Kilis Yardımlaşma derneği 
 

 

 

 

 

Sevgisiz dostluk olmaz!

Devamı  

 Türkiye'nin tek buz müzesi binlerce ziyaretçi ağırladı

 

 


  

 



 
14 MAYIS'TAKİ SEÇİMLER İÇİN 6 ADIMDA OY

KULLANMA REHBERİ



 
DEVAMI

 

magazin

NEVİN BALTA'NIN SON
KİTABI YAYINLANDI

 Devamı 

CACA OYUNU CADDEBOSTAN KÜLTÜR MERKEZİ'NDE


 

 

 

Milli Eğitim Vakfı Yönetim Kurulu Başkanı Mehmet Temel ile Röportaj 


Klasik Türk müziği sanatçısı, icracı ve bestekar, Prof. Dr. Alaeddin Yavaşca, vefatının birinci yılında yad ediliyor.


KÜLTÜR VE TURİZM BAKANLIĞI FİLM ARŞİVİ

 
 
 
  AKPINAR Temmuz 2017 Sayısı
 
 
 AKPINAR Mart 2017 Sayısı
 
 
 
Bir insanlık dersi...
 
 

 Orhan SELEN

Devamı

 

  
Hava Durumu Bilgileri

 
Döviz Kurları

Anket
Anket Seçilmemiş
Diğer Anketler

Ziyaretçiler
Toplam Ziyaretçi :  30701110
Bugün Ziyaretçi :  6185
Aktif Ziyaretçiler :  6185

AYETİ ANLAMAK YETMİYOR, HAYATIMIZA TATBİK ETMEK GEREKİYOR (1)
 
Bismillâhirrahmânirrahîm
AYETİ ANLAMAK YETMİYOR, HAYATIMIZA TATBİK ETMEK GEREKİYOR. TATBİK EDİLEN AYET DE, EMRE İMAN ETMEK ANLAMINA GELİR.
 
DİYANET İŞLERİNİN AÇIKLAMASI;
 
BAKARA–53: Ve iz âteynâ mûsâl kitâbe vel furkâne leallekum tehtedûn(tehtedûne).Hani, doğru yolu tutasınız diye Mûsâ’ya Kitab’ı (Tevrat’ı) ve Furkan’ı vermiştik.
 
Bakara 53.üncü ayeti, kelimeleri karşılığı ne manaya geliyor bakalım.
BAKARA–53:Ve iz âteynâ mûsâl kitâbe vel furkâne leallekum tehtedûn(tehtedûne).Ve umulur ki siz hidayete erersiniz diye Musa (a.s)'a kitap ve furkan vermiştik.
Allah’ın her dönem nebilerine verdiği şeriat kitaplarında tek bir temel yasa var oda insanların hidayete ermesi ve dalâletten kurtulmaları. Bu neden ile Allah’ın nebilere indirdiği şeriat kitapları tek bir şeriatı ihata eder.
 
HACC–67: Li kulli ummetin cealnâ menseken hum nâsikûhu fe lâ yunâziunneke fîl emri ved’u ilâ rabbik(rabbike), inneke le alâ huden mustekîm(mustekîmin).Ve Biz, bütün ümmetler için mensek (tek bir şeriat) tayin ettik. Onlar, onunla (o şeriatle) amel ederler (etsinler). Öyleyse emrim konusunda seninle niza etmesinler (çekişmesinler). Sen, Rabbine davet et. Muhakkak ki sen, mutlaka mustakîm (Allah'a doğru istikametlenmiş) olan hidayet üzeresin.
Hidayetin doğru yol olarak açıklayan ve iddia edenlerin insanların Allah’a vasıl olmayı veya Allah’a ruhun ulaşarak hidayete ermesine mani olmaktadır ve büyük bir insan kitlesinin kendileri ile birlikte Cehenneme gideceklerini bilerek yapıyorlar.
 
Hidayet nedir dersek;
”… kul innel hudâ hudallâhi De ki: “Muhakkak ki hidayet Allah'a ulaşmaktır…” (ALİ İMRAN–73)”
…kul inne hudâllâhi huvel hudâ De ki: “Muhakkak ki Allah'a ulaşmak (Allah'ın kendisine ulaştırması) işte o, hidayettir…” (BAKARA–120)
 
Kişinin ölmeden Allah’ın emanet olarak içine üflemiş olduğu ruhunu. Sahibi olan Allah’a, emanet olduğu için geri verme dileği karşılığı, Allah’ın kendisine ait olan ruhu kendisine ulaştırması.
 
Hidayeti dileyen kişinin, Allah tarafından bir dilek karşılığı hidayete erdirmesidir.
“Allah, kendisine yönelenleri ona ulaşmayı dileyenleri hidayete erdiriyor.” Allâhu yectebî ileyhi men yeşâu ve yehdî ileyhi men yunîb(yunîbu).” Allah, dilediğini Kendisine seçer ve O'na yöneleni, Kendisine ulaştırır (ruhunu hayatta iken Kendisine ulaştırır).”(şura-13)
İnsanların din öğreticilerinin insanlara hidayetin Allah’a ulaşmak değil de doğru yol üzere olmak demesi sonucu insanlar hidayete eremiyorsa durumları nedir dersek.
 
RA’D–27: Ve yekûlullezîne keferû lev lâ unzile aleyhi âyetun min rabbih(rabbihi), kul innallâhe yudillu men yeşâu ve yehdî ileyhi men enâb(enâbe).Ve kâfirler: “Ona, Rabbinden bir âyet (mucize) indirilse olmaz mı?” derler. De ki: “Muhakkak ki Allah, dilediği kimseyi dalâlette bırakır ve O'na yönelen kimseyi Kendine ulaştırır (hidayete erdirir).”
 
Demek ki insanların hidayete olmaması onların dalâlette olmasına neden olmaktadır. Dalâlette olan insanların da dünya ve ahiret yaşantısının hüsran olduğunu herkes bilir.
Hidayet’e doğru yol demeleri sonucu Allah’a ulaşmalarına engel olması bu din öğreticilerinin ve onların doğru yol açıklamasına inanan yani iman edenlerin durumu kıyametten sonra hiç de iç açıcı değildir.
 
Kıyametten sonra doğru yol diyerek bir yola tabi olanların durumu ise ayette nasıl bakalım.
Ahzab–67:Ve kâlû rabbenâ innâ ata’nâ sâdetenâ ve kuberâenâ fe edallûnes sebîl(sebîlâ). Ve cehennemde olanlar derler ki: "Yarabbi, muhakkak ki biz, sâdatlarımıza (dînde ileri gidenlerimize) ve küberamıza (büyüklerimize) itaat ettik. Ve böylece Senin yolundan (Sıratı Mustakîmi'nden) saptık."
 
Ahzab–68:Rabbenâ âtihim dı’feyni minel azâbi vel anhum la’nen kebîrâ(kebîren).Rabbimiz, onlara iki kat azap ver ve onları büyük bir lânetle lânetle.
 
Ahzab 67.inci ayetinde ;"Yarabbi, muhakkak ki biz, sâdatlarımıza (dînde ileri gidenlerimize) ve küberamıza (büyüklerimize) itaat ettik. Ve böylece Senin yolundan (Sıratı Mustakîm’in den) saptık."demeleri anlamı olmayan doğru yolda oldukları zannı ile İslâm’ın beş şartı ile kendilerini Müslüman (teslim olan) zannetmekteler. Hâlbuki esas olan Allah’a ulaşmayı dileyin doğru olan yol budur deselerdi insanları Allah’ın yolundan saptırmamış olacaklardı.
 
En’âm–126:Ve hâzâ sırâtu rabbike mustekîm(mustekîmen), kad fassalnâl âyâti li kavmin yezzekkerûn(yezzekkerûne). Ve bu, senin Rabbine istikametlenmiş (yönlendirilmiş) yoldur. (Allah'a götüren yoldur). Tezekkür eden bir kavim için âyetleri ayrı ayrı açıkladık.
 
Bir yol üzere olunacaksa bu yolun Rabbimize istikametlenmiş yol olmalı ki insanlar ruhlarının sahibi olan Allah’a ulaştırmayı dilemesi ile Allah onları bu yolla hidayete erdirecektir.
 
Rabbimize istikametlenmiş olan bu yol “Sıratı Mustakîm’e” önce hidayet ediyor sonra kendisine ulaştırıp hidayete erdiriyor.
 
EN’ÂM–87:Ve min âbâihim ve zurriyyâtihim ve ihvânihim, vectebeynâhum ve hedeynâhum ilâ sırâtın mustekîm(mustekîmin).
Ve onların babalarından, zürriyetlerinden (nesillerinden) ve kardeşlerinden onları seçtik. Ve onları Sıratı Mustakîm'e (Allah'a ruhu ulaştıran yola) hidayet ettik (ulaştırdık).
 
EN’ÂM–88:Zâlike hudallâhi yehdî bihî men yeşâu min ıbâdih (ıbâdihî), ve lev eşrekû le habita anhum mâ kânû ya’melûn (ya’melûne).İşte bu Allah'ın hidayetidir. Kullarından dilediğini onunla hidayete erdirir. Ve eğer şirk koşsalardı, elbette yapmış oldukları şeyler heba olurdu (boşa giderdi).
 
Hidayetin Allah’a ulaşmak olduğunu açıklamayan ve insanların hidayetine mani olan kişiler. İnsanların dünya ve ahiret saadetini çalmıştır. Allah’ın lanetinin sahibi olur.
 
BAKARA–159:İnnellezîne yektumûne mâ enzelnâ min el beyyinâti vel hudâ min ba’di mâ beyyennâhu lin nâsi fîl kitâbi, ulâike yel’anuhumullâhu ve yel’anuhumul lâinûn(lâinûne). Muhakkak ki, beyyinelerden indirdiğimiz şeyleri ve hidayeti (ölmeden evvel ruhun Allah'a ulaştırılmasını) Kitap'ta insanlara açıklamamızdan sonra gizleyenlere, işte onlara, Allah lânet eder ve lânet ediciler de onlara lânet eder.
 
DİĞER 25 MÜELLİFLERİN MEALLERİNE SIRAYLA BAKALIM.
İmam İskender Ali Mihr : Ve, umulur ki siz hidayete erersiniz diye Musa (a.s)'a kitap ve furkan vermiştik.
Diyanet İşleri : Hani, doğru yolu tutasınız diye Mûsâ’ya Kitab’ı (Tevrat’ı) ve Furkan’ı vermiştik.
Abdulbaki Gölpınarlı : Doğru yolu bulasınız diye bir vakit Mûsâ'ya kitap ve doğruyla eğriyi ayırt eden hükümler verdik.
Adem Uğur : Doğru yolu bulasınız diye Musa'ya Kitab'ı ve hak ile bâtılı ayıran hükümleri verdik.
Ali Bulaç : Ve hidayete eresiniz diye Musa'ya Kitab'ı ve Furkan'ı verdik.
Ali Fikri Yavuz : Ve hatırlayın ki, biz Musâ’yı Tevrât’ı ve hak ile bâtıl arasını ayıran Furkan’ı vermiştik ki, (sapıklıktan kurtulup) doğru yolu bulasınız.
Bekir Sadak : Dogru yola gidesiniz diye Musa'ya hakki batildan ayiran Kitabi vermistik.
Celal Yıldırım : Ve hani doğru yola erişesiniz diye Musa'ya kitap ve furkanı vermiştik.
Diyanet İşleri (eski) : Doğru yola gidesiniz diye Musa'ya hakkı batıldan ayıran Kitabı vermiştik.
Diyanet Vakfi : Doğru yolu bulasınız diye Musa'ya Kitab'ı ve hak ile bâtılı ayıran hükümleri verdik.
Edip Yüksel : Yola gelmeniz için de Musa'ya kitabı ve yasayı verdik.
Elmalılı Hamdi Yazır : Ve bir vakit Musaya o kitabı ve fürkanı verdik, gerekti ki doğru gidecektiniz
Elmalılı
(sadeleştirilmiş) : Ve bir vakit Musa'ya o Kitab'ı ve Furkan'ı verdik, gerekirdi ki, doğru yolda gidesiniz.
Elmalılı
(sadeleştirilmiş - 2) : Ve hani bir zamanlar Musa'ya o kitabı ve furkanı verdik, gerekirdi ki, doğru yolda gidesiniz.
Fizilal-il Kuran : Hani doğru yola gelesiniz diye Musa'ya Kitab'ı ve Furkan'ı verdik.
Gültekin Onan : Ve hidayete ermeniz için de Musa'ya kitabı ve furkanı verdik.
Hasan Basri Çantay : Hani Musâya, (sapıklıkdan ayrılıb) doğru yola gelesiniz diye, («Tur» da) o kitabı (Tevrâtı) ve Furkaanı (Hak ile batılı ayırd eden hükümleri) vermişdik.
İbni Kesir : Hani, Musa'ya; hidayete eresiniz diye kitab ve furkan vermiştik.
Muhammed Esed : Ve (hatırlayın), Musa'ya ilahi kelamı -(böylece) doğruyu yanlıştan ayırt etmek için (kullanacağı) ölçüyü -vermiştik ki doğru yola yönelesiniz;
Ömer Nasuhi Bilmen : Ve bir vakitte Mûsa'ya kitap ve furkan vermiştik. Tâ ki hidâyete eresiniz.
Şaban Piriş : Doğru yola gelesiniz diye Musa’ya kitabı ve furkanı vermiştik.
Suat Yıldırım : Mûsâ’ya Kitap ve Furkan’ı verdik, ta ki doğru yolda yürüyebilesiniz.
Süleyman Ateş : Yola gelesiniz diye Mûsâ'ya Kitap ve furkan (gerçekle bâtılı birbirinden ayıran ölçü) vermiştik.
Tefhim-ul Kuran : Ve (yine) hidayete erersiniz diye Musa'ya Kitabı ve Furkanı verdik.
Ümit Şimşek : Doğru yolu bulmanız için de Musa'ya kitabı ve hak ile bâtılı ayırt eden delilleri vermiştik.
Yaşar Nuri Öztürk : İyiye ve güzele yol bulursunuz ümidiyle Mûsa'ya Kitap'ı ve furkanı/hakla batılı ayıran mesajı vermiştik.
Diyanet İşleri : Hani, doğru yolu tutasınız diye Mûsâ’ya Kitab’ı (Tevrat’ı) ve Furkan’ı vermiştik.
Abdulbaki Gölpınarlı : Doğru yolu bulasınız diye bir vakit Mûsâ'ya kitap ve doğruyla eğriyi ayırt eden hükümler verdik.
Adem Uğur : Doğru yolu bulasınız diye Musa'ya Kitab'ı ve hak ile bâtılı ayıran hükümleri verdik.
Ali Bulaç : Ve hidayete eresiniz diye Musa'ya Kitab'ı ve Furkan'ı verdik.
Ali Fikri Yavuz : Ve hatırlayın ki, biz Musâ’yı Tevrât’ı ve hak ile bâtıl arasını ayıran Furkan’ı vermiştik ki, (sapıklıktan kurtulup) doğru yolu bulasınız.
Bekir Sadak : Dogru yola gidesiniz diye Musa'ya hakki batildan ayiran Kitabi vermistik.
Celal Yıldırım : Ve hani doğru yola erişesiniz diye Musa'ya kitap ve furkanı vermiştik.
Diyanet İşleri (eski) : Doğru yola gidesiniz diye Musa'ya hakkı batıldan ayıran Kitabı vermiştik.
Diyanet Vakfi : Doğru yolu bulasınız diye Musa'ya Kitab'ı ve hak ile bâtılı ayıran hükümleri verdik.
Edip Yüksel : Yola gelmeniz için de Musa'ya kitabı ve yasayı verdik.
Elmalılı Hamdi Yazır : Ve bir vakit Musaya o kitabı ve fürkanı verdik, gerekti ki doğru gidecektiniz
Elmalılı
(sadeleştirilmiş) : Ve bir vakit Musa'ya o Kitab'ı ve Furkan'ı verdik, gerekirdi ki, doğru yolda gidesiniz.
Elmalılı
(sadeleştirilmiş - 2) : Ve hani bir zamanlar Musa'ya o kitabı ve furkanı verdik, gerekirdi ki, doğru yolda gidesiniz.
Fizilal-il Kuran : Hani doğru yola gelesiniz diye Musa'ya Kitab'ı ve Furkan'ı verdik.
Gültekin Onan : Ve hidayete ermeniz için de Musa'ya kitabı ve furkanı verdik.
Hasan Basri Çantay : Hani Musâya, (sapıklıkdan ayrılıb) doğru yola gelesiniz diye, («Tur» da) o kitabı (Tevrâtı) ve Furkaanı (Hak ile batılı ayırd eden hükümleri) vermişdik.
İbni Kesir : Hani, Musa'ya; hidayete eresiniz diye kitab ve furkan vermiştik.
Muhammed Esed : Ve (hatırlayın), Musa'ya ilahi kelamı -(böylece) doğruyu yanlıştan ayırt etmek için (kullanacağı) ölçüyü -vermiştik ki doğru yola yönelesiniz;
Ömer Nasuhi
Bilmen : Ve bir vakitte Mûsa'ya kitap ve furkan vermiştik. Tâ ki hidâyete eresiniz.
Şaban Piriş : Doğru yola gelesiniz diye Musa’ya kitabı ve furkanı vermiştik.
Suat Yıldırım : Mûsâ’ya Kitap ve Furkan’ı verdik, ta ki doğru yolda yürüyebilesiniz.
Süleyman Ateş : Yola gelesiniz diye Mûsâ'ya Kitap ve furkan (gerçekle bâtılı birbirinden ayıran ölçü) vermiştik.
Tefhim-ul Kuran : Ve (yine) hidayete erersiniz diye Musa'ya Kitabı ve Furkanı verdik.
Ümit Şimşek : Doğru yolu bulmanız için de Musa'ya kitabı ve hak ile bâtılı ayırt eden delilleri vermiştik.
Yaşar Nuri Öztürk : İyiye ve güzele yol bulursunuz ümidiyle Mûsa'ya Kitap'ı ve furkanı/hakla batılı ayıran mesajı vermiştik.
 
Ekleyen:  Dr. Doğan KUŞMAN
Tarih:  2.5.2014
İzlenme: 
Yazdır:Yazdır
Eklenen Yorumlar 
Dr. Doğan KUŞMAN Yazıları
Müslüman mısınız?Dr. Doğan KUŞMAN [ 18.1.2022 Devamı
KURANI KERİMİ OKUMAK DEĞİL YAŞAMAK LAZIM!Dr. Doğan KUŞMAN [ 11.7.2021 Devamı
ERMENİSTAN İLE TÜRKİYE İLİŞKİSİ Dr. Doğan KUŞMAN [ 27.10.2020 Devamı
MEHDİLİK KAVRAMI NEDİR? Dr. Doğan KUŞMAN [ 1.1.2020 Devamı
KALBİNİZDE SEVGİ VAR MI?Dr. Doğan KUŞMAN [ 4.6.2019 Devamı
KUR-AN-I KERİM MEALİ VEYA TEFSİRİNİ KİMLER YAZAR;Dr. Doğan KUŞMAN [ 10.4.2019 Devamı
İSLÂMIN BEŞ FARZINI YETERLİ GÖRÜYORSANIZ;Dr. Doğan KUŞMAN [ 9.3.2019 Devamı
SIRATI MUSTAKİM ÜZERİNDE OLMAKDr. Doğan KUŞMAN [ 6.1.2019 Devamı
KİBRİNİZ OLMASADr. Doğan KUŞMAN [ 11.12.2018 Devamı
ÖĞRETİLEN DİN DOÜRU MU?Dr. Doğan KUŞMAN [ 25.10.2018 Devamı
YAŞADIĞIMIZ OLAYLARDAN BİR MESAJ ALABİLİYOR MUYUZ?Dr. Doğan KUŞMAN [ 6.9.2018 Devamı
CEMAATLERİN İSLÂMİYETTE Kİ YERİ;Dr. Doğan KUŞMAN [ 2.8.2018 Devamı
TARİKAT, SİZCE DİNİMİZDE VAR MIDIR?Dr. Doğan KUŞMAN [ 14.7.2018 Devamı
MÜ'MİNLERDEN MİYİZ?Dr. Doğan KUŞMAN [ 29.6.2018 Devamı
DİNİ PARAYLA SATANLARDr. Doğan KUŞMAN [ 2.6.2018 Devamı
İNANIYORUM DEMEKLE İMAN SAHİBİ OLUNMAZDr. Doğan KUŞMAN [ 27.5.2018 Devamı
ŞEFAATE NASIL SAHİP OLUNURDr. Doğan KUŞMAN [ 22.4.2018 Devamı
RABBİMİZ İLE İBLİSİN, İNSANIN YARATILIŞDA ARALARINDA GEÇEN KONUŞMA.Dr. Doğan KUŞMAN [ 29.3.2018 Devamı
İSLÂM DİNİNİ BİLMEK İÇİN DİPLOMA MI LAZIM? Dr. Doğan KUŞMAN [ 15.3.2018 Devamı
İMAN ETMEK.Dr. Doğan KUŞMAN [ 8.3.2018 Devamı
Allah sizi seviyor mu?Dr. Doğan KUŞMAN [ 7.2.2018 Devamı
Dini yaşıyor musunuz?Dr. Doğan KUŞMAN [ 27.12.2017 Devamı
Ilımlı ve radikal İslamDr. Doğan KUŞMAN [ 18.11.2017 Devamı
MUTLU MUSUNUZ? Dr. Doğan KUŞMAN [ 15.9.2017 Devamı
KUR’AN MI? HADİS Mİ?Dr. Doğan KUŞMAN [ 29.7.2017 Devamı
RAMAZANDA ALLAH NE İSTİYORDr. Doğan KUŞMAN [ 29.5.2017 Devamı
ELHAMDÜLİLLAH MÜSLÜMANIZ! ERÇEKTEN Mİ?Dr. Doğan KUŞMAN [ 7.4.2017 Devamı
DİNİ NE ZANNEDİYORSUNUZ?Dr. Doğan KUŞMAN [ 17.3.2017 Devamı
CENNETE KİMLER GİRER?Dr. Doğan KUŞMAN [ 13.2.2017 Devamı
HİMMETE MUHTAÇ DEDE KALDI Kİ HİMMET EDEDr. Doğan KUŞMAN [ 20.1.2017 Devamı
Ölümden sonra yaşamDr. Doğan KUŞMAN [ 24.12.2016 Devamı
Mutluyum demeyinDr. Doğan KUŞMAN [ 9.12.2016 Devamı
ŞERİAT NEDİR? Dr. Doğan KUŞMAN [ 25.11.2016 Devamı
TARİKATA KARŞI OLANLARADr. Doğan KUŞMAN [ 12.11.2016 Devamı
Dr. Doğan KUŞMAN [ 12.11.2016 Devamı
Sayfalar : 1  2  3  4  
Yazarlar
Prof. Dr. Anıl ÇEÇEN

HEM HER ŞEY DEĞİŞECEK HEMDE TÜRKİYE DEĞİŞMEYECEK
M. Yahya EFE

Dünya Engelliler Günü
Hüseyin TOPRAK

UYAN ŞAHİN UYAN GÖR NELER OLDU…
Harika ÖREN

İnsanlığın Kırmızı Çizgileri
Metin Mercimek

YAŞAM ANLAYIŞIMIZ SEVGİ OLSUN
Belma Demir AKDAĞ

BİR YIL DAHA GİTTİ
Ahmet GÖKSAN

GELECEĞİMİZİN YOLU
Sevgi Ünal

YAZMIŞ KIŞMIŞ
Münevver ÖZCAN

TANIK OL KARAR VER
Dr. İbrahim ATEŞ

ÂŞÛRÂ GÜNÜNÜN DÜŞÜNDÜRDÜKLERİ
Nevin BALTA

İzmir İktisat Kongresi 100 Yaşında
Şahika ÖNER

BENİM ANNEM!
Ayten YAVAŞÇA

Artık bu solan bahçede bülbüllere yer yok
Fevziye ŞİMDİ

UMUT
Günseli RUMELİOĞLU

EVRİMİN GÜNCELLENMESi
Yekta Güngör ÖZDEN

Ne günlere kaldık…
Oktay ZERRİN

Anadolu Mektebi Okul Paneli
Arzu KÖK

Gençler!...
Dr. Doğan KUŞMAN

Müslüman mısınız?
Alev YILDIRIMCI

Zaman yok
Handan ÇÖLAŞAN

Bu DÜNYA
Bekir COŞKUN

Yazı bilmem
Orhan SELEN

UNUTKANLIK SALGINI
Elveda TANIK

LEBALEB KONGRE...

>>>>>>>>>>>>>>>>>>
 



 

 


>>>>>>>>>>>>>>>>>
 

 

 

 

Her Hakkı Saklıdır. Efe'ce Haber Gazetesi © 2008 Tasarım : Linear Yazılım

Reklam