Geçtiğimiz hafta bir gazetemiz, manşetten verdiği haberin başlığını, “Yüzsüzlük Dizboyu” diye vermişti.
Halk arasında “fak - fuk - fon” diye anılan Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Vakfı’na, yardım almak için başvuran 100 kişinin, dönümlerce arazisi, lüks dairesi, son model arabası bulunan kişiler olduğu tespit edilmiş.
Başlık güzel verilmiş ama bu olaya yüzsüzlük demek, bana göre çok hafif kalıyor.
Gazeteye manşeti atan meslektaşım, zarif davranmış, “yüzsüzlük” diye vermiş başlığı.
Oysa alçaklık, terbiyesizlik, ahlaksızlık, aç gözlülük, utanmazlık, pişkinlik, tüyü bitmemiş yoksul bebeğin hakkını gasp, helali haramı unutmuşluk, dahası düzenbazlık, madrabazlık, hokkabazlık, zübüklük, ne bileyim bir sürü alçaltıcı söz varken “yüzsüzlük” kullanılmış haberin başlığında.
İyi ki araştırma yapılmış da bulunan bu zübüklerin foyası ortaya çıkmış.
Ya araştırma yapılmasaydı...
Halk dilinde “para ile imanın kimde olduğu bilinmez” diye bir söylem vardır.
Gerçekten de eskiden öyleymiş.
Günümüzde çok şükür herkes imanlı(!) herkes paralı(!) görünme sevdasında.
Neden?
Herkes birbirini kandırmayı düşünüyor da ondan.
Bu arada ortaya çıkan bu tür insanların imanlı kişiler olduğundan söz edebilir misiniz?
İnanan insan, böyle zübüklüklere tevessül eder mi?
Bu tür insanlarla oturup konuşsanız, size din iman dersleri vermeye kalkışırlar.
Komşusu açken kendisinin tok olmasını hoş görmeyen anlayış nerede kaldı?
Dahası son model lüks arabasıyla devlet hastanesine gidip yeşil kartla tedavi olan kalantor zübüklere ne demeli?
İşsizlik ve yoksulluk arttıkça bu tür zübüklerin de sayıları her geçen gün artacak.
Bu durum sosyolojik bir olgudur.
Bilim adamlarının bu tür konular üzerinde çalışıp çözümler üretmesi gerekir.
Bana “bağımsız bilim adamı kaldı mı?” diye soracak olursanız; bu soruya verebilecek yanıtım yoktur.
Ancak şunu söyleyebilirim;
Kaldıysa, onlar da her şeyden elini eteğini çekmiş, suya sabuna dokunmamaya özen göstermeye başlamış dolayısıyla bilim adamı olduğunu bile unutmuş, silik kişilikler durumuna gelmişlerdir.
Böyle bir ortamda yaşamanın nasıl bir yaşama olduğunu onlar da çoktan unutmuş görünümdeler de…