Yüce dediğimiz mecliste çok kavgaya tanık olmuştuk.
Yumruklaşmalar, küfürleşmeler, bel altı vuruşlar gırlaydı.
70 yılı deviren ömrümüzde, bu tür kavgalara hiç şaşmadık.
Çünkü onlar, güya bizim için kavga ediyorlardı.
Son 10 yılda bu işlerin böyle olmadığını geç de olsa anladık.
Televizyonun olmadığı dönemlerde meclisi radyodan izledik.
Televizyon icat edildikten ve 1974 yılından sonra evlerimize girdiğinden bu yana yüce meclisi paket yayın da olsa izleme olanağı bulduk.
Ta ki 1985 yılına gelinceye dek.
O tarihten sonra TRT3 diye bir meclis kanalı açıldı, ahali meclisteki her gelişmeyi izler oldu.
Bir dönem geldi ki bu meclis televizyonu saat 19.00 dan sonra, ne hikmetse, ne tür bir gerekçeyle olduğu belli olmadan ahaliye kapatılır oldu.
Bu yüce dediğimiz meclisin ahaliye açık olduğu durumlarda yaşanan kavgalar sırasında bile meclis oturuma ara verdi ve kanal keyfine göre haberlerle takıldı.
Sadede gelelim mi?
Gelelim;
12 Eylül cunta başı Kenan Evren’i, Turgut Özal’ı, Süleyman Demirel’i, Ahmet Necdet Sezer’i ve Abdullah Gül’ü yüce meclis açılışlarında dinledim.
Geçtiğimiz gün de açılıp kapanan meclisin açılışında cumhurbaşkanı Erdoğan’ı dinledim.
Sanki yüce mecliste değil de miting meydanında gibiydi.
Konuşmasında bir parti grubuna hitap ettiğini bizzat kendisi vurguladı.
Meclisteki tüm partileri yok saydı.
Uzlaşmacı bir konuşma yerine gerginliği arttıran bir konuşma yaptı.
Geçmişteki cumhurbaşkanlarının böyle gergin bir konuşmasına tanık olmamıştık.
Hamdolsun(!) böyle bir gerginliği de gördük.
Bu konuşma sırasında ne basına saldırıyı kınama vardı ne Rusya’nın Suriye’de bombalamasına değindi ne de ekonomiden söz etti.
Bir saate yakın konuştu, gerginliği tavan yaptırdı ve gitti.
Tam o sırada Bitlis’in Güroymak İlçesinde kaymakamın aracına bomba yerleştirilmişti, kaymakam aracına binince patlatılacaktı, neyse ki farkına varıldı da bomba imha edildi.
Cumhurbaşkanı, mecliste gerginlik yaratma yerine, devletin kaymakamının aracına değil, devletin altına bomba yerleştirildiğini anlatabilir, barış ve kardeşlik mesajları verebilirdi.
Ne diyelim ki olmadı…
1 Kasımda seçim var.
Tüm partiler programlarını açıkladı.
Herkesin iyi düşünmesi gerektiği sulardayız.
“Bade harab’ül Basra” noktasına gelmeden…
|