Kilis Yardımlaşma derneği 

 

 

 

Sevgisiz dostluk olmaz!

Devamı
 

 

 

  

Milli Eğitim Vakfı Yönetim Kurulu Başkanı

Mehmet Temel ile röportaj


DEVAMI 

magazin

 

İPEKÇİ DEFİLESİ ve THALİA AWARDS

Devamı

 
 
 
 
 
 
  AKPINAR Temmuz 2017 Sayısı
 
 
 AKPINAR Mart 2017 Sayısı
 
 
 
Bir insanlık dersi...
 
 

 Orhan SELEN

Devamı

 

  
Hava Durumu Bilgileri

 
Anket
Anket Seçilmemiş
Diğer Anketler

Ziyaretçiler
Toplam Ziyaretçi :  27687785
Bugün Ziyaretçi :  400
Aktif Ziyaretçiler :  79

REZİDANS KADINIYIM ARTIK
 
Rezidansta oturmak özenilmeyecek gibi değildir. Ben de ara ara özenirdim ne yalan söyleyeyim. Özellikle güvenlik açısındandı benim özentim. Bir de kendini özel hissetme durumu var tabii. İnsanoğluyuz, olacak o kadar ufak tefek heveslerimiz.
 
Bu arada oturduğunuz binaya girmek için önce rezidansın girişinden girip üçüncü kata çıkıyorsunuz. Oradan dışarı çıkıp büyük bir alana iç içe serpilmiş çok katlı binalara yol alıyorsunuz. İşte onlardan birinin bilmem kaçıncı katında sizin daireniz. Oraya gelene kadar iki güvenlik görevlisi, bir şifreli turnike falan geçmeniz gerekiyor.
Olsun canım, rezidans kadınıyım artık.
 
Küçük oğlumun oturduğu rezidanstan bahsediyorum. Bir vesileyle bana da nasip oldu rezidansta oturmak. Bu arada bilgisayarımdan uyarı geldi rezidans deme yabancı dil kökenli diye. Konut diyecekmişim. Yani caddelerde onca yabancı isimde dükkan, AVM doluyken, hatta kendinizi yabancı bir ülkede sanacak bunlardan mahalleler oluşmuşken benim rezidans demem mi acayip geldi? Hem havalı. Bakın yazımın başlığına, o bile ne havalı.
 
Evet, bana da nasip oldu. Konuğum ama. İyi ki bir iki ay kalacağım. Yoksa havalı mavalı demez insan kafayı sıyırır buralarda. Kaç kat olduğunu sayamadığım gökdelenlerle çevrili bir ortama yine saymaya üşendiğim kadar yüksek binaları sıkıştırıp iki yeşillik, bir havuz, birkaç çardak, futbol alanı, çocuklara salıncak, kaydırak falan yapıp adını rezidans koymuşlar. Eğer yakınından metro geçmese birileri insanları kent yaşamından soyutlamak için yaratmış bu ortamı diye düşünesim var.
 
Rezidansın bahçesindeki market için olsa mıydı olmasa mıydı dedirtecek derecede yüksek fiyatlarla mecburen bazı şeyleri alıyorsunuz. Meyve, sebze yok sayılır zaten. Diğer gereksinimler mi? Onları da eve servis yapan marketlerin sanal siteleriyle halletmek zorundasınız. Hani o her mahallede neredeyse ikişer üçer bulunan üç harfli marketlere burada rastlamak olanaksız. Arabanız varsa bu işler kolaydır belki. Oğlumun arabası yok. Yakında evlenecek. Bu rezidansı da zorla buldu zaten. İşyerine oldukça uzak demedi, bir artı bir demedi can havliyle kendini attı. Çünkü kirası uygundu. Aidat, sıcak su parası, yakıt derken yine yüklü olsa da şimdilerde o paraya ev bulmak imkansız.
 
Tüm gün kafesteki kuş gibi yaşıyorsunuz. Eğer bir uğraşınız yoksa bir artı bir evin temizliği, iki kişinin yemeğinden ne olacak. İnsan birileriyle yüz yüze iki çift laf etmek istiyor. Sanki oturduğunuz yerde sizden başka kimse yaşamıyor. Göremiyorsunuz kimseyi. Oturduğunuz katta bile rastlayamıyorsunuz kimseye. Hani kapı önlerindeki ayakkabılar (insanlar rezidansta da yaşasa değişmeleri imkansız demek ki) olmasa iyice şüpheleneceğim. Oğlum, sabah altıda çıkıp akşam dokuzda konuşacak hali kalmamış olarak eve geliyor. Yemek yiyip uyuması bir oluyor. Öyle olunca da garibim marketçi alıyor nasibini. Girince başlayıp çıkana kadar yiyorum adamın başının etini. Burası nasıl bir yer, bu ülkenin hali ne olacak, Corona falan muhabbetime her gittiğimde maruz kalan adamcağız, rezidanstan ayrılacağım günü iple çekiyor olmalı.
 
İlginç ama rezidansın yakınında büyük bir hastane var. Hazır gelmişken fizik tedavi olanağından faydalanayım dedim. “Biz sizi ararız,” dediler. Önümde 1760 kişi varmış. Nereden gelmişse bu kadar insan? Ben şaşkınlıkla bankodaki görevliye bakarken “Bir yıl oldu hâlâ aramadınız,” diye bir kadın çemkirerek geldi. Yani oradan da kısmetim kapalıymış.
Olsun canım, rezidans kadınıyım artık.
 
O şatafatlı büyük ana giriş kapısındaki görevli, telefon ediyor siparişiniz geldi diye. Gelsin gelsin diyorum kasıntı kasıntı. Biraz sonra üç yüz liralık siparişinin iki poşetin dibinde geldiğini görünce beş dakika önceki halimden eser kalmıyor. Omuzlarım düşmüş. Tuvalet kağıdı bile alamamışım çok yüklenmemeyim limiti düşük sanal kartıma diye. Çünkü 100 liradan başlıyor en ucuzu. Daha ucuzlarını bulmak lazım. Ama nereden diye düşünürken gelen yiyeceklerin arasından sararmış çürümeye yüz tutmuş olanları ayırmaya çalışıyorum.
Olsun canım, rezidans kadınıyım artık.
 
Biraz sonra telefon edip rezidansın teknik servisini çağıracağım. Pencerenin birinin sapı elimde kaldı da. Balkon yok, bari boynumu uzatayım şu camdan dedimdi. Hoş fazla uzatmaya gelmez, alimallah bu kadar yükseklerde insanın başı döner falan.
Şimdi siz, “Olsun canım, rezidans kadınıyım artık,” diyeceğimi sanıyorsunuz değil mi?
Allah burada oturanlara kolaylık versin. İyi ki bir iki aylığına buradayım. Yalnız bir sorun var ki bu süre içinde kiralık bir daire bulmam gerekiyor. Bu konudaki izlenimlerimde buluşmak üzere.
 
Ceyda Sevgi Ünal
 
 

 

 

Ekleyen:  Sevgi Ünal
Tarih:  5.1.2022
İzlenme: 
Yazdır:Yazdır
Eklenen Yorumlar 
Sevgi Ünal Yazıları
HAKKI & HAKİYESevgi Ünal [ 20.11.2022 Devamı
HAKKI&HAKİYESevgi Ünal [ 20.11.2022 Devamı
HAKKI&HAKİYESevgi Ünal [ 20.11.2022 Devamı
14. YIL KUTLU OLSUNSevgi Ünal [ 9.11.2022 Devamı
KADINSAN RAHAT YOKSevgi Ünal [ 21.9.2022 Devamı
STETOSKOPLAR KANLANMASIN ARTIKSevgi Ünal [ 12.7.2022 Devamı
PAYANDAMSevgi Ünal [ 19.6.2022 Devamı
ÜÇ HARFLİLERLE ÇALIŞANLARSevgi Ünal [ 14.6.2022 Devamı
ÖLÜMÜN KAREKODUSevgi Ünal [ 26.5.2022 Devamı
23 NİSAN’IMSevgi Ünal [ 23.4.2022 Devamı
BİBER DOLMASISevgi Ünal [ 11.4.2022 Devamı
14 MART TIP SUSKUNLUĞUSevgi Ünal [ 14.3.2022 Devamı
KADINMIŞIMSevgi Ünal [ 7.3.2022 Devamı
REZİDANSTAN MAHALLE ARASINASevgi Ünal [ 22.2.2022 Devamı
DİKEN ÜSTÜ Sevgi Ünal [ 14.9.2020 Devamı
CORONALI BAYRAMLARSevgi Ünal [ 29.7.2020 Devamı
GEYİK MUHABBETİSevgi Ünal [ 17.7.2020 Devamı
BEN BİR KORKAĞIM Sevgi Ünal [ 22.6.2020 Devamı
BABALAR EVİMİZİN DİREĞİDİRSevgi Ünal [ 20.6.2020 Devamı
SÜTYENİMDEN YAPSAM Sevgi Ünal [ 8.4.2020 Devamı
SÜTYENİMDEN YAPSAM Sevgi Ünal [ 8.4.2020 Devamı
DEFOL CORONA Sevgi Ünal [ 23.3.2020 Devamı
SUSMA KADINSAN KONUŞMAN GEREKSevgi Ünal [ 8.3.2020 Devamı
YAŞLININ KUM SAATİ Sevgi Ünal [ 6.2.2020 Devamı
KANAL TEDAVİSİ Sevgi Ünal [ 1.1.2020 Devamı
ÖĞRETMEN OLMAKSevgi Ünal [ 24.11.2019 Devamı
BİREBİR ON BİRSevgi Ünal [ 8.11.2019 Devamı
SESSİZ AYAKKABILAR YÜRÜYÜŞÜSevgi Ünal [ 20.10.2019 Devamı
HADİ SALLANMAYALIMSevgi Ünal [ 27.9.2019 Devamı
KÜRKÇÜ DÜKKÂNI Sevgi Ünal [ 18.9.2019 Devamı
EYLÜLE SİTEMSevgi Ünal [ 1.9.2019 Devamı
SİYANÜRLENEN HAYALLERİMİZ Sevgi Ünal [ 4.8.2019 Devamı
BODRUM KARANLIĞI YÜREKLİLERSevgi Ünal [ 27.7.2019 Devamı
O AYAKKABI İSTANBUL’UNSevgi Ünal [ 11.7.2019 Devamı
İSTANBUL GERÇEK SEVGİYE LÂYIKSevgi Ünal [ 25.6.2019 Devamı
Sayfalar : 1  2  3  4  5  6  7  8  
Yazarlar
Prof. Dr. Anıl ÇEÇEN

ALMANYA'NIN HATASINI TÜRKİYE TEKRARLAMAMALI
M. Yahya EFE

THM Koroları ve Kilis Türküleri
Hüseyin TOPRAK

BU İŞLER BÖYLE GİTMEMELİ…
Harika ÖREN

Sonbahar Rüzgarları
Belma Demir AKDAĞ

İNSANİ YOKSULLUK
Ahmet GÖKSAN

YAPININ YENİLENMESİ
Sevgi Ünal

HAKKI & HAKİYE
Münevver ÖZCAN

BÜTÜN BABALAR AYNI BİLİRDİM. ANLADIM Kİ DEĞİLMİŞ…
Metin Mercimek

24 KASIM ÖĞRETMENLER GÜNܒNÜN ÖNEMİ
Ayten YAVAŞÇA

Artık bu solan bahçede bülbüllere yer yok
Arzu KÖK

Gençler!...
Fevziye ŞİMDİ

HAYATIMIZLA OYNUYORLAR !
Günseli RUMELİOĞLU

GÜNDEMİN İZLERİ
Dr. Doğan KUŞMAN

Müslüman mısınız?
Oktay ZERRİN

Anadolu Mektebi Okul Paneli
Alev YILDIRIMCI

Zaman yok
Nevin BALTA

Harf Devrimi’nin 94. Yıl Dönümü
Yekta Güngör ÖZDEN

Ne günlere kaldık…
Handan ÇÖLAŞAN

Bu DÜNYA
Orhan SELEN

UNUTKANLIK SALGINI
Dr. İbrahim ATEŞ

ÂŞÛRÂ GÜNÜNÜN DÜŞÜNDÜRDÜKLERİ
Elveda TANIK

LEBALEB KONGRE...
Şahika ÖNER

SONBAHARIN İÇİNDE!
Mehmet KADIOĞLU

Efece Haber'de

 

 

 

 

Her Hakkı Saklıdır. Efe'ce Haber Gazetesi © 2008 Tasarım : Linear Yazılım

Reklam