki düzen ver hazırlan cahil
05 NİSAN 2011
 
 
84- BAŞBUĞ
Mücadele ve çileyle geçen bir ömür
Milletin kurtuluşunu gençlikte görür
Ezilmek sürülmek yaşamında onurdur
Gönüllerde dillerde o lider başbuğdur

Hüvel Baki dedi rahmana kavuştular
Milyonlar safta gözyaşına boğuldular
Nisan matem tuttu karla uğurladılar
Türk islam davasını miras bıraktılar
03 NİSAN 2011
 
 
83- SEVGİ AZALINCA
Sevgi azalınca sebebine bakmalı
Kibir benlik bir an önce bırakılmalı
Saygının olmadığı yerde durmamalı
Sabrında sınırı vardır zorlanmamalı

Hoşgörü yoksa boşuna uğraşmamalı
Nefsinin esiri olmuşsa acımalı
Söz gümüş ise sukutta altın olmalı
Uyardıysan kendi düşen ağlamamalı
02 NİSAN 2011
 
 
82- KIYAMETE KADAR YAŞAYACAK TÜRKİYE
Kolay mı kuruldu bu devlet bilmez misin
Çekiştirip durursun birşeyler istersin
Bu göklerde al bayrağım dalgalandıkça
Bilkisanadabanada yer var rahatça

Sakarya, Dumlupınar ve Çanakkale'de
Dedelerimiz yanyana yatar gölgende
Dinimiz tarihimiz bir bu fitne niye
Kıyamete kadar yaşayacak Türkiye
01 NİSAN 2011
 
 
81- DÜNYA NİMETİ GEÇİCİDİR
Dünya nimeti geçicidir kanmayasın
Kızdırıp mazlumu ahını almayasın
Son pişmanlık fayda etmiyor yanmayasın
Aklından hiç çıkartma aciz biçaresin

Ömür bu böyle gelir geçer bir gün biter
Yaptığın güzel ameller yanında gider
El sürme harama sahip ol dile yeter
Ne şahlar vezirler elleri boş gittiler
31 MART 2011
 

 

 
80- BEDENİME RUHUMU GİYDİRDİ
Bu aciz bedenime ruhumu giydiren
Aklı verip insanlıkla şereflendiren
Bana doğruyu yanlıştan ayırt ettiren
Yaşadığım hayatımla imtihan eden

Şükrü bir an olsun aklımdan çıkarttırma
Bana verdiğin nimetleri unutturma
Beni bir an olsun tefekkürden ayırma
Allah'ım budur niyazım beni şaşırtma
30 MART 2011
 
 
79- REYTİNG UĞRUNA
Tanımakta zorlanıyorum bu fertleri
Olamaz bunlar milletimin bir neferi
Nasıl bulaştırdılar bu sapık halleri
Yıllarca gösterdiler sapık dizileri

Reyting uğruna türlü kılığa girdiler
Uyum yasaları diye bayram ettiler
Üç masum çocuğa sapıkça kıyacaksın
İdam kalkacak avrupaya uyacaksın
29 MART 2011
 
 
78- AHLAK ÇÖKÜNTÜSÜ
Nereye varacak bu ahlak çöküntüsü
Yüreğimi yakar gençlerin görüntüsü
Yabancı marka sevdası sarar etrafı
Daha öncede görmüştük bu fotoğrafı

Kültür emperyalizmi budur sessiz gelir
Sosyal meseleler derinden etkilenir
Hemen başlamalı öze dönüş olmalı
Milli manevi duygu canlı tutulmalı
28 MART 2011
 
 
77- GURBET KUŞLARI
İzledin mi göçmen kuşların gidişini
Belli zaman sonra tekrar dönüşlerini
Gurbet kuşlarının gelişini bekleriz
Sıladan haber gelir mi diye gözleriz

Kilistir özlemiyle yakar içimizi
Akpınar Karababa da ağaç altında
İçeri bahçede olsam yaz sıcağında
Minik kuşların cıvıltısı kulağımda
26 MART 2011
 
 
76- DÖN MEVLA’YA
Günlerdir celallendim durdum olanlara
Sabrım taştı bizi bu hale koyanlara
Susmak erdem ama kızmak isterim ona
Susarım yaşanan kardeşlik hatırına

Geç bu halleri yen nefsini dön Mevlana
İntizar olsun güzel düzeni bozana
Ahireti kazan dünyayı ver alana
Allah isterse hükümdar eder cihana
25 MART 2011
 
75- GÜNLERDEN CUMA
Gün cuma müminler hazırlandı namaza
Saf saf huşu içinde duruldu niyaza
El açıldı semaya başlandı duaya
Tek arzu millet huzur içinde yaşaya

Hani ümmete bayramdı günlerden cuma
Tefeküre dalıp düşünmek lazım ama
Ders al geçmişten yaşama yeni Kerbela
Benzetirler halini evladı Resula
24 MART 2011
 
74- BOYNER HANIM
Dört maddelik ültimaton hazırlamışlar
Kürtçe eğitim canilere af demişler
Sivil itiatsizlikle tehdit etmişler
Asil milletimin sabrını denemişler

Boyner hanım zırvalamış sırça köşkünde
Ne hoş empati yaparlar bölücülükte
Din ve iman para olmuş öter çöplükte
Şehidimin kanı kurumadı Cudide
23 MART 2011 
 
 
 
 
73- UYUMA TÜRK MİLLETİ
Önce Rus girdi Afganistana ne varsa
Mücahit Taliban oldu Rus kovulunca
Herşeydegişti ikiz kule vurulunca
Nato güçleri Afganistana dalınca

Saddamı aslan yaptılar sonra astılar
Irakı parça parça edip paylaştılar
Tunus Mısır Libya sırada Suriye var
Uyuma Türk milleti yanı başındalar
22 MART 2011
  
72- YENERSEN NEFSİNİ
Göz görmek isterse görür ve düşünürüz
Baktıkça her yana nimetleri görürüz

Bulunca azar yokluğunda sızlanırlar
Şükrü kanaatı sonraya bırakırlar

Nankörlükle kalmaz isyana düşeriz
Nefis terbiye olmazsa küfre gireriz

Bu günkü cihat kendi özünde yapılır
Yenersen nefsini ahiret kurtarılır
21 MART 2011
 
 
71- TALAN
Tarih milletlerin ortak hafızasıdır
İnsan hakkı evrensel değerler boşadır
Batının derdi enerji kaynaklarıdır
Gaye dünyadaki yarım kalan talandır

Batı medeniyeti diye yuttururlar
Petrolün kokusunu uzaktan alırlar
Emperyalizmin gerçek yüzünü saklarlar
Bahaneyi bulur bombayı yağdırırlar
20 MART 2011
 
 
 
70- MÜSLÜMAN KANI
İslam alemi kan, gözyaşına boğulur
İçim yanar yüreğim parça parça olur
Beklerim bu acılar ne zaman son bulur
Bir gün gelir zalimlerden hesap sorulur

Nasıl medeniyet bu füze yağdırıyor
Batı uygarlık adına bunu yapıyor
Rejim lider ve petrol zemin hazırlıyor
Haçlı vuruyor müslüman kanı akıyor
19 MART 2011
 
 
69- ÇANAKKALE
Arsız haçlı seferleri bitti sanırsın
Çanakkalede bir daha karşılaşırsın
İki yüz elli bin Mehmet şehit olsada
Geçemez kafir güç üstünlüğü bulsada

Hilalle haçın savaşıdır unutmayın
Sırtlanlar yılanlar pişman oldu sanmayın
Şehidim kefensiz yatar bekler vatanı
Gaflete düşme hatırla dökülen kanı
18 MART 2011
  
 
68- DOSTLARIM DEDİKLERİN
Dostlarım dediklerin bir bir kazanılır
Muhafaza etmek büyük bir sanaattır
Gönüle taht kurmak er insanla başlanır
Hükümran olup kalmazsan er geç sonlanır

Gönüleri kırmak kolay her insan yapar
Küçük hesaplar halis niyeti bozar
Bir gün gelir seni yalnız başına koyar
Esiri olursan ihtiras duygun azar
17 MART 2011
 
67 NASIL OLMALI
Samimiyette akarsu gibi olmalı
Hakkaniyette koca dağ olup durmalı
Tevazuda söğüt gibi yere yatmalı
Merhamette yağmur olup kula yağmalı

Şefkatte ana gibi hep kucaklamalı
Muhabbette Allah dostuna karışmalı
Acizlik senden kaçmalı uzak durmalı
Kültür söze ahlak öze anlam katmalı
16 MART 2011
 
 
66- BAL ARISI
Binlerce arıyı doldursan boş kovana
Bal arısı değilse bal yaparmı sana
Hikmetin kendinde olduğuna inanma
Bal yerine avcunu yalarsan şaşırma

Allah herşeye görev vermiş boşunamı
Kul kendine göre yaşamak zorundamı
Her işi ehline ver yanlışı dost tutma
Kargayı kılavuz edip yolu şaşırma
15 MART 2011
 
 
65- YARADANIM VAR
Yaradanım var yaradanım ümitkarım
Kapısında garip bir kulum günahkarım
Ellerimi açar duada yalvarırım
Senin şefkatine rahmetine muhtacım

Sen ol demedikten sonra hiç bir şey olmaz
Firavunun ateşi İbrahimi yakmaz
Topal karınca bu niyetle yolda kalmaz
Sana güvenip sığınan perişan olmaz
14 MART 2011
 
 
64- KİLİSLİ OLMAKTAN BIKTINMI
Koyunun boşluk kısmından eti aldınmı
Eti kasaba zırhla çektirdinmi
Kıymayı güzel bir şekilde hazırlatınmı
Tepsinin kenarına malzemeleri evden koydunmu
Soğanı güzelce temizleyip soydunmu
Tuz biber azıcık nar pekmezi karabiber attınmı
Domates ve biber salçasıyla hep beraber karıştırdınmı
Güzel olsun diye sakin zamanda fırına gittinmi
Fırıncıya usta ince ve eti bol olsun dedinmi
Fırının serin tarafında pişmesini istedinmi
İlk pişenden kıvırıp gevrek gevrek yedinmi
Biri yiye diğeri baka kalmasın ustalara ikram ettinmi
Yorum bunlardan birini unuttum dedinmi
Sakın ha yoksa sen Kilisli olmaktan bıktınmı
13 MART 2011
 
63- BAHAR
Bu gün baharın ilk günlerini yaşadım
Çoşku ve heyacanı bedenimle tattım
Baharın gelişi müjdeler dirilişi
Gücümüze güç katacak yazın gelişi

Nedendir bu heyacan derseniz dostlarım
Milletim karar verecek umutlanırım
Hazırlan ki hemen sonbahar kış gelmesin
Hayallerim umutlarım suya düşmesin
12 MART 2011
 
 
62- DEPREM
İki türlü deprem var insanı etkiler
Sallar yeryüzünü dağı taşar denizler
Ardında bırakır acı hüzün kederler
Yine fitursuz yaşar deli divaneler

Bu afete küçük kıyamet der bilenler
Ölümüde böyle tarif eder erenler
Kimler geldi kimler geçti şimdi nerdeler
Bunları anla ki kırılmasın gönüller
11 MART 2011
 
61- KİN
Ey insanoğlu nedendir sendeki bu kin
Kardeş bildiklerini öldürdün yok ettin
Ahir zamanda Kabiller tek olmayacak
Kevser başında Habil yalnız kalmayacak

Mahşer gününü düşünüp ders çıkartmalı
Yalnışı terk etmeli doğruyu bulmalı
Kabillin Habille yaptığını bilelim
Dosttu, kardeşi ve milleti yaşatalım
10 MART 2011
 
60- HAKİKAT
Taşlaşınca kalpler hakikati anlamaz
İmana ermeyince doğru yol bulunmaz
Musa'da olsa firavunlar ikna olmaz
Dünya var oldukça bu böyle devam eder

Günümüzdede her makamda onlar vardır
Her firavunun bir Musa'sı olacaktır
Hidayet Hak'tan ama ne yapsan boşadır
Davan haktır kutludur mücadelen sürer
09 MART 2011
 
 
59- YEZİD
Yezid ismini duyunca kızarsın birden
Güya islam halifesidir söz edilen
Amaç saltanatı korumak Ehlibeytten
Hırsından kopardı Peygamberin gülünü

Makam sevdan olur kıyarsın Hüseyine
İnsan ol ki kapılma dünya nimetine
Sende uğrarsın bunların akibetine
Safını belli et sev resulun gülünü
08 MART 2011
 
 
58- İHANET
Milletimin bahtıyla oynamayın sakın
İhanet edenlerin sonları çok yakın
İsterseniz bir an tarihe dönün bakın
Yaptıkların yanına kâr kalacak sanma

Şereflenmek elinde millete hizmetle
Kötülükleri yok et elinin tersiyle
Sanma sanada kalır dünya nimetiyle
Şeref pazarında şerefsize yem olma
07 MART 2011
 
57- RAHMET RÜZGARI
Rahmet rüzgarları esmeye başlayınca
Götürüyor dostlarımı bir bir Rahmana
Gönlümde umut yağmurları sonlanınca
Dünya boşmuş kavuşuyorsun Yaradana

Kolaymı ateş düştüğü yeri yakarmış
Acı olsada sonu kadere imanmış
Sabırın ahirette mükafatı varmış
Hesap vermek için varıyorsun Allaha
06 MART 2011
 
 
 
56- VATAN SEVGİSİ
Binlerce yıl tarih boyunca var olmuşlar
Fitne fesat ve bozgun kanlarında varsa
Haset hainlik tek vucutta buluşmuşlar
Vatanın sevgisi imandan gelir yoksa

Doğruyla yanlışlar mücadele edecek
Soylu ve soysuzlar tarihe iz düşecek
Birgün gelecek mutlak hesap sorulacak
Azap bulacak Allaha inancın varsa
05 MART 2011
 
55- ŞEHİT
Şehit olmak nasip olurmu isteseniz
Her kul istesedeerermi o makama
Şahadete Hz Nevfel gibi bakarsanız
Komşu olursunuz peygamberin katına

Şehitler gelince ayağa kalkar Nebi
Şahadet mahşerde şefaatın sebebi
Ata evlat yetmiş bin kurtuluşa erdi
Öldüler sanma sahipler iki cihana
04 MART 2011
 
 
54- DUA
Bu kainatı Yaratan yöneten vardır
Kul daralınca rahmet ister Rabbinden
Gidilir duayla Hakka gerisi yoktur
Dua et samimiyetle iste Allahtan

Tek başına zorlarsın büyük engelleri
Ana duasıyla aşarsın güçlükleri
Güç verdinse düşküne savdın belaları
Duaları görmekte duymakta Yaradan
03 MART 2011
 
53- SEVDA DAĞLARINDA
Sevda dağlarında şakıyan bülbül olsam
Bahçelerinde nergis gönüllerde sultan
Sonsuzluk pınarından içip yalnız kalsam
Umursamam aldırmam vaz geçerim tahttan

Aşk sevda yaratana olan muhabbettir
Yaratılanları karşılıksız sevmektir
Şefkat gözüyle taktir edip beğenmektir
Böyle sever yorumlarım gerisi haktan
02 MART 2011
 
 
52- İSTANBUL
Hangi tarafına bir baksan tarih kokar
Neresine baksan medeniyetler çıkar
Sultanahmet, Ayasofya, Galata orda
Hayranlıkla gezer durursun Topkapıda

Allah dostlarının zikri duası vardır
Mevlevisinakşibendisi hep burdadır
El açar kendince yalvarır yaratana
İstanbul bu şehirdir aşkla yaşayana
01 MART 2011
 
51- İBRET
İbret almak istiyorsan dönde bak arkana
Kimler vardı şimdi yoklar kafa yorsana
Zaman ne çabukta geçiyor farkına varsana
Diline, deli divane gönlüne hakim olsana

Ders almazsan hakikaten perişan olursun
Kulluğun şuuruna varırsan huzur bulursun
Dünya nimetine kanarsan hesabı unutursun
28 ŞUBAT 2011
 
 
 
 
 
50- HESAP
Kimse demesin ben günü birlik yaşıyorum
Evet dostlarım bende hesap yapıyorum
Hesap olmasaydı hesap sorarmıydı Rahman
Her hesabın üzerine hesap koymuş Yaradan

Birçok hesap yaptım ama tutturamadım
Hamdım oldum fakat bir türlü yanamadım
Yunus'un dergâhına eğri odun girmezken
Ben yanlışa yanlış bana bakar dururken
27 ŞUBAT 2011
 
 
 
 
49- HÜZÜN
Yüreğimde bir sıkıntı içimde hüzün var
Nedir bu derseniz dostlar içim yanar
İslam ümmetinin perişan hali beni yaralar
Hani ferasetli olacaktı Müslümanlar

İslam coğrafyasının yıllardan beri hali harap
Son günlerdeki akıtılan kan ne hesap
Gidecek Mübarekler Kaddafiler mutlak
Geridekiler aynı yeni bir düzen kurulacak
26 ŞUBAT 2011
 
 
 
 
48- KİLİS YURDUM
 
Özlem duyduğum hayaller kurduğum
Şeyh Muhammed tepesinde nefes soluduğum
Evliyalar veliler diyarı Kilis yurdum
Şurahbil Bin Hasane'de tefekküre daldığım
Şeyh Mansur'da huzur buldum
Dünya külfeti ile daralınca yüreğim
Şeyh Efendi'de zikre durdum
Derde düşünce uğramış olduğum
Şeyh Muhammed Ensari'de şifa buldum
Peygamber dostlarına komşu oldum
Kilis benim ebedi yurdum
25 ŞUBAT 2011
 
 
 
47- VATAN
İki kıtanın birleştiği yerde yurt tutarsan
Boğazın halicin yanı başına taht kurarsan
Çağ açıp kapayan Fatih'in torunu olursan
Kimlerin kuyruk acıları var tarihe baksan

Aklını başına al defalarca durumunu düşün
Etrafımızdaki dönen oyunları anlayıp görün
Bak her taşın altı kefensiz yatan şehidinin kanı
Unutma miras aldın miras bırakacaksın vatanı
24 ŞUBAT 2011
 
 
 
 
46- GELİN BİR OLALIM
 
Evlat sende bu cevher hep var oldukça
Bu vatan için milyonlar canını koydukça
Meraklanma uğraşırlar ama bölemezler asla
Ortak tarihin var dininle minaredeki ezanınla

Gelin bir olalım canı cananımızla bir arada
Aşkımız sevdamız türkülere yansır Anadolu da
Birlikte rahmet var dinin gereği olduğunu anla
Vatanı aşkla seviyorsan ne olur her gülü kokla.
23 ŞUBAT 2011
 
 
45- SEVDA
Sevda dediğin gönüllerde tüter
Hasretliği insanın belini büker
Yaşamayan anlamaz haline güler
Sevdaları olmayınca boş haldeler

Geldim dünyaya başladı sevdam anamla
Aklımın erdiği an milletim, vatanımla
Geldi zamanı hayat arkadaşımla
Millete evlat yetiştirdim oğluyla, kızıyla
22 ŞUBAT 2011
 
 
 
 
 
44- DOĞRU YOLDAYSAN KORKMA
Gaye insanlığa hizmet olunca Hızır yanında olur
Şeytan kalpli insanlar saf saf karşında durur
Haklıyla haksızın mücadelesi tarih boyu sürer
Doğru yoldaysan korkma kader yüzüne güler

Hak yürü derse seni durdurmaya güçmü yeter
Söyle Rabbimden başkasının sana sözümü geçer
Ahirete hesap var unutma doğruluktan şaşma
Bu can durdukça insanlığı yaşatmaktan geri kalma
21 ŞUBAT 2011
 
 
43-TECRÜBE
Ruhunun derinliğinde ki fırtınaları fark ettim
Karar verme aşamasına gelmen için sabrettim
Yanlışa arkanı dönme cesaretini gösteremedin
Dostsuz kalmanın zor olduğunu şimdimi öğrendin

Bazı şeyler yaşaya yaşa ya öğrenilir tecrübe denir
Dostların birer bir er uzaklaşınca yalakalar yer edinir
Aldanıp kanarsın hayatın cilvesine boşuna böbürlenir
Sonuç hüsran olursa hatalar birçok garibe yüklenir
20 ŞUBAT 2011
 
 
42-KARŞILIKSIZ VERMEK
Sende fazla olanı hiç başkalarıyla paylaştın mı
Duyguların en güzeli karşılıksız vermeyi tattın mı
Bahane bulma param çok olsa verirdim deme
Her insanda mutlaka bulunur çok düşünme

Gidersin kan merkezine bağışlarsın kanını
Verirsin kanını kurtarırsın bir hastanın canını
Nasip meselesi her kula vermek kısmet olmaz
Vermek istersin kan değerin düşük doktor almaz
19 ŞUBAT 2011
 
41- ŞEYH ŞAMİL
Şeyh Şamil hürriyet özgürlük abidesidir Kafkasların
Yetmiş dört yıllık ömrü ile korkusu oldu çarların
Yirmi yaşlarında iki metre boyu ile Kafkas kartalı
Acılar yaşasa da mücadelesini tarihe yazdırmalı

Hicaz için uğradı İstanbul a yer yerinden oynadı
Kabe de onu gören hacılar izdiham yaşamıştı
Büyük insanlara nasip olan bu sevgi seli sorgulanmalı
Allah amelini beğendiği kulunu sevdirirmiş anlamalı
18 ŞUBAT 2011
 
40- HAYAT ARKADAŞIM
Allah'ın bana emaneti sevgili hayat yoldaşım
Seninle beraber yaşamak yaşam kaynağım
Benim her halimi paylaşan gücüme güç katan
Çünkü biz bir aileyiz diye fedakarlık yapan

Yirmi beş yıl aynı yastığa baş koymak kolay mı
Karşılıklı saygı olunca muhabbet olmayacak mı
Analık içgüdüsü ile çocuklarımı sarıp sarmalayan
Yaratan ömür verdikçe ömrünü bize harcayan
17 ŞUBAT 2011
 
39- ŞEREF
 
Şeref dediğin meta değil az zamanda kazanılmaz
Makama mevki ye kanıp hoyratça harcanmaz
Azim gayret süreklilik ister ermek için şerefe
Sözüm şerefle şerefsizliği ayırt etmeyenlere

İnce eleyip sık dokumalı kumaşına bakmalı
Ne oldum diye dolaşmaya başlayınca uzak durmalı
Yoksa senide bizi de seviyelerine çekmeye çalışırlar
Türk İslam kültürünü anlamamış fütursuz yaşarlar
            16 ŞUBAT 2011
 
38- HESAP SORULACAK
Gördün mü avuç içi kadar alanda binlerce karınca
Birbirlerini ezmezler hırs ve ihtiras olmayınca
Bu da yetmezse arılara bak ne muhteşem sanat
itinayla görevlerini yaparlar ne bu sabır kanaat

İnsanoğlu nedir sendeki bu hırs ve sabırsızlık
Tahammül etmeyi öğreneceksin yapma haksızlık
Ölümü unutma elbet gelen gidecek bu dünyadan
Sana da bana da hesap sorulacak bu yaşamdan
15 ŞUBAT 2011
 
37- GÖNÜLLERİN SULTANI
İnsanlık alemi karanlıklar içinde girdapta
Nebiler nebisine ihtiyaç vardı kainatta
Rabbim sahipsiz bırakır mıydı biz kullarını
Bu gün doğdu Efendimiz gönlümüzün Sultanı

Sana nasıl yüz çeviririz delilin Kuran-ı Azimi şan
Ancak kıt mirin olurum acizdir karşında bu can
Şefaatine nail olmaktır gaye aksi sonsuz hüsran
İki cihanımızı aydınlatan bizi karanlıktan kurtaran
14 ŞUBAT 2011
 
36- SILA HASRETİ
Uzunca Kilis i konuştum dostumla hasretle
Sılayı rahim yapmış dönmüş sükutu hayalle
Katmer yemiş hamurunu yumuşak bulmuş baklavacının
Düşün kırk yıl önce ilçeyken diş doktoruydu başkanın

Rahmetli oldu göçtüler biri Ankara'da biri Kilis'te yatar
Adaysın Diyarbakır'dan derler vatan toprağıdır koşar
Şimdikiler aday olacağım diye birbirini böler parçalar
Ne olursa olsun yer tutmak önemli gerisini boş ver
13 ŞUBAT 2011
 
 
 
35- DUYGU SELİ
Etle kemiğe bürünmüş şereflenmiş candır
İnsan kalbi kırılgan nadide bir camdır
Yer bulmasını bilirsen sığınacak limandır
Ona anlam katan ulvileştiren imandır

Hesap etmez dünyada her işin sonunu
Allah'a verecektir hesabı biliyor bunu
Her can Yaratanın yeryüzündeki halifesidir
Kıymeti bilinmeli bu can Rabbin hizmetçisidir.
12 ŞUBAT 2011
 
34- HERCAN
 
Sevmek ne güzel duygudur sevmeyi bilene
Muhabbeti sadakati karşılıklı aşka çevirene
Münasip olmasaydı bu duygu verirmiydi yaratan
Ümmetine şefaat istermiydi efendimiz haktan

Aşk sevgi dediğinde anlamazlar halini düşünceni
Bilmezler iki cihanda ilahi aşkın lezzetini kıymetini
Sanırım karıştırırlar aşkla sıradan dünya meşkini
Benle Resullulah efendimiz arasında ki duygu selini
11 ŞUBAT 2011

 

 
33- VEFA
Sevgi muhabbet olsun hayatın bunlarla dolsun
Keder efkar sıkıntılar senden uzakta olsun
Dostların sevdiklerin her an yanında bulunsun
Yiğitlik mertlik vazgeçilmez hayat felsefen olsun

Ahde vefa diye bir kavram vardır benimse
Vefa semte verilen isim değil öğren önemse
Doğru duvar yıkılmaz sallanır merak etme
Kul kaderini yaşar doğruluktan sapma bekle
10 ŞUBAT 2011
 
 

 

32- TEK ÇARE ALLAH
Haksızlıklar karşısında durabildiğin kadar insansın
Fitneye fesada iftiraya dayanabildiğin an yaşarsın
Zulmü alkışlamayıp dik durduğun zaman yücelirsin
Budur seni diğer canlılardan ayıran özellik bilesin

Unutup dalarsan boş kişilere kapılırsın dalgaya
Ah vah ile boş elle veda eder gidersin bu dünyaya
Dostlarının dilinde olsa da dua bulamaz haline çare
Çare Allah tandır etrafında ki dalkavuklar biçare
09 ŞUBAT 2011

 

31- KALICI DOSTLUK
Bugün çok eski bir dostumla anılarımızı konuştum
Farklıda olsa mekanlar coşkuyla muhabbetle coştum
Kırk yıl dile kolay insan ömründe uzun bir zaman
Bunun içine dostluğu sığdırmak önemlidir her an

Mazi ile gelecek arasında kurulsa da köprüler şuan
Kıymeti bilinmeli dostluğun saygının vefanın bu an
Gelir geçer yaşam ahrete hazırlanmak lazım her an
Kalacaktır ardında bırakabildiğin büyüklükte hatıran
08 ŞUBAT 2011
 
30- YUNUS MİSALİ
Düşünmez kırar döker ne istediğini bilmezsen
Gün gelir sonun meçhuldür etrafını görmezsen
Umudu yıkar boş işlerle uğraşıp gerçeğe dönmezsen
Amaca ulaşmak zordur gönül dostlarını küstürürsen

Olursun belki kral sultan Kaf dağının ardı veziristan
Gayen olsun gönül kazanmak gönüllerde sultan
İstemekle olmaz dostlarla yaşamak lazım her hali
Gönüllere girmek gönülleri kazanmak Yunus misali
07 ŞUBAT 2011
  
29- KADERE İMAN
 
Hiç düşündün mü nefes alıp vermenin ne olduğunu
Bakıp görmenin dokunup his etmenin mutluluğunu
Yaşam denen şey bunun farkına varıp tatmaktır
Sağlıklı yaşarken sıhhatli kalmanın yolunu bulmaktır

Elbette bazıları elinden gelendir gerisi kaderdir
Sen çabanı sarf et ümitsiz olma Rabbim kerimdir
Allah diyen yarı yolda kalmaz umutsuz olma
Kadere iman ettin gerisine sakın ha aldırma
06 ŞUBAT 2011
 
28- ANA HAKKI
 
Anam anam bana her zaman bağrını açan
On yedisinde bir delikanlıydım sakalı yeni çıkan
Elde olmayan bir ayrılıktı benim ki kader olan
Oğlum nasıl nerde yatar diye kuru yerde yatan

Yıllar yılı kovaladı geldi geçti bitti be anam
Ben orta yaşlı oldum sen ihtiyar kölen olsam
Yeter anam güller açsın gül yüzün solmasın
Bana verdiğin emeğini hakkını helal edesin
06 ŞUBAT 2011

 

 
27- HAYALİM
 
Tek arzum hayalim sessiz sakin yaşamak
Sevdiklerimle sağlıklı huzurlu mutlu olmak
Güller arasında gül bahçesinde bulunmak
Börtü böcek bülbül sesleriyle uyanmak

Belki de istiyorum bu dünyada cenneti
Çok istemezsen bulamazsın hiç bir nimeti
Aşık olmak solumak istiyorum bu güzellikleri
Bunlar Yunus'a Mevlana'ya kavuşmanın düşleri
04 ŞUBAT 2011
 
26- BAYRAK
 
Bayrağım rengini ecdadımın kanından aldı
Ay ile yıldız bir olup ne de güzel kucaklaştı
Al rengi şehidimin kanı hilal İslamiyet in şanı
Yer gök var oldukça cihanda da sürecek namı

Şaşkın biri çıkacak bez parçasından bahsedecek
Benim bayrağımın yanına güya bayrak gelecek
Çağ açmış çağ kapatmış tarih yazmış milletiz
Bayrağımıza, devletimize yan bakanı ezeriz

            03 ŞUBAT 2011

 
25- KAMİL İNSAN
 
Allah'a iyi bir kul olabilmektir tüm emelim
Rahmete sığınmazsam kurtarmaz beni amelim
Peygamber Efendimize layık bir ümmet olmalı
Muhtacız ona mahşer günü şefaatine sığınmalı

Çalışmalı kurda kuşa insana faydalı olmalı
Allah dostlarıyla bir olmanın yolunu bulmalı
Başara bilirsen bunları olursun kamil insan
Rahmete şefaate nail olursun o zaman
02 ŞUBAT 2011
 
24- ÖMÜR
 
Ömür dediğin gelir geçer farkına varmazsın
Aldanırsın sahte olan cilalı yüzüne kanarsın
Dalarsın makama zirveye vardım sanırsın
Farkında olmadan kutsal değerlerini bırakırsın

Gaye insanı yaşatmak olursa varırsın makama
Paraya pula mevkie dönüp bakmazsın arkana
Kaybetmezsin değerlerini kazanırsın sevgiyi
İki cihanda da bulursun muhabbeti ilgiyi

            01 ŞUBAT 2011

 
23- KİLİS AŞKI
 
Bir sıla türküsü dinlesem gelirsin aklıma
Anılarımı canlandırır getirir seni hatırıma
Sevdan burnumda tüter buram buram
Senin bağrında yatar atam, dedem, babam

Bunlar yetmez mi seninle benim aşkımıza
Kimler geldi geçti ne bıraktı hatıramıza
Benim sana olan muhabbettim hiç bitmeyecek
Mehmet'te bir gün senin bağrına dönecek.

            31 OCAK 2011

 
22- MİLLET SEVDASI
 
Yüreğimde bir sevda var yıllara direniyor
Geçen yıllar küllendireceğine alevlendiriyor
Tarif et derseniz bu sevdayı hangisi derim
Millet sevdası beni derinden etkiliyor bilirim

Duyguların aştığı, taştığı zamanlar vardır
Benimki bu yaşıma kadar hiç durulmamıştır
Milletime yapılan haksızlıklar devam ettikçe
Benim sevdam sürecek nefes alıp verdikçe

           30 OCAK 2011

 
21- BÜYÜK TÜRKİYE
 
Dinimiz tarihimiz birdir, ortaktır kültürümüz
Beraber canlar vermişiz bağlar bizi ortak ülkümüz
Unutturmaya çalışsalar da unutmayız kefensiz yatanı
Sevgiyle aşkla karşılıksız sevmişiz bu vatanı

Şehidimin kanı al bayrak ezanlarla beraber yaşayacak
Sen biz bir oldukça kimse kem gözle bakmayacak
Beraberlik kardeşlik olursa nifak sokamazlar aramıza
Gayemiz güçlü büyük Türkiye bırakmaktır yarınlarımıza
29 OCAK 2011

 

20- DÜŞÜNMEK
 
Issız ve soğuk bir kış gününde ellerim cebimde
Yürürken sahilde her şeyi canlandırdım hayalimde
Muhteşemdi o güzellikler etkiledi beni derinden
Her şey yerli yerinde dengelenmişti ezelden

Arkamda Topkapı Sarayı, Sultanahmet şahane
Karşımdaki boğazın ve adaların güzellikleri bahane
Bunlardan ders almak, yorumlamak bir sanattır
İdrak etmezsen Allahın gücünü, gerisi oyalanmaktır.
28 OCAK 2011

 

19- TEK ÇARE
 
İnsan ruhunun derinliklerin de iki duygu yatar
Sevgi ve nefret açığa çıkmak için yarış yapar
Hangisini tutar alırsan o senin yol arkadaşındır
Sevgiyi kucaklar alırsan, nefret kölen olacaktır

Sevgi, saygı muhabbeti yaşatmasını bileceksin
Bu milletin birliğinin devamının harcı sensin
Tek umut tek çare sevgiyle kenetlenmektir
Gönüller bir olursa güzel günler gelecektir
27 OCAK 2011

 

18-DOĞUŞ
 
Günün doğuşuyla yeni bir güne başlanır
Gün tazedir heyecan ve umutlar harmanlanır
Öğle,ikindi,akşam derken gün yorulur
Günün tazeliği umutların bir kısmı yok olur

Akşam koşturmacası ve günün son solukları
Gecenin karanlığı,sessizliği yalnızlıkları
Tüm çirkinliklerin üzerini kar gibi örter yavaşça
Günün bitişi başlangıcın müjdecisidir aslında
26 OCAK 2011
 

 

17- SABIR
 
Nede olsa baş ağrısıdır deyip geçme
Benim bu migrenden çektiğime
Alt üst eder o gün yaşamını
Geldi mi ağrısı karartır dünyanı

Yine de dert mi bu der geçerim
Çaresiz dertlerle uğraşanlara şifa dilerim
Ne olursa olsun gelen başa taçtır
Yaratandan gelen sabırla karşılanmalıdır
19    CAK 2011

 

                16- BİR SABAH NAMAZINDA
 
Eyüp sultanda bir sabah namazında
Sağanak rahmet yağmurları altında
Kalplerde dua eller açıldı semaya
Yarabbim birlik beraberlik ver kullarına

Kuş seslerine kulak vermemiz gerekiyordu
Birlik olunca ne kadarda gür çıkıyordu
Yoksa zikir mi yapıyorlardı kuş halleriyle
Yarabbim bizlere de rahmet ve hidayet eyle.
19    OCAK 2011
               15- DEDEM
 
Hatırlarım bir zamanlar dedem vardı, hakka yürüdü
Sonra babam geldi geçti ahiret alemine göçtü
Şimdi zaman bizim zamanımız hazır olmak lazım heran
Şahit oldum götüremiyorsun yanında para, şöhret, şan

Bu devran böyle kurulmuş düzen böyle sürüp gidecek
Elbet gelen gidecek geride kalanlar ah vah çekecek
Esas olan gidenin göçenin rahmetle anılması
Gaye hep beraber iyi kul iyi ümmet olunması
21 OCAK 2011

 

                14- SEVMEK SEVİLMEK
 
Sevmek sevilmek insan fıtratının gereğidir
Anne sevgisiyle başlar,baba sevgisiyle gelişir
Bir de yar varsa yar sevgisiyle bütünleşir
Vatan,millet evlat sevgisiyle güzelleşir

Sevgiyi,sevmeyi bilmeyenin imanı yarımdır
İlahi sevgiyi tatmayanın hali haraptır
Mümine güzel söz bir tebessüm,sadakadır
İlahi aşka varmak için bunlar birer araçtır.
20 OCAK 2011

 

13- GENÇLİĞİN BAŞINDA
 
Gençliğin başında sonbaharda eylül ayında
Kader rüzgarları savurdu hepimizi bir anda
Milleti önce karıştırdılar sonra barıştırdılar
Herkesin boynuna kocaman bir yafta taktılar

Ömrün baharında genç fidanları astılar
Ülkenin geleceğini soldurdular, ışığını karartılar
Okuyan, düşünen bir neslin varlığını yok saydılar
Özbenliğini kaybetmiş gençliğe zemin hazırladılar.
                19 OCAK 2011
               
                12- ÖNCE ÜLKEM TÜRKİYE
 
Sen olmazsan biz olmazsak siz olmazsanız
Tek tek birer fert olarak neye yararız
Ancak oturur gülünecek halimize ağlarız
Vatan elden kayıp gidiyor diye yanarız

Zamanıdır el ele vererek herkesi kucaklamak
Hak edenin ettiği yerde durmasını sağlamak
Haksızın karşısında haklının yanında durmak
Amaç önce ülkem denilen bir Türkiye de yaşamak
18 OCAK 2011
               
               11- GÜLLÜ GÜLÜSTAN
 
Gülü gülistan bir dünyada yaşamak istedim
Kurtla kuzunun bir arada olmasını arzu ettim
Haklıya hakkının teslim edildiğini görmekti dileğim
Beyhude bir istekmiş geçte olsa fark ettim.

Dünyanın çirkinliklerini görmeden yaşamaya bak
Tek bir gül bulsan da gayen olsun yaşatmak
Gül kokusudur Muhammed'in mis kokan teni
İki cihanda da şefaat etsin sevindirsin ümmetini.
            17 OCAK 2011
 
     
   
               10- UNUTMA
 
Yükseldikçe başın göklere erdi diye sevinmeyesin
Kalmaktır esas olan oranın kıymetini bilesin
İnersen yerin dibine mi geçtim diye üzülmeyesin
Er veya geç topraktan geldin toprağa döneceksin.

Arzuların, heveslerin,zevkin,ihtirasın esiri olma
Varlığın sebebi bunlar değildir mutlaka anla
Ne için yaşadığını anlayıp şükrü eksik koyma
Nede olsan bir gün gelecek hakka döneceksin unutma.
16    OCAK 2011
 
                9- YASLANIRSIN
 
Dağ zirvelerinde bulutlar kümelenir
Delikanlılık cağıma nasıl söz dinletilir
Bu ruh halimle yıllar eskitilir
Gün gelir hırçın gönlüm törpülenir

Bu dönem başkadır sükûnete sığınırsın
İlkbaharın yazın geçtiğinin farkındasın
Huzuru, mutluluğu, sıhhati, afiyeti ararsın
Tek çare hakka güvenir hakka yaslanırsın.
15 OCAK 2011
 
               8- SERMAYEM
 
Azaldı mı çoğaldı mı sermayem hesap edemiyorum
Ömür sermayemin çoğu gitti azı kaldı net biliyorum
Muhasebe zamanı geldi geçiyor anlamalı
Bir an önce kendini hesaba çekmeli öz eleştiri yapmalı

Çekmezsen kendini hesaba mutlaka çekileceksin hesaba
Dostların ve dost bildiklerin saf saf duracak arkanda
Elin dilin gözün bir cümle azaların itirafta bulunacak
Her şey geride kalacak Allah'ın rahmetine sığınılacak.
 
14  OCAK 2011
 
 
     
   
       7- TARİH YAZANLAR
Tarih yazanlar tarihe yazılanlar
Nerede o eski insanlar
Sevgi, saygı, dostluk arıyanlar
Mazide kaldı o muhterem insanlar

...Şimdi de var televole insanlar
Örf adet gelenek nedir tanımazlar
Büyüğe saygı küçüğe sevgiden anlamazlar
Zamanına göre şekil alan insanlar.
13 OCAK 2011
Mehmet  KINDAP
 
     
   
        6-   DAVA ADAMI
Dava adamı oldum sanırsın
Kendi davanın peşinde koşarsın
Davadan haberin olmaz başkasına sorarsın
Ahlakçılıktan, şahsiyetçilikten sen ne anlarsın

Fitne, iftira, bozgunculuk senin yaşamın
Amacına ulaşmaktır senin sanatın
Sizin gibiler olmazsa hedefe varılırdı elbet
Ulaşırız ulaşacağız menzile sabret.
12 OCAK 2011
Mehmet KINDAP
 
     
 
           
            5- FARKLI OLMAK
Farklı olmak güzeldir, ekmeğin tuzudur
Uzakta olsa da gidip bulmalıdır
Arzular hevesler geçer doğruluk kalıcıdır
Tarihin derinliklerinde nice isimsizler yatmaktadır

Adam gibi adam olmak için çal
ışmalı
Mert ede, namerde de muhtaç olmamalı
Arsızdan, huysuzdan, soysuzdan uzak durmalı
Tarihe ufakta olsa iyi bir iz bırakmalı
 09  OCAK 2011
Mehmet KADIOĞLU
 
     
 
               
               4- YOLUNU BULMAKTIR
 
Aşk sevmenin yolunu bulmaktır
Doğrudan hakka bağlanmaktır
Dünya nimetlerine aldanmamaktır
Kor ateşler içinde yanmamaktır

Aşkın sonsuzluğuna inanmaktır
Bu gaye ile yaşamaktır
İlahi sevginin yolunu bulmaktır
Ebedi mutluluğa varmaktır
 
09    Ocak 2011
Mehmet KADIOĞLU
 
     
   
3- ELBET ŞAHLANIR
 
Elbet uyanır şahlanır bu millet
Bir gün gelir biter bu zillet
Ayrılık tohumları ekenlerin elbet
Sonu hüsranla biter sabret

Altı asır adaletle nam salmış
Irka dile dine renge bakmamış
Yunuslar Mevlanalar halka seslenmiş
Anadolu da birlik beraberlik sağlanmış
 
09 Ocak 2011
Mehmet KADIOĞLU
 
     
            
2- GELMİŞİZ DÜNYAYA
 
Gelmişiz dünyaya bir anlamı var 
Sebep olan ana babaya rahmet var
Yeter ki yaratana kul olmaya niyet ola
Gerisi kendi kendine gelir kolay ola

Gideceğin günü hesap etmezsen
Kötülüklerden kaçınıp kadir kıymet bilmezsen 
Millete devlete ihanet edersen
Sonun hüsran olur cehennem de yanarsın bilesen
 
09    Ocak 2011
 
     
                              
1- DOĞRU SÖZ
Doğru söz kelam hikmettir
Taşımasını bilen merttir
Bunun tersi gıybettir
Kendini bilmezsen sonun ibrettir.

Olmayanı söylersen sözün esirisin
O zamanda iftiracının birisin
Taşımasını bilmezsen namertsin
Sözünü bilmezsen müfterisin.
 
07 Ocak 2011
                Mehmet Kadıoğlu
 
 
 

KİLİS ÖZÜM

Mahzunlaşmaya başladı garip gönlüm
Yaklaştı Kilis’ten ayrılık günüm
Dostlarım, arkadaşlarım, anam özüm
Yine burnumda tütecek, yok mu çözüm

Yaşarım, yaşatırım; budur öz kültürüm
Mantıkta, felsefede vardı ünüm
Gururumdur Kilis, solmayan gülüm
Vatan sevgisi imandandır son sözüm
*
Mehmet Kadıoğlu
.
 
     
 
Ekleyen:  Efe'ce Haber Gazetesi
Ekleme Tarihi:  2.9.2011
İzlenme:  8586
Yazdır:Yazdır
 
Eklenen Yorumlar 
Bu Konuda En Çok Okunan Yazılar
Bodrum değil Tunceli
Bir zamanlar askeri operasyonların yapıldığı Tunceli'nin Kutuderesi Vadisi'nde bulunan Munzur Çayı sahili şimdi tatilcilerin gözdesi...Munzur çayı sahlilindeki renkli görüntüler Bodrum'u aratmıyor.

Efe'ce Haber Gazetesi [ 10.8.2009 Devamı
 
Piramitlerin sırrı ortaya çıkıyor
Dünyanın yedi harikasından biri olarak kabul edilen Giza Piramitlerinin bilinen en eski parçası olan Keops Piramidi, aradan asırlar geçmesine rağmen sırrını hala muhafaza ediyor.
Efe'ce Haber Gazetesi [ 14.8.2010 Devamı
 
“Alternatif Küreselleşme ve Kadın”
"Alternatif Küreselleşme ve Kadın" konulu panel Mamak Belediyesi Kültür Merkezi Muhsin Ertuğrul Tiyatro Salonu’nda gerçekleştirildi. Ayten Yavaşca’ya “Yılın Örnek Kadını” ödülü verildi.
Efe'ce Haber Gazetesi [ 17.3.2011 Devamı
 
Yazarlar
Prof. Dr. Anıl ÇEÇEN

KİSSİNGER ULUS DEVLETLERİ SAVUNUYOR
Hüseyin TOPRAK

BİZİM MAHALLENİN KÜLTÜR ELÇİSİ ALİ ATALAR…
M. Yahya EFE

Mercidâbık Meydan Savaşı
Nurcan OFLUOĞLU

İnsan ve doğa
Orhan SELEN

ZEYTİN AĞACI KİME BATIYOR ?
Harika ÖREN

TEVFİK FİKRET ve AŞİYAN MÜZESİ
Belma Demir AKDAĞ

VALLA BEN DE BİLMİYORUM
Sevgi Ünal

PARDON SİZİ DENİZANASI SANDIM
Nusret KEBAPÇI

YENİ DEVLET
Elveda TANIK

AYAŞ AĞAN KANYONU…
Melek Adalet ÖNOL

"yol çekiyor canım"
Mahmut SELÇUK

SELAM OLSUN
Ahmet GÖKSAN

TELAŞLANAN SUÇLULAR
Günseli RUMELİOĞLU

HİÇ BİRİMİZ MASUM DEĞİLİZ
Metin Mercimek

"AKPINAR" Dergisi
İlknur Bakış

21.Yüzyılda Çocuk Büyütmek
Nejat TAŞKIN

RAMAZAN BAYRAMI…
Atilla YÜNCÜOĞLU

DÜNYA İNSAN KAYNIYOR- 100 SENEMİZ KALDI
Münevver ÖZCAN

BİZE GÖREV DÜŞÜYOR
Ahmet BARUTÇU

İNADIN KÖRÜ
Dr. Doğan KUŞMAN

KUR’AN MI? HADİS Mİ?
Ayten YAVAŞÇA

Antakya Medeniyetler Korosu Konseri
Mehmet KADIOĞLU

BOŞVER GİTSİN
Şahika ÖNER

MASAL OLUR AŞKLAR!
Oktay ZERRİN

RÜYAMDA BİR NEYZEN OLMUŞTUM GECE
Sevinç ŞİMŞEK

Allah'ın belası Fetö!
Şükran AYDOĞAN

SORU
Nevin BALTA

Türkmen Yerleşimi Halep, Antep ve Kilis
Güler Bilkay AYGÜN

15 TEMMUZ 2016
Nevin IŞIK

SEVGİLİLER GÜNÜ'NÜN TARİHÇESİ

 

 

  

 
Her Hakkı Saklıdır. Efe'ce Haber Gazetesi © 2008 Tasarım : Linear Yazılım